Son Dakika
BAĞLANTILAR
HAVA TAHMİNLERİ
Konya Ankara
Aksaray Kayseri
Karaman Antalya
Niğde Kırşehir
Afyon Isparta

Dilencinin Oğlu

BEKİR CEVİZCİ - info@hakimiyet.com

Arkadaşlarla yokuş aşağı inen okul yolunda ilerlerken yol kenarına oturmuş bir kadın gördük. 23.05.2008 00:21:17
Yazıyı KüçültYazıyı Büyüt

Gerçi o kadını ara sıra kasabanın değişik yerlerinde de görüyordum ama hafızamda yer eden, O’nun sürekli buralarda olduğu. Kadın o kadar sefil bir haldeki; insanın yüreği parçalanıyor görünce. Ama çoğu kez bu sefilliğin yanına pis kokular da ekleniyor. Yani bir keresinde O’nu öyle berbat bir halde görmüştüm ki, aptallaşıp kalmıştım. Kadın önümüzde yürüyordu ve bu arada da şalvarının paçasından, büyük çişinin parçaları dökülüyordu. Ve hepimiz burnumuzu tıkayarak kadının yanından koşarak geçip gitmiştik.
Yani yaşımız öyle büyük falan değil, hepimiz ilköğretimin ikinci kademesine(ortaokul) devam eden öğrencileriz. Hepimiz çevre köylerden gelip kasabada yurtta kalıyoruz. Benim babam da yakın bir köyde memurdu ve köyümüzde ortaokul olmadığı için mecburen(daha doğrusu şanslı azınlık olarak) ben de buradayım.


Artık zaman ilerledikçe yabancısı olduğumuz kasabaya iyice alışmaya başladık. Kasabadan arkadaşlar edindik; Halil, Bilal, Süleyman… Bir gün Bilal’a bu kadını sordum. Yüzünü biraz buruşturup araya bir de küfür karıştırarak;
- Bizim kasabadan değil O, şu az ilerideki Holuslar’dan. Gelip burada dilenip gidiyor. Hatta geçen gün bizim evin yanında üzerine işemiş, kokudan duramadık. Ben de çıkıp küfredip, taşladım. Ha bazen oğlunu da getiriyor, hiç görmedin mi?
- Oğlu? Yanında bazen birisi oluyor; bizden az büyük, ince uzun birisi.

- Evet evet işte O, adı da Metin. İki de kızı varmış ama onları hiç getirmiyor. Yazık, kim evlenir ki onun kızlarıyla.

Yaz tatilinden sonra okula devam etmek için Eylül ayında yine yurda toplandık. Herkes bavullarının üzerine kafasını koymuş, daha eşyalarını dolaplarına bile yerleştirmeden tatilde ne yaptıklarını anlatıyorlar. Tabii anlattıkları bazen avcı hikâyelerine taş çıkartınca büyük kahkahalar kaçınılmaz oluyor. Bu arada gözüme birisi ilişti. Daha dikkatli bakınca bunun Metin olduğunu anladım.
Ama Metin sokakta gördüğüm Metin değildi. Gayet şık görünüyordu. Yerimden kalkıp hoş geldin dedim. Daha da ilginci Metin kötü kokmak yerine gayet güzel sabun kokuyordu. Biraz sonra yurt müdürü Metin hariç hepimizi salona topladı. Metin’i ailesinin rızasıyla buraya aldığını ve bütün masraflarını karşılayarak O’nu okutacağını söyledi. Ve ardından tatlı sert tehdidini ekledi: “Onunla dalga geçeni burada bir gün bile barındırmam.”
Metin’in yaşı sınıf arkadaşlarına göre epey fazla olmasına rağmen O, sınıfından ve derslerinden hiç kopmadı. Onu sürekli etüt salonunda ders çalışırken görüyordum. Okulun başarılı isimlerinden birisi olmuştu.




Geçen gün faturalarımı yatırmak için bankaya uğradım. İşlem yaptırmak için görevliye yaklaşınca görevli , şaşkınlık ve gülümsemeyle ayağa kalkıp elini uzattı.

- Hoş geldin Burak. Burak değil mi?

- Evet ama…

- Ben Metin, tanımadın mı? Hani kasabadan, ortaokuldan…

Bu yazı toplam 154 kez okunmuş.

Yorumlar

Bu yazı için kayıtlı yorum bulunmamaktadır.

İlk yorumu siz yapın!

Şu an sitemizde 11 aktif ziyaretçi bulunmaktadır. [+] Ayrıntılı istatistikler için tıklayın.

HakimiyetYeni Gazete İletişim ve Yayıncılık Ltd. Şti. | Copyright © 2008, All Rights Reserved. Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. Herhangi bir haber veya içerik; izinsiz ve/veya kaynak gösterilmeden kullanılamaz.