| Konya | Ankara |
| Aksaray | Kayseri |
| Karaman | Antalya |
| Niğde | Kırşehir |
| Afyon | Isparta |
Adın çıkmaya görsün bir kere. Türkiye gibi analitik düşünceden ırak bir okul ve aile eğitiminden geçen ülkelerde, adın çıktıysa dokuza inmez sekize. İnsanlar olgularla, gerçeklerle değil sembollerle düşünür böyle durumlarda. 05.06.2008 09:57:00
Türkiye de maalesef son 150 yıldır bu hazin durumu yaşıyor. Toptancı düşünce toplumun her katmanını esir almış durumda. Bilim adamından işçiye, siyasetçiden köylüye, esnaftan memura… Kadar bir ülke baştanbaşa bu “kâbusun” karanlık dehlizlerine hapis olmuştur.
31 Mart vakası ile başlayan “irtica” davası bu söylediklerime en güzel örnektir. İlk çıkışında Meşrutiyete karşı olanlar için kullanılan ve özü; “İçinde yaşadığı sistemi beğenmeyen, bunun yerine daha önce yaşanmış, daha kötü ( kötü derken, her alanda insan hakları, özgürlükler, eğitim vs şeyleri kastediyorum) bir yönetimi savunan düşünce anlamına gelen bir kelimedir. Bu kelime ülkemizde maalesef son yıllarda birileri tarafından “din ile “dindar” ile özdeş hale getirildi. Bir kişi veya grup dünyanın en ileri hayat seviyesini yakalasa, en lüks elbiselerini giyse, en pahalı arabalara binse, en ulaşılmaz makamlara ulaşsa, dünyadaki en ileri siyasi yönetim yapılanmalarını (AB gibi) savunsa bile eğer dindarsa birilerinin gözünde o hep “gericidir.” İşin kötü yanı bu toptancı ve analitikten uzak düşünce tarzı kişilerle gruplarla da sınırlı değil. Bu “kara bulut” şehirleri de bürüyor maalesef.
İçinde yaşadığımız ve yaşamaktan mutluluk ve onur duyduğumuz KONYAMIZ bu gadre uğrayan şehirlerin başında geliyor maalesef. Ağzımızla kuş tutsak bile bu kahrolası düşünce tarzı yüzünden bu yaftadan kurtulamıyoruz, adımız çıkmış bir kere. Maalesef dememin sebebi ise bu yaftadan dolayı bu güzel şehre gelmek isteyen birçok insan bu ön yargılardan dolayı gelmiyor. Tıpkı bizlerinde bazı ön yargılardan dolayı bazı şehirlere gitmediğimiz gibi.
“Bayram değil seyran değil bunları niçin yazıyorsun hoca!” dediğinizi duyar gibiyim. Doğru söylüyorsunuz. Bayram değil seyran değil fakat Türkiye maalesef bu günlerde yine büyük bir istikrarsızlığa, karanlık bir siyasi bunalıma doğru hızla sürükleniyor. Bunun nedeni ülkenin en büyük partisinin kapatılmayla karşı karşıya geldiği gerçeği. Bu gerçeğin dayandığı “temel” ise maalesef on yıllardır zihnimizden, düşünce hayatımızdan söküp atamadığımız o uğursuz kelime, yani irtica.
Şehrimizin bu kötü sıfattan ne kadar uzak olduğunu toptancı düşünceden uzak herkes biliyor. Gel gör ki ülkemizde azınlık olmasına karşın ekonomik ve siyasi yönden çok güçlü olan grup hala aynı teraneyi söylüyor. Dünyanın öbür ucu (ABD) Konya gerçeğini öğrenirken bizden sadece 240 km uzak olan, hızlı tren gerçekleştiğinde bir saatlik bir mesafede bulunan başkentimizde, yaşayan birileri hala bizi bu yafta ile anmaktan geri durmuyor. Allahtan dünya artık eski dünya değil. İletişimin, ulaşımın bu kadar gelişmesi bazı gerçekleri daha kolay ortaya çıkarıyor.
