| Konya | Ankara |
| Aksaray | Kayseri |
| Karaman | Antalya |
| Niğde | Kırşehir |
| Afyon | Isparta |
Rahmetli Turgut Özal, iktidara gelir gelmez güya çalışanların lehine olacak birtakım düzenlemeler yapmıştı. 08.05.2008 09:22:41
Önce Konut Edindirme Yardımı’nı (KEY) bordrolara taşıdı, ardından Tasarruf Teşvik Hesabı adı altında kesintiler yapılmaya başlandı. Bunlar, çalışanların ileriye yönelik kazançları olacaktı. Evdeki hesap çarşıya uymadı ve ikisi de enflasyon canavarına yenilerek ortadan kaldırıldı.
Özal’ın kendisi ekonomist olmasına rağmen, o bile neler olduğunu anlayamadı. Belli ki, o ünlü enflasyon canavarının her dönem ortalarda gezdiğini hesap edememişti. Sonra Konut Edindirme Yardımları ve Tasarruf Teşvik Hesapları rafa kaldırıldı. Bir dönem TTH’den kendi isteğiyle çekilenlere devletçe verilen hisselerin üstüne, tabiri caizse dönemin iktidarları tam anlamıyla yattı.
Ardından, yine bu TTH tam anlamıyla kaldırıldıktan sonra, herkes paralarını taksitler halinde aldı. Tam tasarruf hesaplarını daha önce alıp, devletçe verilen paraların güme gittiğini düşünenlere, AK Parti iktidarı “Böyle düşünmeyin, hakkınızı alacaksınız” dedi ve herkes gerçekten de hakkını aldı. Bu sözlerimden, kimse iktidar yalakalığı yapıyor anlamı falan çıkarmasın. Ben gerçek olanı yazıyorum, zaten durumun böyle olmadığını da yazının devamında anlayacaksınız.
Efendim, 2006 yılı başlarında Başbakan Sayın Tayip Erdoğan, TTH’lerin halledildiğini ve sıranın KEY sahiplerine geldiğini, bu paraların ödeneceğini müjdeledi. Bordrolu çalışanlar, bu haber karşısında sevindi. Çoğunluk “Demek, devlet hiçbir zaman paraların üzerine yatmıyor” diye düşünmeye başladı.
Elbette önüne gelene “Buyur, paranı hemen al” denilmeyecekti. Zaten, hesap kitap yapılmadan bunun gerçekleşmesi de mümkün olamazdı. Gelen açıklamalarda, cüzi bir rakam telaffuz ediliyordu. Olsun, bu da bir şeydi.
Açıklamanın üzerinden iki yıl geçti, ortada ne ödenen bir kuruş var ne de ödeneceğine dair bir emare. Üstüne üstlük, yapılan incelemelerde bir dönem de mükerrerlikler ortaya çıkmış, ortalık fena karışmıştı. Sonra, bu durumun da düzeltildiği ve her şeyin yolunda olduğu belirtildi.
Ara sıra birilerinin çıkıp yaptığı açıklamalara göre, KEY’ler Nisan ayı sonunda ödenecekti. Neredeyse Mayıs ayının ortalarına geldik, kimseden ses seda yok. Ha, hiç mi yok derseniz var. Cılız bir ses, ulufe bağışlar gibi “Biz işlerimizi tamamladık, ama bakanlar kurulunun iki ay daha uzatma yetkisi var” gibi kulakların işitemeyeceği şekilde bir şeyler mırıldanıyor.
Benim anlayamadığım nokta ise, madem her şey tamamsa bu uzatma neyin uzatması. Aklıma, futbol maçlarında hakemlerin üç dakikalık uzatma gösterip, beş dakika uzatma oynatması geliyor. Bu esnada da birileri gol yerse, artık şansına küssün.
AK Parti iktidarının yaptığı en iyi işlerden birisi olacaktı bu KEY ödemeleri. Böylece, devletin hiçbir zaman ve hiçbir şekilde kimsenin hakkını yemediği ortaya çıkacaktı. Dar gelirlinin, ha işte çerez parası olacak gözüyle baktığı bu paralar, ne zaman ödenecek Allah aşkına birileri çıkıp açıklasın.
Az daha unutuyordum.
Geçtiğimiz ay, İstanbul’da ünlü bir likör fabrikasının arazisi satışa çıkarılmıştı. Şu anda durum ne bilmiyorum, ama söylenenlere göre buranın satışından gelecek paralar, KEY hak sahiplerine dağıtılacakmış. Ben ekonomist değilim, ancak herkes iyi biliyor ki buradan gelecek paralar KEY sahiplerinin dişinin kovuğuna bile yetmez. Tabii, ödeneceği iddia edilen rakamlar doğruysa…
Lâstik gibi sündürülüp durulan, ne zaman ve hangi tarihte ödeneceği belli olmayan bu KEY’ler için hiç olmazsa ödeme tarihi verilsin ki, hak sahipleri de artık “Ne zaman ödenecek” demekten kurtulsun.
REFORMLARI BEĞENMEMİŞLER!
Bu AB midir nedir, bizi almamak için yıllardır mazeret üretip duruyor. Biz de, ısrarla içlerine girmek için çaba harcıyoruz. Her dediklerini yapıyoruz, ama sonuçta çıkıp “Iııh, beğenmedik” diyerek suratlarını ekşitiyorlar.
İleri ülkeler seviyesine ulaşmak için, AB’ye girmek acaba şart mıdır diye düşünüyorum.
Sonra aklıma birdenbire, dünya ekonomisini allak bullak eden Çin geliyor, Hindistan geliyor.
Kendi kendime soruyorum, “Acaba bunlar AB üyesi mi” diye.
Asya ülkesi olduklarına göre, herhalde Avrupalı olduğunu iddia edenlerin birliği AB’ye girecek değillerdir. Millet olarak, kendi içlerinde birliği sağlamışlar ve başka birliklere ihtiyaç duymuyorlar anlaşılan.
Sümer’lerden bu yana defalarca Türk devleti kurmuş olan ve bu devletleri yüzyıllar boyu ayakta tutmuş bir millet olarak, acaba bize kaç Avrupalı yardım etmiştir? Her dönem, kendi kendimizi idare etmiş ve bir başka deyişle kendi göbeğimizi kendimiz kesmişizdir.
İki gün önce, AB yine “Reformları beğenmedik” açıklaması yapmış.
Sevsinler.
Mazeret üretmek onların işi, ille gireceğiz diye dayatmak bizim işimiz. Bu işin cılkı çıktı artık, burası Türkiye ve atalarımızın yaptığı gibi kendi işimizi kendimiz görmek zorundayız. Sonra, şunu unutmayalım ki birtakım kuruluşların zamanı gelince miadı dolar.
Bana göre, bu AB’nin de artık miadı dolmuştur.
Eskimişi bırakalım, yenilerine bakalım.
Benden söylemesi…
Bu yazı için kayıtlı yorum bulunmamaktadır.
Şu an sitemizde 3 aktif ziyaretçi bulunmaktadır. [+] Ayrıntılı istatistikler için tıklayın.