| Konya | Ankara |
| Aksaray | Kayseri |
| Karaman | Antalya |
| Niğde | Kırşehir |
| Afyon | Isparta |
İnfak, kişinin malını veya parasını, kendisi, ailesi, akrabaları ve fakirler için harcaması, Allah rızası için, (israf veya cimrilik yapmadan) yeterince mal veya para sarf etmesidir. 09.05.2008 09:07:21
Allah’ın bize ihsan ettiÄŸi mal ve para nimetini, harama ve israfa düÅŸmeden helal dairede cömertçe sarf etmek infaktır.
Kur’ân’a göre infak, Allah’ın bize kazandırdığı maldan, Allah rızası için hayır yollarında harcamak demektir. BaÅŸka bir ifadeyle, kiÅŸinin ölmeden önce, önden âhirete ve ebediyet yurduna gönderdiÄŸi mal ve servettir. Bu hususta zikredilen Âyetlere bakalım:
* “…Gayba (Allah’a ve âhirete) iman edenler ve namazı dosdoÄŸru kılanlar, bizim kendilerine rızık olarak verdiklerimizden infak ederler…” 1
* “Namazı kılın, zekâtı verin. Hayır ve iyilik olarak önden ne gönderirseniz, Allah’ın katında onu bulacaksınız. Allah yaptıklarınızı görmektedir.” 2
* “Sana ne infak edeceklerini sorarlar. De ki: İnfak edeceÄŸiniz mal anne-baba, akrabalar, yetimler, düÅŸkünler ve yolcular içindir. Hayır olarak ne yaparsanız, ÅŸüphesiz Allah onu bilir.” 3
* “Mallarını Allah yolunda sarf edenlerin durumu, her baÅŸağında yüz tâne olmak üzere yedi baÅŸak veren tânenin durumu gibidir. Allah dilediÄŸine kat kat verir. Allah’ın lütfu geniÅŸtir. O her ÅŸeyi bilendir.” 4
* “Gece-gündüz, açık-gizli mallarını infak edenlerin mükâfâtlarını Rab’leri verecektir. Onlara korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir.” 5
* “SevdiÄŸiniz ÅŸeylerden infak etmedikçe gerçek iyiliÄŸe eriÅŸemezsiniz. Her ne infak ederseniz Allah onu bilir.” 6
* “Hayra harcadığınız bir ÅŸeyin yerine daha iyisini koyar. Çünkü O, rızık verenlerin en hayırlısıdır.” 7
* “Birinize ölüm gelip de, ‘Rabb’im, Beni bir süre ertelesen de, sadaka versem ve iyilerden olsam!’ diyeceÄŸi zaman gelmezden önce size verdiÄŸimiz mallardan (kendi iyiliÄŸiniz için) sarf edin.” 8
Peygamber Efendimiz (sav) buyurmuÅŸ ki: “Sizler, vârisinizin malını kendi malınızdan daha çok seviyorsunuz. Gerçek malınız, âhirete gönderdiÄŸiniz maldır. Vârisinizin malı ise dünyada bıraktıklarınızdır.” 9
Malı âhirete göndermek, malı infak etmekle, yani malı, Allah rızası için vermekle mümkündür. BaÅŸka hiçbir biçimde mal âhiret tarafına geçmez, ebedî olmaz, bizde kalmaz, elimizden tutmaz.
İslâm dininde veren el, alan elden üstündür. Vermek için çok mala da gerek yoktur; bilâkis, “az” maldan vermek, daha makbuldür.10 Zaten “mâûn”, insanlara az-çok demeden yardım yapmak demektir. Allah, Mâûn Sûresi’nde ÅŸöyle buyurur:
“Dini yalanlayanı gördün mü? İşte yetimi itip kakan odur. Yoksulu doyurmayı teÅŸvik etmeyen de odur. Yazıklar olsun o namaz kılanlara ki, onlar (görev ve) namazlarında sehiv yapan gafillerdir ki namazı ciddîye almazlar, onlar gösteriÅŸ yaparlar ve en küçük bir hayra dahi yardımcı olmazlar!” 11
Mâûn Sûresi, hayır için vermeyeni ÅŸiddetle kınıyor, her türlü cimriliÄŸi ve riyâkâr tutumu ayıplıyor. Dini, davranışlarıyla yalanlamak sayıyor. Çünkü dinin özünde, cimrilik ve riyâkarlık haramdır. Cimriler, yoksulu üzer, yetimi mahrum bırakır. El ucuyla veren riyâkar cimriler, vermemeyi marifet sayarlar. Halbuki, tam tersine dinde mümkün mertebe vermek, yoksulu gözetmek, yetime kol-kanat germek, gösteriÅŸten uzak bulunmak, hayır hizmetlerini desteklemek övülmüÅŸ ve Allah tarafından büyük ödül vaat edilmiÅŸtir. Dinde az-çok hiçbir hayır küçümsenmez. “Az veren candan, çok veren maldan” atasözü, fakirin az olan infakını, zenginin çok infakına denk tutar. Burada niyetler çok önemlidir.
