| Konya | Ankara |
| Aksaray | Kayseri |
| Karaman | Antalya |
| Niğde | Kırşehir |
| Afyon | Isparta |
Anne karnında büyüyüp gelişmekte olan bir çocuğun, bütün gıdasını göbek kordonundan aldığını hepimiz biliriz. 16.05.2008 23:57:48
Bu kordon, anne ile çocuk arasında bir geçit ve koordinasyon temin eden plezanteye (eÅŸe) baÄŸlıdır. Bu eÅŸ, çocukla birlikte geliÅŸir ve onun hayâti fonksiyonlarını hazırlayıp sunar, bir bakıma çocuÄŸu göbeÄŸinden emdirir. Plezante (eÅŸ) olmadan çocuk ana rahminde geliÅŸemez. Çocuk doÄŸarken o da arkadan gelip atılır. Çocuk anne rahminde teÅŸekkül edip geliÅŸirken gövdesi, başı, ayakları ve elleri ile beraber aÄŸzı, gözü kulağı da geliÅŸir. Allah, bütün âzâ ve cihâzâtını tam tekmil yaratır. Halbuki gövdesi dışındaki tüm organları ana rahminde bir iÅŸe yaramaz. Gözleri var görmez, burnu var koklamaz, kulakları var -iÅŸitse bile- iÅŸe yaramaz, elleri var tutamaz, ayakları var yürüyemez, beyni var düÅŸünemez. Demek ki bu organlar, ana rahmi için deÄŸil, dünyaya çıktığı zaman, bir süre sonra iÅŸe yarayacak.
Ana rahmindeki çocuk, orada iÅŸine yaramıyor diye, “ya rabbi! ÅŸu ağıza, ÅŸu göze, ÅŸu kulaÄŸa, ÅŸu ele, ÅŸu ayaÄŸa ne lüzum vardı. Hiçbiri iÅŸime yaramıyorlar. Bana bu göbek kordonu olan hortum yeterdi” diyebilir mi? Gerçi bebeÄŸin aklı ermediÄŸi için böyle bir itirazda da bulunamaz. Ama Allah, kısa bir süre için rahimlerde koruduÄŸu, büyütüp beslediÄŸi yavrucağızın elini ve ayağını, aÄŸzını ve burnunu, gözünü ve kulağını hepten çıkıp geleceÄŸi dünya hayatı için hazırlıyor. Rahim hayâtı ne kadar darsa, ona nisbeten dünyâ hayâtı da o kadar geniÅŸtir. Bütün ceset donanımımız, dünya hayatına entegre ve uyum için, küçük rahim fabrikasında imâl edilmektedir. Bu imâlat için, rahim içinde kullanılan hortum (göbek kordonu) dünya hayâtında hiçbir iÅŸe yaramadığı için, kesilip atılır.
Dünya hayatı için, en lüzumlu âzâmız, baÅŸta beynimiz, elimiz ve ayağımız olmak üzere beÅŸ duyularımızdır. Bunlar saÄŸlam olmadan dünya ile entegre olamaz, ondan yeteri kadar istifade edemeyiz. Ana rahmindeki nimetler için bir hortum (göbek kordonu) yeterli iken, dünyâdaki nimetler için yukarda saydığımız bütün organlarımızın tam tekmil saÄŸlam olması gerekir. Aksi halde, organ eksikliÄŸi veya sakatlığı nisbetinde dünyanın ve hayatın nimetlerinden mahrum kalırız. Yeni doÄŸanların bir kısmı ölü veya sakat doÄŸduÄŸu gibi, bir kısmı da organları tekmil olmadan rahimde ölüp düÅŸük doÄŸarlar.
