| Konya | Ankara |
| Aksaray | Kayseri |
| Karaman | Antalya |
| Niğde | Kırşehir |
| Afyon | Isparta |
Korkarız; Kimi zaman küçük bir böcekten korkarız, çığlıklarımızı duyanlar başımıza büyük bir şey gelmiş olabileceğini düşünürken, küçük masum böcek kendine ağır gelen vücudunu zar zor taşıyarak oradan ayrılmak üzeredir. 30.05.2008 09:50:35
Gök gürültüsünden korkarız; her gürültü bizde bir sessizliğe neden olur. Evde isek kendimizce evin en güvenli yerine siner, gürültünün de bir yerlere sinip gitmesini bekleriz. Dışarıda isek; kapalı bir yer arar, çakan her şimşekte açıkta kalacağımızı bile bile çatı altına ya da üstü kapalı herhangi bir şeyin altına sığınırız. Sığındığımız şey ne olursa olsun ona o an bizi kurtaracağı için güvenebileceğimizi düşünürüz.
Karanlıktan korkarız; küçük bir çıtırtı bile büyük bir tedirginlik nedeni olur bizim için. Gün ışığında kulağımıza dahi çalınmayan her ses, kocaman kocaman anlamlarla dolu olur bizim için. Gözlerimizin alıştığı karanlık oradan beynimize gider ve bizi aydınlıktan uzaklaştıracak senaryolar yazmaya başlarız. Başrolde biz ve korkularımız olur.
Yükseklikten korkarız; aşağı her bakışımızda birden orada olacakmışız gibi gelir. Yukarıda olmak, aşağıdakilere daha sağlam bakmak varken bazılarımız yükseğe çıktıkça yere yakın olmanın güvenini hissetmek ister. İstediğinde yükseklere çıkanlara gıpta ile bakar yerde olmanın huzuru diye bir hissin onlarda olup olmadığını anlamaya çalışırız.
Hızdan korkarız; Hızla giden bir arabada ya şoföre müdahale ederiz arabayı daha yavaş kullansın diye ya da bildiğimiz tüm duaları okuruz sağ salim gideceğimiz yere ulaşmak için. Kimileri için eğlence iken kimileri için korkunun temel kaynağı olur hız. Ve de korkmayanlar için korkanlarla alay etme nedeni olur. Nedeni olduğu en önemli şey ise kimi zaman maalesef birilerinin sonu olur.
Aniden karşımıza çıkan birinden korkarız; kafamızda ne olduğunu, neler düşündüğümüzü bilmeyen biri, sırf kendi keyfi yerinde olduğu için eğlence ararken aniden karşımıza çıkar ve yine kendince komik olan sesler çıkararak bizi de kendi eğlencesine ortak etmek ister. Ortak hiçbir duygumuzun olmadığı bir yerde tek sorunumuz o kişiyle ortak mekanı paylaşmaktır. Korku yerini kızgınlığa bırakır.
Geç saatlerde çalan telefondan korkarız; hep iyiye işaret olmadığını düşünür ve karşımızdaki kişinin hemen kötü haberi verip bizi belirsizlikten kurtarmasını bekleriz. Beklediğimiz iyi bir haber bile olsa geç saatte verildiğinde anlamı kalmaz.
Bilinmeyenden korkarız; bilinmeyen numaralardan aranmaktan, bilinmeyen bir yere gitmekten, bilinmeyen bir mekanda bilinmeyen insanlarla karşılaşmaktan da korkarız. Bilinmeyenlerin iyi olma ihtimali bizim için yok denecek kadar azdır böyle korkularımız olduğunda.
Mezarlıklardan korkarız; “Ölmüş insanlardan değil yaşayanlardan kork” der bir tanıdığım, çoğu kez mezarlıklardan neden korktuğumuzu bilmeden korkarız. Oradan birisi çıkacağından mı? Yoksa bir gün bizde orada olacağımızdan mı bilemeyiz.
Başkalarından korkarız. Başkaları bizim gibi düşünmediğinde, bizi anlamadığın da ya da bize başka gelen yönlerini gördüğümüzde korkarız. Bazen o kadar korkarız ki başkalarının bizim aynımız olduğunu göremeyiz bile.
Yalnızlıktan korkarız. En çok hasta olduğumuzda, çaresiz kaldığımızda, belirsizliklerimiz arttığında, bilinmeyenler etrafımızı sardığında korkarız yalnız olmaktan. Yanımızda bir başkası olsa her şey iyi olacakmışız gibi düşünürüz. Korkunun kaynağı başkaları iken bazen başkalarının olmaması da olabilir.
Bazılarının korkusu bazılarının eğlence, macera kaynağı olabilir.
Korkularımızın nedenini bilip baş etmeyi öğrendiğimizde, korkularımız nedeniyle başkalarının eğlence kaynağı olmaktan da kurtulabiliriz.
Kurtulmak istediğiniz korkularınızın olmadığı, sakin bir yaşam dileğimle…
Bu yazı için kayıtlı yorum bulunmamaktadır.
Şu an sitemizde 5 aktif ziyaretçi bulunmaktadır. [+] Ayrıntılı istatistikler için tıklayın.