Son Dakika
BAĞLANTILAR
HAVA TAHMİNLERİ
Konya Ankara
Aksaray Kayseri
Karaman Antalya
Niğde Kırşehir
Afyon Isparta

Hz. Ebubekir (ra) de hesaba çekilme korkusu

VEYİS ERSÖZ - veyisersoz@yahoo.com

İslam dinini ilk kabul edenlerden, malını ve servetini İslam için harcayan, Peygamber Efendimizin mağara ve hicret arkadaşı olan, hayatında cennetle müjdelenen ve ahir zaman Nebisi’nin: “Ümmetimden cennete ilk giren Ebu Bekir (ra) olacaktır” ifadesine mazhar olan Hazreti Ebu Bekir Efendimiz bazen:14.05.2008 11:02:10
Yazıyı KüçültYazıyı Büyüt

“Ah keşke bende kesilen bir ağaç gibi olsaydım” Keşke hayvanların yiyeceği bir ot olsaydım”! derdi. Bu büyük zat bir gün girmiş olduğu bir bahçede bir hayvan görmüş ve içini çekerek: “Sen ne kadar bahtiyarsın ki, yiyip içip ağaçların gölgesinde dolaşıyorsun ve ahirette de hesaba çekilmeyeceksin. Keşke Ebu Bekir de senin gibi olsaydı” buyurmuştur. Onlar ki cennetle müjdelendikleri halde ölümden ve hesaba çekilmekten böylesine korkarlar ise ya bizlerin şimdiki Müslümanların hali nice olur?

Zaman olur kendisinin bir ot, bir çayır-çimen olmasını, başka bir zaman gelir bir hayvan olmasını bile talep eden Müslümanların ilk halifesi olan Hz. Ebu Bekir Sıddik (ra) Peygamberlerden sonra bütün insanların en hayırlısıdır. Ehlisünnet inancının gereği bu şekildedir. Peygamberimizin en sadık dostu Ebubekir (ra)’i iyi anlamalıyız.

İbn-i Şirin hazretleri anlatıyor:

“Hz. Ebu Bekir (ra) ölümü yaklaştığı sıralarda kızı Hz. Aişe’ye (ra): “Gönlüm devlet hazinesinden hiçbir şey almak istemiyordu. Lakin Ömer (ra)- Ticaretle meşgul olursan Müslümanların işi yürümez- dedi. Bir miktar almaya mecbur kaldım. Bundan dolayı falan yerdeki bahçem buna karşılık devlet hazinesine verilsin” diye vasiyet etmişti. Hz. Ebu Bekir (ra) vefat edince kızı Hz. Aişe validemiz Hz. Ömer’e (ra) adam göndererek babasının vasiyetini bildirdi ve o bahçeyi devlet hazinesine verdi. Bunun üzerine Müslümanların ikinci Halifesi Hz. Ömer (ra):

“Allah senin babana rahmet etsin! O, hiç kimsenin ağzını açıp da kendisi hakkında bir kelime konuşmasına fırsat ve imkan bırakmadı” demiştir.

Hz. Ali (ra) anlatıyor: Ebu Bekir vefatına yakın beni çağırdı, bana gözümün nuru, dostum, azizim diye hitap ederek: “Vefatım yaklaştı, vefat edince Resul-i Ekrem’i yıkadığın mübarek ellerinle beni de yıka, techiz ve tekfinden sonra tabuta koyup Resul-i Ekrem’in Ravza-i Mutahharası kapısının önüne götür. Ya Rasulullah! Hazreti Ebu Bekir kapıdadır, izin istiyor diye söyle. Eğer kapının kilidi anahtarsız açılırsa, beni Seyyid-i alemin arka tarafına defnedin. Yoksa Baki Kabristanına götürün dedi. Vasiyeti üzerine techiz ettim. Ravza-i Mutahharanın kapısına götürdüm. Hz. Ebu Bekir’i getirdiğimizi söyledim. Kapının kilidi kendiliğinden açıldı ve – Habibi, habibe kavuşturun! Sevdiğini çok özlemiştir- diye ses duydum” buyurdu.

Peygamber Efendimizin en yakın dostu, sağlığında cennetle müjdelendiği, Müslümanların ilk halifesi olduğu halde ölümden ve hesaba çekilmekten son derece korkan Hz. Ebu Bekir böylede bizlerin durumu nasıl olur diye düşünebiliyor, tefekküre dolabiliyor muyuz? Ölüm ve sonrasının muhasebesini çok etraflı bir şekilde yapmalıyız!

Bu yazı toplam 70 kez okunmuş.

Yorumlar

Bu yazı için kayıtlı yorum bulunmamaktadır.

İlk yorumu siz yapın!

Şu an sitemizde 3 aktif ziyaretçi bulunmaktadır. [+]> 01.07.2006 itibariyle sayfa gösterimi

HakimiyetYeni Gazete İletişim ve Yayıncılık Ltd. Şti. | Copyright © 2008, All Rights Reserved. Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. Herhangi bir haber veya içerik; izinsiz ve/veya kaynak gösterilmeden kullanılamaz.