Son Dakika
BAÄžLANTILAR
HAVA TAHMİNLERİ
Konya Ankara
Aksaray Kayseri
Karaman Antalya
Niğde Kırşehir
Afyon Isparta

Adalet ve Hukuk

ABDÜLKADİR ETÖZ - aketoz@yahoo.com.tr

Adâlet, yerin ve göğün dengesi ve her yerde geçerli olan bir değerdir. 23.05.2008 00:17:29
Yazıyı KüçültYazıyı Büyüt

Adâlet, Allah’a yakın olma yoludur, ama nedense insanların çoÄŸu zulümle ondan uzak kalmayı tercih etmiÅŸtir. Adâlet, düzenli ve dengeli davranma, her ÅŸeyin ve herkesin hakkını verme, haksızlıklardan uzaklaÅŸarak orta yolu tutma, bir ÅŸeyi yerli yerine koyma, insaf ve denge anlamında bir terimdir. GeniÅŸ kapsamlı bir kavram olan adâletin zıttı zulüm, gadr ve insafsızlıktır.

İslâm’ın kapısı hak, surları adalet; içi de saadettir. Adâletin hükmettiÄŸi beldeler saadet yurdu, zulmün hükmettiÄŸi saraylarla süslü mâmûreler harabât ve ÅŸekâvet yurdudur. Öteler âlemine yakîni kuvvetli olanların  adalet duyguları da kuvvetli olur. Hakla çarpışan er-geç yenik düÅŸer. Adalet eÅŸitlik deÄŸil hakkâniyettir. Ezenleri de ezecek bir gücün bulunduÄŸunu kat’iyyen unutmayalım.

İslâm'da adâlet, hukuk önünde insanların kültür, bilgi ve mevkî farklılıklarından dolayı ayırım yapmaz. Hevâ ve heveslere yer vermez. Sevgi ve nefretle karar vermez. Akrabalık ve yakınlık baÄŸlarına göre ayarlanmaz. Zengin-fakir ayırımı gözetmez. Kuvvetli ve zayıf farkını göz önüne almaz. Bunun için İslâm, toplum içinde yaÅŸayan bütün kesimlerin birliÄŸini saÄŸlayan prensipler koymuÅŸ, ümmetin güvenliÄŸini garanti altına alan bir düzen kurmuÅŸtur.

"Ey iman edenler adaleti ayakta tutarak Allah için (hak adına) ÅŸahitlik edenler olun. Kendinizin, ana ve babanızın aleyhinde bile olsa (ÅŸahitlik ettiÄŸiniz kimseler) zengin veya fakir de olsalar (adaletten ayrılmayın). Çünkü Allah ikisine de daha yakındır. Adaleti yerine getirebilmek için hevâ ve hevesinize uymayın. EÄŸer eÄŸri davranır veya yüz çevirirseniz, Allah yaptıklarınızdan haberdardır." (Nisa, 4 / 135) Yeryüzündeki beÅŸerî sistemlerin hiçbirisi düÅŸmanlara ve nefret edilen insanlara karşı, İslâm'ın kefil olduÄŸu ölçüde adaleti tekeffül edemez ve edememiÅŸtir. "Ey iman edenler, Allah için ÅŸahitlik eden kimseler olunuz. Bir topluluÄŸa karşı duyduÄŸunuz kin sizi adaletten saptırmasın. Adil davranın, takvaya* yakışan budur. Allah'tan korkun, Allah yaptıklarınızdan haberdardır." (Mâide, 5 / 8). "...Allah insanlar arasında hüküm verdiÄŸiniz zaman, adaletle hükmetmenizi emreder." (Nisâ, 4 / 58) İlâhî emrin hikmeti gayet açıktır.

Cahil İslâm düÅŸmanlarına raÄŸmen, Allah'ın emrettiÄŸi adalete göre, kâinatın düzeninin ayakta durması tabiî bir hadisedir. Adalet mülk'ün temelidir. Adaletin olmadığı yerde zulüm hâkimdir. Allah ve onun koyduÄŸu bütün hükümler, zulmün her çeÅŸidinden uzaktır. Allah'ın emirlerinin uygulandığı bir ortamda hiçbir kimseye zerre kadar zulüm yapılmaz. (bk. Nisa, 4 / 40). Bu durum, Kur'an-ı Kerim'de sık sık tekrarlanan ayetlerle dile getirilmektedir: "Allah, adaleti ve ihsanı (iyilik yapmayı) emreder. " (en-Nahl, 16/90). "Allah size emanetleri (liyâkatına göre) ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiÄŸiniz zaman, adaletle hükmetmenizi emreder." (Nisa, 4 / 58). "HükmettiÄŸin zaman onlar arasında adaletle hükmet. Åžüphesiz Allah adil davrananları sever." (Mâide, 5 / 42; ayrıca bk. Hucurât, 49 / 9).

Hz. Peygamber (sav) adaletle ilgili birçok hadîs buyurmuÅŸlardır: "Hükmünde ve idaresi altındakiler hakkında adîl davrananlar, Allah katında nurdan minberler üzerinde olacaklardır." (Müslim, İmâre, 18). "Adil devlet baÅŸkanı ve idareciler mahÅŸer yerinde Allah'ın yüce lûtfuna ve himâyesine mazhar olacakların öncüleridir." (Buhârî, Edep, 36).