Gülay Göktürk Hanım Efendi son yazısını bu konuya yani, Konya ve sosyal-ekonomik gelişim konusuna ayırmış. Türkiye de bazılarını görmediği gerçeğin ABD den bile nasıl göründüğünü anlatmış. (Adamlar uzaydan Mardin’deki mercimek tarlalarını görüp ona göre fiyat belirlerken Konya gerçeğini mi görmeyecekler?) Yazar ABD’nin saygın dergilerinden birinin Konya merkezli yaptığı araştırmada şu gerçeklere ulaştığını yazıyor;
BİR TÜRK İSLAM ŞEHRİ OLARAK KONYA
"Critique: Critical Middle Eastern Studies" adlı derginin son sayısı, küreselleşen dünyada bir Türk-İslam şehri olarak Konya'yı özel dosya konusu olarak seçmiş. Dosyanın asıl amacı, küreselleşme sürecinin Türkiye'nin periferisinde nasıl bir yansıması olduğunu öğrenmek…”
ABD Bates Üniversitesi'nden Prof. Eric Hooglund'un genel yayın yönetmenliği ve Selçuk Üniversitesi Sosyoloji Bölümü'nden Prof. Dr. Yasin Aktay ile Utah Üniversitesi Siyaset Bilimi Bölümü'nden Doç. Dr. M. Hakan Yavuz'un danışmanlığında hazırlanmış. Dosyanın girişinde Anadolu şehirlerinin son yirmi yıl içinde yaşamakta oldukları dikkat çekici gelişmeye değinildikten sonra bu şehirlerin en önemlisinin de ihracat ağırlıklı olarak gelişmekte olan Konya olduğu vurgulanıyor. Ve Konya, beş ayrı makalede çeşitli yönleriyle inceleniyor.
” Makaleleri bir bütün olarak ele aldığınızda, derginin tanıtım yazısında da belirtildiği gibi, "Muhafazakâr kimliğiyle bilinen Konya, modernleşmenin bütün göstergeleri açısından alabildiğine yüksek endeksler gösteriyor.
Yüksek bir sanayileşme oranı, ileri düzeyde bir kent planlaması, güçlü bir sivil toplum ağı, sağlam bir iş ahlakı, yoğun ve zengin bir toplumsal sermaye ve dayanışma ağlarının çalışması gibi özellikleriyle Konya şehri hem muhafazakârlığın hem Türk modernleşmesinin mahiyeti, hem de Türkiye'de laiklik ve modernleşme ilişkisi konusunda yürürlükteki varsayımları gözden geçirmeye imkân verecek özellikler sergiliyor…”
İŞTE YAPILMASI GEREKEN BU
Ön yargıları yıkmak Ağrı Dağını yerinden oynatmaktan güç belki. Ama bizde eski bir başkentin, dünyanın ilk yerleşim yerini kuran (Çatalhöyük) bir medeniyetin, Mevlana gibi bütün dünyaya hoşgörü gülleri ihraç eden bir hazinenin, Dünyayı 324 yıl adaletle idare eden bir devlete (Osmanlı) temel taşı olan bir düşüncenin mirasçıları olarak daha fazlasını yapmalıyız. Kendi alanında marka olan çalışmalar yapmalıyız. (Yeri gelmişken aylardır yazmak istediğim halde rahatsızlığımdan dolayı davetlerine katılmadığım için haklarında geniş bir yazı yazamadığım Recep Konuk Beye, Atiker firmasının sahiplerine kendi alanlarında firmalarını ve şehrimizi bir numaraya taşıdıkları için şükranlarımı sunmak isterim. Aynı durumda olan ve adlarını bilmediğim diğer hemşerilerimize de saygılar sunarım Tabi ki bu araştırmada rol alan S.Ü öğretim üyeleri Yasin Aktay ve Yavuz Atar beye de daha nice güzel,bereketli ve hayırlı çalışmalar dilerim.)
Gerçek öyle bir ışıktır ki onu sadece gözünü kapayanlar görmez. Konya gerçeği buna bir örnek. Ankara’daki oligarşi varsın gözünü yumsun. Ama bu ışık dünyanın öbür ucuna bile ulaşmış durumda. Hiç kimse karanlık önyargıların kapladığı gözleri ile ülkemize bakarak aydınlık ufkumuzu karartmasın. Devlet millet yakınlaşmasının oluşturacağı görevdeşliğin bizi hangi zirvelere yükselteceği gerçeğinden mahrum bazı karanlık gönüller! Size sesleniyorum. Gelin Konya,ya, gidin Kayseri’ye, dolaşın Anadolu’yu. Kalkın koltuklarınızdan, kurtulun Ankara’nın kasvetli, hep siyaset kokan havasından. Hoş görünün, insan sevgisinin, üretimin, ihracatın, güler yüzün… Kısacası asırlardır madde mana dengesinin kurulması ile tekmil âleme örnek olan bir hayat tarzının ışıkları ile aydınlanın. Hem siz yalan kâbuslarınızdan kurtulun hem de ülkemiz hak ettiği yere gelsin. ABD’ ye bile ulaşan bu gerçeği sizde görün. Görün ki Konya şehirleşmede, sosyal dayanışma da, çevre de örnek bir şehirdir. Kısaca Konya; “İRTİCACI” bir şehir değil İHRACATCI bir şehirdir.
NOT: Gülay Göktürk’ün BuGün gazetesindeki dünkü yazısının linki;
http://www.bugun.com.tr/yazar.asp?yaziID=27499
Bu yazı için kayıtlı yorum bulunmamaktadır.
Şu an sitemizde 5 aktif ziyaretçi bulunmaktadır. [+] Ayrıntılı istatistikler için tıklayın.