| Konya | Ankara |
| Aksaray | Kayseri |
| Karaman | Antalya |
| Niğde | Kırşehir |
| Afyon | Isparta |
Usul yasalarımıza göre. Hukuk mahkemelerinde, taraflara, tanıklara ve bilirkişilere, Ceza mahkemelerinde ise, tanıklara ve bilirkişilere yemin verilir. Hukuk mahkemelerinde taraflara verilen Yemin hakkı götürür veya getirir. 00.00.0000 00:00:00
Yani kesin delildir. Ceza davalarında ise, taraflara yemlin verilmez. Olayın maddi vakalarla kesin ispatı yapılamıyorsa, yeminle dinlenen tanıklar veya bilirkişilerin görüş ve beyanları önem arz eder. Bunlara göre sanıklar beraat ederler veya hapse girerler. Önemlidir. Peki… ‘TC mahkemelerinde ne üzerine yemin edilir’ derseniz. Söyleyelim. Hukuk Mahkemelerinde “Allah ve namus”, Ceza Mahkemelerinde ise “Şeref ve Namus” üzerine yemin verilir. Bu kadar teknik bilgi verdikten sonra, bu konu üzerinde niye durduğumuz anlaşılsın diye iki somut olaydan bahsederek devam edelim.
Birinci olayı yanında avukatlık stajı yaptığım rahmetli üstadım Av. Mustafa Topbaş anlatmıştı Bizzat yaşadığı bir olaymış. Bir gün İstanbul Ağır Ceza’daki bir duruşmada tanık olarak dinlenen Ermeni asıllı, uzun süre Avrupa’da yaşamış bir hayat kadını tanık olarak dinlenmek için çağrılır. Mahkeme başkanı ve herkes ayağa kalkarak yemin merasimine geçilir. Başkan, “Hanım bildiklerini dosdoğru söyleyeceğine şerefin ve namusun üzerine yemin eder misin” der. Kadın şaşkın şaşkın başkana bakar. Başkan sinirlenip tekrarlar… Kadın biraz daha şaşkınlaşır. Başkan, “Kadın… Kadın… Sen deli misin?, niye şaşkın, şaşkın bakıyorsun?” diye bağırır. Kadın kısık bir sesle; “Hayır, hayır… Ben deli değilim de, bu nasıl yemin? üzerine yemin etmemi istediğiniz şeref ve namus, bende zaten yok. Fahişeyim, Dinim de Hıristiyan. Ortalıkta İncil de görmüyorum… Bir de dosdoğru söyle diyorsun. Şaşkınlığım ondan” diyerek anlatır şaşkınlığını. Başkan bu defa daha sert… Kükrer adeta… “Hanııım, hanııııım, burası laik mahkeme… Burada İncil de olmaz Kuran da…” Kadın bu defa sesini biraz yükselterek, “ Ben Avrupa’da bulundum oralarda laik derler… Orada da tanıklık yaptım. O zaman İncil’e el basmıştım. Oralarda İncil, Tevrat, Kuran üzerine yemin veriliyor” deyince başkan, yine kükreyerek, “bizim laiklik başka” der. Kadın da “Ben, bende olmayan şey üzerine yemin etmem. İncil üzerine yemin edeceğim” diye diretir. Bu defa başkan şaşkın… Ortalık gergin… Ne mi olmuş, Topbaş, bu hanımın tanıklığından vazgeçerek gerginliği çözmüş. Kadını dışarıya çıkartmışlar. Öyle ya namus ve şeref, kişiden kişiye değişebilin, izafi, yani göreceli kavramlar. Bunun üzerine yemin vererek suçlu, suçsuz tespit edilebilir mi? Bu şekildeki yeminlere dayanarak insanlar hapse atılıp hürriyetler nasıl kısıtlanır? Oluyor işte.
Bir de benim başımdan geçen bir olayı anlatayım. Bir davamda borçlu-davalı, bana gelerek “Abi, bu borç benim, ben bu borcu taksitler halinde ödeyeceğim. Bana taksit yap” dedi. Borçlunun teklifini müvekkil-davacıya ilettim kabul etmedi. İş, duruşmada yemine kaldı. Merasim başladı.. Hâkim, borçluya, senin Mehmet’e borçlu olmadığına “Allah’ın ve Namusun üzerine yemin eder misin” deyince, borçlu “ederim efendim” dedi. Bunu duyunca benim dizlerimin titrediğini gören, şu anda Yargıtay üyesi olan Hâkim Mehmet Gökdemir beyin de, sesinin titrediğini hissettim. Dışarıya çıktık. Borçluya “Kardeşim niye yalan yere yemin edip Allah’ını inkar ettin” dediğimde, “Yok abi… Bu mahkeme yemini… Sordum, araştırdım. Bana Allah’ını inkar eder misin diye sorulmadı ki. Dolayısı ile ben şu anda günahkar olmadım. Ancak siz benim taksit talebimi kabul etmediniz, şu anda ipin ucu bana geçti… İstesem ödemem, ama ben Allah’tan korkarım. Size borcumu taksitler halinde ödeyeceğim” dedi… Ödemeyebilirdi de. Çünkü, müvekkil Mehmet, büyük bir alacağını borçlunun bu yemini ile hukuken kaybetmişti. Bu nasıl yemin böyle? Ne ifade ediyor? Yukarıdaki borçlunun yaptığı yorum gibi oraya çek, çekilir, buraya çek, çekilir. Bu yeminle nasıl hak ve haklı tespiti yapılabilir? Zaten hâkimlerin çoğu da bu yeminlere çok itibar etmediği için, özellikle tanıklara, sadece “yemin eder misin” diye soruyorlar. Yemini de eden edene. Yalan yere yemin eden o kadar çoğaldı ki… Artık biz avukatlara, müvekkillerimiz yalancı tanık bulabileceğini bile söyleyebiliyor. Maalesef… Ben vekaletini de eline vererek kovuyorum tabi…
Şimdi biz, bu yeminlerin manevi açıdan yaptırım gücü yok. Mahkemelerde yeminlerle sorunlar çözülmüyor. Haklar kayboluyor. Hatta suçsuzlar ceza evlerine giriyor. Suçlular dışarılarda dolaşıyor, Sırf bu şekildeki yeminlerin de katkısı ile yalancı tanıklık büyük şehirlerde sektör oldu.. Laikçilerin örnek aldığı Avrupa, Amerika’daki gibi kutsal kitaplara el basarak yemin ettirsek ne olur sanki… Onlar da laik ya …Desek… Yukarıdaki hâkimin dediği gibi, bizim laiklik başkaaaaa… derler. Sorun da orada ya… Dinsizliği temel alan Masonik laiklik… Yoksa İnançlara saygılı, onları koruyan, geliştiren, sorun üreten değil, sorun çözen evrensel laikliğe karşı olan mı var?
Bu yazı için kayıtlı yorum bulunmamaktadır.
- yazara ait bütün köşe yazılarını için TIKLAYIN.
Şu an sitemizde 5 aktif ziyaretçi bulunmaktadır. [+] Ayrıntılı istatistikler için tıklayın.