| Konya | Ankara |
| Aksaray | Kayseri |
| Karaman | Antalya |
| Niğde | Kırşehir |
| Afyon | Isparta |
Aslında bugün başka bir konuyu gündeme taşıyacaktım, ama önceki akşam eve giderken karşıma çıkan bir büyüğüm önce piyasalardaki sıkıntıdan, sonra da ahlaktan ve bittiğinden dert yanmaya başlayınca durup dinledim.06.03.2008 01:52:58
Para sıkıntısından bahsederken, sözü birdenbire yan taraftaki arabalara getirdi. Doğrusu, ben trafiğin arabaları çektiği hissine kapılırken ve içimden “Sokak aralarındaki araçlar da yandı” diye geçirirken, dostum birdenbire ahlaktan falan bahsetmeye başladı.
“Nasıl yani, anlayamadım. Biraz açar mısın” dedim.
“Yahu, dedi. Arabaların üzerlerine birer kâğıt bırakmışlar. Ebru, tel bilmem kaç. Filiz, tel bilmem kaç. Yeşim, tel bilmem kaç. Resmen, el ilanlarıyla müşteri arıyorlar. Kaç gündür bu böyle, iyisinden bıktık”
“Hayırlısı bakalım” diyerek yanından ayrıldım, ama yolda yürürken düşünmeye başladım. Sanatçı geçinen bazı hanımefendilerin, neredeyse günü birlik boşanma olayları televizyonlara yansımıyor mu? Bunların mazeretleri her zaman “Anlaşamadık, ayrıldık” olmuyor mu?
Hatta daha ileriye gidip, evlendikten sonra incir çekirdeğini bile doldurmayacak bir mazeret göstererek, “Ben sanatçıyım. Sadece sanatımla evliyim, bu iş yürümüyor” deyip, daha bir ay önce bin bir şaşaa ile evlenen, sonra da eşine tekmeyi yapıştıran hanımefendiler magazin programlarında fink atmıyor mu?
Sadece bunlarla sınırlı kalsa iyi.
O ünlü (!) “Biri bizi gözetliyor” adındaki ne idüğü belirsiz ve erkekli kadınlı herkesi bir araya toplayan program, milleti çıldırtmadı mı yıllardır? Aynı mekan içerisinde, kimin eli kimin cebinde gezip durdu herkes. Bunları da millet izleyip, kendine göre bir pay çıkardı.
Ardından falanca star yarışması, feşmekanca star yarışması derken gördük oraya gelenlerin ne kadar star olduğunu. Birbirleriyle kavga eden yarışmacılar, sözde jüri üyeleriyle karşılıklı atışmalar. Kimisi kocasından, kimisi sevgilisinden ayrılmış akılları sıra şöhret peşinde olan sürüyle kadın kız.
E, hal böyle olunca bunları izleyen insanların çoğu etkilenmez mi?
Etkilenecek elbet, sonra da gidip onun bunun arabalarına kağıt sokuşturup, kısa yoldan köşeyi dönmenin yolunu arayacaklar. Bulabilirlerse bir tanıdık, gidip rezaletin bini bir para televizyon programlarında arzı endam edecekler.
Şöyle gençlik yıllarımı düşünüyorum da, bırakın kızlarla elele dolaşmayı dönüp bakamazdık bile. Bakmak bir yana, biz hadi kendimize hakim olamayıp göz ucuyla süzsek hem kendimiz kızarır hem süzdüğümüz kız kızarıp bozarırdı.
Akşamları dikkatimi çekiyor, özellikle güzel havalarda birbirleriyle sarmaş dolaş kızları erkekleri görüyorum, içim burkuluyor. Bunların anaları babaları bir şey demiyor mu diye, aklımdan geçiriyorum. Çoğu sözlü, nişanlı bile değil. Arkadaş kisvesi altında, gereğini yapıyorlar. Bir de yine aynı evi paylaşan, ama sadece arkadaş olduklarını iddia eden kızlı erkekli yaşayanlar var.
Çoğu ailenin kiralık ev bulmakta sıkıntı çektiği, bulsa dahi fahiş paraların istendiği dönemde bunlardan gelecek paraya tamah ederek evlerini yukarıda sözünü ettiklerime kiraya verenler de, kusura bakmasınlar bunlara çanak tutuyorlar.
İçim kanıyor, yüreğim sızlıyor. Giderek artan bu ahlak çöküntüsü karşısında, İstiklal Savaşı’nda top, tüfek, mermi taşıyan ninelerimizi düşünüyorum. Şimdilerde sıkıntıyı öne sürüp bu işleri yapanlara karşılık, onlar yalın ayak, aç biilaç ve hatta çoğu zaman uykusuz kalarak bu ülkeyi emanet etmedi mi?
Eğer bu emanete sahip çıkamıyorsak, suç hepimizin. Anlaşılan, çocuklarımızı iyi yetiştirememişiz. Ahlak kavramının ne denli önemli olduğunu onlara öğretememişiz. Sadece okumasını öğütleyerek, eğitimden uzak tutmuşuz.
Bu bölümü, Çiçero’nun ünlü bir sözüyle noktalıyorum:
“Milletler parasızlıktan değil, ahlâksızlıktan çökerler”
Konya’ya bir haller oluyor
Türkiye’de temizliğiyle nam salmış bir kentiz. Herkesin bu konuda parmakla gösterdiği Konya’da, son zamanlarda yaşanan aşırı hava kirlenmesiyle birlikte sokaklar da pek temiz değil. Eski görüntüsünden çok uzak, aşırı pis olmasa da…
Hayır, kimseyi suçluyor falan değilim. Ancak gerçekten de pırıl pırıl olan Konya’mızın bu hali, kanıma dokunuyor. Sabah işe gelirken, akşam eve giderken başta sağda solda atılı sigara izmaritleri görüyorum. Çekirdek kabuklarına rastlıyorum, kâğıt parçalarının yerlerde verdiği görüntüye üzülüyorum.
Yetkililer gerekeni yapmıyor mu, işçiler çalışmıyor mu diye soracak olursanız onlar çalışmasına çalışıyor, ama bizler bir türlü nezaketi öğrenemedik. Elimize geçen ne varsa, sokaklara atmaktan ve görüntü kirliliğine sebep olmaktan vazgeçmiyoruz.
Öte yandan, bazı kavşak noktalarında üst geçit ya da ışıklar bulunmaması yayaları tehlikeye atıyor. Otobüs duraklarındaki dengesizlik de, ayrı bir konu. Bir bakıyorsunuz elli adımda bir durak, bir de bakıyorsunuz aynı hatta iki kilometre sonrasında bir durak.
İnsan, ne yapacağını ve nasıl hareket edeceğini şaşırıyor.
Kısacası, Konya’ya bir haller oluyor.
Bu yazı için kayıtlı yorum bulunmamaktadır.
Şu an sitemizde 3 aktif ziyaretçi bulunmaktadır. [+] Ayrıntılı istatistikler için tıklayın.