| Konya | Ankara |
| Aksaray | Kayseri |
| Karaman | Antalya |
| Niğde | Kırşehir |
| Afyon | Isparta |
19 Mayıs tatilinin dört gün olması nedeniyle daha önce Konya’ya hiç gelmemiş beş arkadaşımı Konya’ya davet ettim. Amaç hem hasret giderip hasbıhal etmek hem de çok merak ettikleri Konya’yı gezdirmek. 30.05.2008 09:45:10
Sabahın erken saatlerinde çıktık evden. Çarşı pazardan ziyade manevi ÅŸahsiyetlerin türbelerini ve tarihi yerleri gezmek istediler. Öyle ya zaten Konya’ya gelmekteki amaçları “Mevlana’nın ÅŸehrinde, Mevlana’nın torunlarını” tanıyıp buradan büyük manevi hazlarla dönmekti. İlk ziyaretimiz Sadreddin-i Konevi’ye oldu. Yol kenarına dizilip birer Fatiha okumaya fırsat kalmadan bir kiÅŸi koÅŸarak gelip türbenin kapısını açtı. Türbeyi daha yakından görebileceÄŸimize sevinerek girdik içeri. Biz bir ÅŸeyler okurken kapıyı açan görevli de bizim dinleyip dinlemediÄŸimize pek aldırmadan bir ÅŸeyler anlattı:
Cenaze namazını Mevlana kıldırmıştır. Türbenin kubbesi eskiden camla kaplıydı fakat camlar sürekli patladığı için artık bu ÅŸekilde… Ve camimiz için yaptığınız yardımlardan dolayı Allah razı olsun.
Yani ağız tadıyla bir Fatiha okuyamadık. Görevli sürekli bir ÅŸeyler söyleyip durdu. Biz zaten onun söylediklerini biliyoruz ve hiç ilgimizi de çekmiyor. Zira buraya manevi bir ÅŸahsiyeti ziyarete geldik, ÅŸaklabanlık dinlemeye deÄŸil. Biz onun zaten ne kadar büyük olduÄŸunu biliyoruz… Gözümüzün içine bakan görevliye bir ÅŸeyler verip çıktık.
***
İkinci olarak Alâeddin Tepesinin arka yüzünden tırmanarak Alâeddin Camiine geldik. Caminin mimarisi arkadaÅŸlarımı adeta büyüledi. Daha sonra sultanlara ait kabirleri ziyaret etmek için bahçeye çıktık. Bahçeye çıkar çıkmaz adeta serin bir rüzgâr gibi yüzümüze vuran Konya manzarası beni bile ÅŸaşırttı. Konya’nın ne kadar deÄŸiÅŸtiÄŸini ve bu deÄŸiÅŸimi nasıl fark edemediÄŸimi düÅŸündüm.
Cami çıkışında ise seyyar satıcılar neredeyse gözümüzün içerisine sokacaklar sattıklarını. Bir baÄŸrış, bir çaÄŸrış, bir cümbüÅŸ…
***
Oturup soluklanıyoruz biraz, çay bahçelerinden birisinde. Bakıyorum hepsinin gözü yeÅŸil kubbede. Sabırsızca oraya ne zaman gideceklerini soruyorlar. Onları daha fazla heyecanlandırmamak adına kalkıyorum. Bir süre sonra Mevlana Müzesinin önündeyiz. Ziyareti bitirmemiz neredeyse 2 saati buldu. Gördükleri her ÅŸeyi okudular, her ÅŸeyi incelediler; içeriden çıkmak istemediler. Sema da izlemek istediler ama sadece cumartesi gecesiymiÅŸ; içlerinde bir o ukde kaldı zannedersem.
***
Daha sonra ise bir kabristan ziyaret ettik. Ama daha kabrin başına gelmeden su satan çocuklar çevremizi sardı. Bu su öyle içmek için falan deÄŸil, mezarların üzerine dökmek için. Birini gönderiyorsun diÄŸeri geliyor veya suyu döküp gözünün içine bakıyor. Biran için cebimden cüzdanımı çıkartıp suratlarına fırlatmak geldi. Rahatsız olan bir ben deÄŸilim elbet, yanımdakilerde durumdan oldukça müteessir.
***
Birçok tarihî, turistik yerleri ve çarşı pazarı gezdirdikten sonra hava kararmaya baÅŸlayınca misafirleri yolcu ettim. Hepsi Konya’ya fazlasıyla hayran kalıp ilk fırsatta tekrar geleceklerini söylediler. Ama bir sema gösterisi izleyememek ve birde ne zaman ellerini açmaya kalksalar yanlarında beliren ve para isteyen insanlar biraz tatlarını kaçırmıştı.
***
Åžimdi buradan yetkililere sormak istiyorum: deÄŸer miydi birkaç iÅŸgüzarın insanların keyfini kaçırmasına? Mademki buralar kazanç kapısı; o zaman gerçekten giriÅŸler ücretli olsun, ama insanlar içeride ne olur taciz edilmesin. Konya’ya gelen insan dua etmek için geliyor. Gönül rahatlığıyla duasını da yapamadıktan sonra neye yarar bunca uÄŸraÅŸ…
Sizde bu yazıya yorum ekleyebilirsiniz!
BEKİR CEVİZCİ - yazara ait bütün köşe yazılarını için TIKLAYIN.
Şu an sitemizde 7 aktif ziyaretçi bulunmaktadır. [+] Ayrıntılı istatistikler için tıklayın.