Bu ayet ve hadîslerde yer alan adalet kavramı geniÅŸ anlamıyla ele alınıp hukuki, sosyal ve ahlâkî adaleti kapsamaktadır. Sosyal adaletin saÄŸlanması önemli bir denge unsurunun kurulması demektir. Müminlerin kardeÅŸ ilân edildiÄŸi, ellerinde birikmiÅŸ servet olanların mallarında fakir ve muhtaçların hak sahibi oldukları ilan edilmiÅŸ, bütün bunlar, İslâm'ın adalet anlayışının tezâhürleridir. Bundan dolayı da Hz. Peygamber (sav): "Kıyâmet gününde insanların Allah'u Teâlâ'ya en sevgili olanı ve Allah'a en yakın bulunanı adil devlet baÅŸkanıdır. " (Tirmizî, Ahkâm, 4) buyurmuÅŸlardır. Ayrıca mahkemelerde ÅŸahitlik yapacakların da adalet sahibi olarak tanınan kimseler olması ÅŸart koÅŸulmuÅŸtur.

Düzenli ve dengeli davranma, her ÅŸeyin ve herkesin hakkını verme, haksızlıklardan uzaklaÅŸarak orta yolu tutma, bir ÅŸeyi yerli yerine koyma, insaf ve eÅŸitlik anlamında bir terimdir. GeniÅŸ kapsamlı bir kavram olan adâletin zıttı zulüm, gadr ve insafsızlıktır.

Hukuk adamı, hiç kimseyi ‘bizden ve ötekiler’ diye ayırt etmez. Hukuk adamı, hakka ve hakikate baÄŸlı olduÄŸu için, sevdiÄŸi bir kimse haksız ise aleyhine, sevmediÄŸi bir kimse haklı ise lehine karar verir. Hukuk adamı, makamın vakarını korumak için âdil kararlarıyla konuÅŸur. Hukukçunun makamına saygı duyulmalı, fakat o makama layık olmayan, saygıdeÄŸer bir makamı temsil edemeyen zalime asla… Hak ettiÄŸi için deÄŸil de, “sizi buraya getiren kuvvet böyle istiyor” diyerek haksız yere baÅŸbakan asan ve astıranlar, hukuku idam eden hak düÅŸmanlarıdır. Bir ideoloji adına hüküm verenlerin kararları, adaletten yer ile gök arası kadar uzaktır.

Mükerrem bir varlık olarak yaratılan insan, fıtratına uyar ve vicdanının sesini dinlerse istikametini bulur. Ancak, bir ideolojiye köle olanın doÄŸru yolu bulması ve istikamet üzeri hüküm vermesi imkansızdır. Hukukçunun bir tek ideolojisi vardır, o da haktır. Sürekli hakkı kollama ve gözetme adına kendi ‘ene’si ve ‘ben’iyle barışık deÄŸil, mücadele ederek kemâle eriÅŸecektir. Aksi halde, geriler ve tedennî eder. İşte insan, varlığının bu engelini aÅŸabildiÄŸi nispette gerçekten insandır. Bu boyutun duvarları arasına hapsolduÄŸu nispette de gerçek insanlıktan uzaklaşır. Hayvan da olamaz; çünkü hayvan, ne geçmiÅŸin elemlerini çeker ne de gelecek endiÅŸesi taşır. İnsan gibi üç boyutlu zamanın (geçmiÅŸ-gelecek ve ÅŸu ânın) ÅŸuurunda deÄŸildir. O sadece ânı yaÅŸar. İnsanî varlığın en önemli unsurlarından olan akıl, irade ve ÅŸuurdan bütünüyle uzakta veya insana nispetle çok büyük oranda mahrumdur. O bakımdan, hayvan, dünyadaki varlık vazifesini de yerine getirdiÄŸi için mutludur. İnsan, hayvan gibi ânı yaÅŸayamadığı için hayvan kadar dünyevi doyuma ulaÅŸamaz. Bu yüzden hayvanlaÅŸmadan dünyadan zevk alınamaz. Bu yüzden insanî zevkler, bilim, adalet ve iyilikle elde edilir. Adalet ve iyilikten zevk alamayanlar, kin ve intikam hissiyle düÅŸmanlıktan zevk alarak hayvandan aÅŸağı mertebeye düÅŸerler.

Bu yazı toplam 88 kez okunmuş.

Yorumlar

Bu yazı için kayıtlı yorum bulunmamaktadır.

İlk yorumu siz yapın!

KULLANICI GİRİŞİ
ARAMA

Detaylı arama >>

Şu an sitemizde 6 aktif ziyaretçi bulunmaktadır. [+] Ayrıntılı istatistikler için tıklayın.

HakimiyetYeni Gazete İletişim ve Yayıncılık Ltd. Şti. | Copyright © 2008, All Rights Reserved. Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. Herhangi bir haber veya içerik; izinsiz ve/veya kaynak gösterilmeden kullanılamaz.