Hatta dinimize göre, “sayıda var, sallamada yok” öz deyiÅŸine göre, kalitesiz, çokça mal infak etmek, kiÅŸiyi riyâya sevk edebilir. Bu yüzden en hayırlı olan, en çok sevdiÄŸin ÅŸeyden (infak edip) vermektir. 12 Allah, gücü yetenler için, kullarına ihsan ettiÄŸi maldan (onları imtihan etmek için) kendi yolunda infak etmeyi emreder. O halde mümkün mertebe infak etmekten, yani yoksula, yetime ve din hizmetine kol kanat germekten, yani âhiret yurdu için, Allah katına mal göndermekten, yani az-çok demeden vermekten geri kalmamak gerekir.
Ahiret yurdu için vermeyi unutmak ya da gevÅŸek davranmak bir yana, infak iÅŸini çok ciddiye almak ve acele etmek lâzımdır. Çünkü dünya, en hesapta olmayan bir saatte bizi (ölümle) kapı dışarı edebilir. Dünya, malımıza da, mülkümüze de el koyabilir. Esasen, bizim malımız-mülkümüz nefsimizin cimriliÄŸi sebebiyle dünya tarafından zaten ipoteklidir. Kaldı ki, malı çok istemenin yolu zaten hırs deÄŸil, kanaattir. “EÄŸer malı çok seversen hırs ile deÄŸil, belki kanaat ile malı talep et; tâ ki çok gelsin.”13 Çünkü, hırslı adam, zengin de olsa, fakirdir. Kanaatkar adam, fakir de olsa, zengindir. Kanaatin bir gereÄŸi de sahibini “veren el” üstünlüÄŸü ile yaÅŸatır. Mal, gerek görüldüÄŸü her zaman infak edilmeli, yani, yeri geldikçe hayır yollarında sarf edilmek suretiyle bereketli ve ebedî kılınmalıdır.
Suyu kullanılan kuyuların, menfezleri açık olduÄŸu için, suyu duru ve bereketli olduÄŸu gibi, aÄŸaçlar da usûlüne uygun budandıkça gürleÅŸir ve güçlenir. Bu misâle göre, zekat ve sadakanın üç faydası vardır: Birincisi, malı azaltmaz, bereketlendirir. İkincisi, belâyı defeder veya hafifletir. Üçüncü de, infaktan dolayı cemiyette hürmet ve muhabbete vesile olur.
DİPNOTLAR:
(1)- Bakara Sûresi, 2 / 3 ; (2)- Bakara Sûresi, 2 / 110 ; (3)- Bakara Sûresi, 2 / 215 ; (4)- Bakara Sûresi, 2 / 261 ; (5)- Bakara Sûresi, 2 / 274 ; (6)- Âl-i İmrân Sûresi, 3 / 92 ; (7)- Sebe’ Sûresi, 34 / 39 ; (8)- Münâfikûn Sûresi, 63 / 10 ; (9)- Câmiü’s-SaÄŸîr, 1 / 690 ; (10)- Câmiü’s-SaÄŸîr, 2 / 1852 ; (11)- Mâûn Sûresi, 107 / 1-7 ; (12)- Âl-i İmrân Sûresi, 3 / 92 ; (13)- Bediuzzaman, Mektûbât, s. 263
Bu yazı için kayıtlı yorum bulunmamaktadır.
ABDÜLKADİR ETÖZ - yazara ait bütün köşe yazılarını için TIKLAYIN.
Şu an sitemizde 1 aktif ziyaretçi bulunmaktadır. [+] Ayrıntılı istatistikler için tıklayın.