| Konya | Ankara |
| Aksaray | Kayseri |
| Karaman | Antalya |
| Niğde | Kırşehir |
| Afyon | Isparta |
Biz avukatlar, duruşma sıramızı beklerken, duruşma salonunda bizden önceki davaların duruşmasını da izleriz. Salı günü aile mahkemesinde bir davanın duruşmasında izleme durumunda oldum. İlginç bir boşanma davası. 15.05.2008 11:01:01
Hanım mimar. Eşi savcı. Geçimsizliğin nedeni, ne para ne pul, nede kendi mizaçlarından kaynaklanan bir sorun. Ne mi? başörtüsü... Yanlış okumuyorsunuz... Başörtüsü diyorum. Davanın seyrinden anladığımıza göre, taraflar evlenmeden hanım başı kapalı imiş. . Savcı beye, hanım kız, bak demiş beni istiyorsun, ama ben kapalıyım ve başımı açamam. Bu benim hayat tarzım… İnancımın gereği… Beni bu halimle alırsan alırsın… Yoksa sen bilirsin demiş... Olayların gelişinden kendisi de inançlı olduğu anlaşılan savcı bey, kızı da çok seviyor olmalı ki, tamam, gerekirse savcılıktan istifa eder, avukatlık yaparım seni bu halin ile kabul ediyorum diyor. Yani taraflar birbirlerini seviyor ve istiyor. Evlilik gerçekleşiyor. Ama düğün günü sorun da başlıyor. Savcı bey tedirgin… Düğüne adalet müfettişlerinin, üst düzey yargıçlarında geleceğini öğreniyor. Gelinin başı kapalı olursa, bu durumun kendi istikbali için engel olacağını söylüyor.
Bundan sonraki evlilik hayatında, savcı bey sırf meslekteki ilerleme kaygısı ile, eşini çok sevmesine rağmen, eşinin başını açmasını, hatta dekolte giymesini de istiyor. Ne adına istiyor bunu? Meslekte ilerlemesinin engellenmemesi için. Peki savcı beye bu baskıyı, kendisi de inançlı olmasına, başörtüsüne karşı olmamasına, eşini de sevmesine rağmen kim kuruyor? Onu eşinden boşanma noktasına kim getiriyor? Din karşıtı laikçiliği savunan ve uygulayan hukuk bürokrasisi… Eee… İstifa etseydi… edemiyor işte, avukatlıkta başarılı olmakta her babayiğidin karı değil. Biz çok hakim ve savcılıktan istifa ederek avukat olup, başarılı olamayanları, acze düşenleri biliriz. Sonuç ne mi oldu? savcı bey açtığı davada eşini bu gerekçenin neden olduğu geçimsizlik sebebi ile boşadı. Yuva yıkıldı… Göz yaşları arasında… Ne yazık ki böyle... Birbirlerini seven isteyen., evlenen iki gencin yuvası, hukuk bürokrasisine hakim olan laikçi egemen oligarşinin kurduğu baskı ile yıkıldı. Yani… Laikçi egemen oligarşi, kamusal alanda baş örtüsü yasağı ile yetinmiyor artık, devlet kademelerindeki, geliştirdiği baskılar sonucu yuvaları yıkıyor. Evet… Devlet bürokrasisinin dayatmaları sonucu, bu baskıya dayanamayan eşi kapalı beylerin, başörtülü hanımların yuvaları yıkılıyor artık. Anayasamız 24. maddeye göre, vatandaşlarının dini inancını koruma ve geliştirme görevi olan devlet yuva yıkıyor. Nerede oluyor bu iş… Hıristiyan bir ülkede değil... Yüzde 99 u Müslüman olan, inançların güya laiklik ilkesi gereği teminatta olan benim ülkemde... Türkiye’de… Artık dayatma kamusal alanı aştı… Evlerin içine, özel hayata müdahale ediyor. Azgın azınlığın başörtülülerin kamusal alan dediği yerlerde, hizmet almasına görev yapmasına değil, nitelikli kamu personelinin, özelliklede adalet ve askeri personelin eşi bile olmasına tahammülü yok. Fişleniyorlar… İşte,bu korku ile de yuvalar bile yıkılıyor.Olur mu ya… Demeyin İşte somut örnek. Mahkeme orda bende buradayım. İsteyene kayıt veririm.
Sanki bu insanlar bu ülkenin vatandaşı değil, onlar askerlik yapmadı, vergi de vermedi, şehitliklerde onların ataları da yatmıyor. Bu vatanın birliği, beraberliği, bölünmemesi için teröristlerle onların çocukları da, kardeşleri de çarpışmıyor. Gelen şehitler arasında kaç tane azgın azınlığın çocukları var? Gözlemlediniz mi? Şehit tabutların üzerinde ağlayan eşler, anneler hep başörtülü görüyorsunuz değil mi? Vatanımız için çocuklarımız yine şehit olacak… Olacağız… Çünkü bizim başka vatanımız yok… Azgın azınlık gibi sıkıştığımızda başka ülkelere gidemeyiz… Gitmeyiz. Peki... Yılalım mı? Hayııııır… Yuvalar yıkılsa da… Hapislere düşsek de, hukuk içinde mücadeleye devam… Üstat Necip Fazıl’ın dediği gibi, “Bu teker kalmayacak tümsekte…” Çok yol alındı… Çoook… İsmet İnönü, M. Esat Bozkurt, Ali Feti Oyar’ın öncülüğünde Aziz Türk Milletinin dinini değiştirelim çalışmalarından bu günlere gelindi ( Temellerin Duruşması, Ahmet Kabaklı) Bu sıkıntılar bir gün bitecek Azgın azınlığı demokrasi içinde Müslüman halkım dizginleyecek. Az kaldı… Azgın azınlık her hamlesinde güç kaybediyor. Belki de son hamlesi onun sonu olacak… Şüphem yok artık… Gelecek elbet, elbet Aziz Milletimin olacak…
Bu yazı için kayıtlı yorum bulunmamaktadır.
- yazara ait bütün köşe yazılarını için TIKLAYIN.
Şu an sitemizde 5 aktif ziyaretçi bulunmaktadır. [+] Ayrıntılı istatistikler için tıklayın.