İnsanların çoÄŸu, sakat doÄŸan çocuklar gibi, âhiret hayâtı için kendilerine lazım olacak cihâzâtı, bu dünya hayatında hazırlamadan ölürler. İnsanların bir kısmı duyu organları saÄŸlam doÄŸan çocuklar gibi ölürken; bir kısmı da âzâ ve organları sakat veya tam teÅŸekkül etmeden ölü doÄŸan çocuklar gibi ölürler. Müminler, Cennet hayatında lazım olacak saÄŸlam beÅŸ duyu gibi İslâm’ın beÅŸ esasını yaÅŸayarak ölürler, İslâm’ı yaÅŸamayanlar da kâfir olarak ölürler. Aklı ve beÅŸ duyusu saÄŸlam olarak bu dünyaya gelen çocuklar gibi, müminler de İslâm’ın beÅŸ esası saÄŸlam olmak üzere ölürler ve bu dünyadan çok daha geniÅŸ olan âhiret âlemine doÄŸarlar. Yâni, insanların bir kısmı âhiret âlemine imanlı ve saÄŸlam, diÄŸer bir kısmı da îman kıtlığı sebebiyle sakat gibi doÄŸarlar. Yeni doÄŸmuÅŸ bir çocuÄŸun, ana karnında hayâti fonksiyonu olan göbek kordonu ve eÅŸi (plezantesi) doÄŸumdan sonra hiçbir iÅŸe yaramadığı için nasıl atılıyorsa; (âhirete doÄŸmak için) ölen bir insanın cesedi de âhiret âlemi için hiçbir iÅŸe yaramadığı için, çürümek üzere kabre konulur. Çünkü bu ceset, âhiret yurdu için lazım olacak âzâ ve duyu organlarının oluÅŸması için bir göbek kordonu ve eÅŸ (plezante) vazifesi görüyordu. Kimileri için duyu organları (îmanla) tam teÅŸekkül etti. Kimileri için de îman kıtlığı sebebiyle sakat veya noksan bıraktı. Unutmayalım ki saÄŸlam duyu ve organlardan kastımız iman ve sâlih amellerdir. Sakatlıktan kastımız da imansızlıktır. Âhirete ölüp giderken, orası için sakat doÄŸanlar, süprüntü yeri olan cehenneme gidecek. Cennet sakatlar ve ölüler yurdu deÄŸil, saÄŸlamlar ve ölümsüzlüÄŸe inanmışların yurdudur.
Hiçbir çocuk, aÄŸlayarak doÄŸmasına raÄŸmen, ana rahmine geri dönmek istemez. Çünkü mâsumdur ve dünyanın güzelliÄŸini ve geniÅŸliÄŸini tanımakla rahmin darlığını tercih etmez. Ama, âhirete sakat doÄŸanların (yâni ölenlerin) hepsi, dünyaya geri gelip îman ve sâlih amelle bir müddet yaÅŸayıp geri dönmeyi temenni ederler. Tâ ki sakatlar (günahkarlar) yurdu cehennemden kurtulup saÄŸlamlar (müminler) yurdu olan cennete girsinler. Kafirlerin bu temennileri imkansızdır. Dünya hayatı, âhirete nisbeten ana rahmi gibi dardır. Hiçbir çocuk, doÄŸduktan sonra ana rahmine döndürülmediÄŸi gibi, hiçbir kâfir de -temenni etmesine raÄŸmen- öldükten sonra dünya hayâtına geri döndürülmez. Cennet, bütün geniÅŸliÄŸi ve güzelliÄŸiyle aklı (îmanı) ve beÅŸ duyusu (İslâm’ın beÅŸ esası) saÄŸlam müminler yurdudur.
Âhirette “keÅŸke” demeden evvel, oradaki bize lazım olan akıl, imandır. El ve ayak namazdır. Göz ve kulak zekattır. Ağız, dil ve burun oruçtur. Beden de hactır. Cennete saÄŸlam Müslümanlar girecek, günahlarla sakat olanlar dışarıda kalacak. Bu dünyada engelli olduÄŸu halde, İslâm’ı yaÅŸayanlar, cennette normal insanların üzerinde bir mevki elde edeceklerdir. İslâm’ın ÅŸartları için, “aman yâ Rabbi! Åžu modern çaÄŸda namaza, oruca, hacca, zekata, dine, imana, İslâm'a ne lüzum vardı?” diyen düÅŸükler ve sakatlar, orada mahvolacaklar. Burada Müslümanlarla alay edenler, orada çok piÅŸman olacaklar.
Bu yazı için kayıtlı yorum bulunmamaktadır.
ABDÜLKADİR ETÖZ - yazara ait bütün köşe yazılarını için TIKLAYIN.
Şu an sitemizde 7 aktif ziyaretçi bulunmaktadır. [+] Ayrıntılı istatistikler için tıklayın.