Son Dakika
BAĞLANTILAR
HAVA TAHMİNLERİ
Konya Ankara
Aksaray Kayseri
Karaman Antalya
Niğde Kırşehir
Afyon Isparta

Gerekçe sır değil ki… Sabih yorumluyor

-

Görünen köy kılavuz istemedi… Başörtüsü ile ilgili son Anayasa değişiklikleri Anayasa Mahkemesince iptal edilip yürürlüğü durduruldu.12.06.2008 10:52:21
Yazıyı KüçültYazıyı Büyüt

Hükümet  ülkemizin gerilmemesi, ekonominin bozulmaması için ne kadar uzlaşmacı davrandı ise kâr etmedi…Mahkeme , anayasaya aykırı bu kararını verdi. Mahkemenin yapısı, üyelerini atayanlar düşünüldüğünde zaten böyle bir karar bekleniyordu. Kararın gerekçesi henüz açıklanmadan ANY/153 maddeye aykırı biçimde açıklandı.  Ancak gerekçe sır değil. Okuyucularım biraz bilgilensin diye teknik bilgi vermek istiyorum. Anayasanın 2. maddesinde “Türkiye Cumhuriyeti; demokratik, laik, sosyal, hukuk devletidir” deniyor. 4. maddesi bu ilkelerin değiştirilemeyeceği, değiştirilmesinin teklif dahi edilemeyeceği. 148. maddesi de, anayasa değişikliklerinin ancak şekil olarak denetlenebileceğini belirliyor. Denetiminde teklif ve oylama çoğunluğu, ivedilikle görüşülemeyeceği kuralına uyulup-uyulmadığı hususları ile sınırlı olduğu belirtiliyor.  İptale oy veren üyeler ve mahkemenin akıl hocası ve sözcüsü gibi davranan Sabih Kanadoğlu, bu açık şartları yok sayarak, dürüst olmayan bir yorumla, 2. maddedeki ilkelerden laikliğin 4. maddedeki değiştirilmesinin teklif dahi edilemezliğinden hareketle, teklif edilemezliği 148. maddedeki “teklif ve oy çoğunluğu” ifadesindeki “teklif” kelimesiyle irtibatlandırıp, son anayasa değişikliklerinin, teklif edilemez bir maddenin teklif edilmesi şeklinde yorumla, henüz açıklanmasa da karara gerekçe bulundu.

  Kararı eleştirebilmek için hukukçu olmaya gerek yok.,. “Teklif ve oy çoğunluğu” ifadesinden teklif çoğunluğu ve oy çoğunluğu anlaşılır. Kaldı ki, anayasamızın bazı maddelerinde bu çoğunluklardan açıkça da bahsedilir. Anayasa değişikliklerinin de laiklikle ilgisi yok. ‘İnsan hakkı ve eğitim özgürlüğüyle ilgilidir’ diyerek şekle göre denetimin yapılmadığını, esasa girildiğini, bunun  yukarıdaki hükümlere göre mümkün olmayacağını, Anayasa Mahkemesinin 9 üyesinin anayasayı ihlal etme suçu işlediklerini söylüyorlar. Ben de bu görüşe katılıyorum. Bizler böyle söylüyoruz da, sonuç ne? Dinleyen kim? “Biz yaptık, yaparız olur” diyorlar… Bu yargıçlara yaptırım var mı? Hukuken va, ama fiilen yok… Yaptırım uygulamak için, bu mahkemenin çoğunlukla yargılamaya ve denetime izin vermesi gerekli… 9/2 oranına göre bu mümkün mü? Bunlar kendi kendilerini yargılamak için izin çıkartır mı?  Hayır… Öbür Yüksek Mahkemelerde de durum aynı. Yargılama ve denetim izine  bağlı. Diğer yandan bu kararın temyizi var mı? Yok… Üstelik bu karar, TC’de tüm  kişi, kurum ve kuruluşları da bağlar. Olur mu?.. “Açıkça Anayasamıza, hukuka aykırı olan bir karar nasıl herkesi bağlar” demeyin, oluyor işte… Mevcut Anayasamıza göre bu böyle.  Bu egemen oligarşi, azgın azınlık, arkalarına da bazı güçleri de alarak, buraya dayanıyorlar işte. Meclisin görevini adeta gasp ederek, millî iradeye, millet egemenliğine böyle rest çekiyorlar.   Millete “ben yaptım oldu” mantığı ile rest diyorlar rest…   

1839 Tanzimat Fermanından beri bu millete kan kusturan azgın azınlık hiç fırsat kaçırmıyor. Eeee… Ne yapalım? Geri mi duralım? Susalım mı? Yılalım mı? Her şey bitti mi? Hayır… Kamuoyunda bu hukuksuzluğa karşı çeşitli çözüm önerileri var. Senato ihdası, Anayasa Mahkemesi kararlarını askıya alma, Meclis kararı ile mahkeme kararını yok sayma, uymama, erken seçim gibi… Bu önerilerin hiç biri kalıcı çözüm değildir. Yeni sorunlar çıkar. Çıkarırlar. O halde çözüm ne? Bu sorunu bence iki şekilde aşabiliriz.

   1-Anayasa değişikliği yaparak, Anayasa Mahkemesinin yetkilerinde standartlara uygun kısıtlamalar yapma. Mahkeme bu değişikliği de aynı maddelere ve yönteme dayanarak hukuk devleti ilkesini gerekçe yapıp iptal edebilir. Ancak bu değişiklikler halkoyuna sunularak halka tasdik ettirilirse sonuç alınabilir. Yalnız bu yol dahi dikensiz değildir. Şu anda ben bunu da önermiyorum. Akıllı olalım. Milletin Hukukunu,Yargıyı siyasallaştıran, bürokrasiye hakim olan , egemen oligarşiye örseletmeyelim.

  2- En kalıcı çözüm, Parlamentoya, Milli Egemenliğe ve AK Parti Grubuna sahip çıkılarak, her şeyi iki yıl oluruna bırakmak. Anayasa Mahkemesinin 3 üyesinin görev süresi 2 yıl sonra doluyor. Mahkemenin yapısı  YÖK’te  olduğu gibi haliyle kendiliğinden değişecek. Diğer Yüksek Yargı’da da yapılar aynı şekilde değişecek. O zaman  yeni anayasa yapmakta, Anayasa değişiklikleri de daha kolay olacak. “Efendim başörtülü kızlarımızın durumu ne olacak” mı diyorsunuz. 25 yıl sabrettiler. Aydınlık gelecek  ve tam laiklik için iki yıl daha  sabredecekler; yılmadan, perukla  devam edecekler okullarına…. Mutlaka devam edecekler. Sadece iki yıl. Aziz yavrularım Lütfen… “Parti kapatılacak mı?” diyorsunuz. Kapatılsın. AK Parti olacağına Pak Parti olur. Bazı vekillere yasaklar konsa da yine elde 300 milletvekili  kalacak.. Hizmet için yeter. Başbakanımızın durumunu mu soruyorsunuz? O zaten doğal lider. Doğal başbakan. Her şey onun etrafında ve o kadro ile yapılacak. Her şey kötüye gitse, bağımsız olarak seçtirtmeseler dahi…Yasak ancak iki yıl sürer… İki yıl köprülerin altından çok sular geçecek, çok… Ömrü varsa o yine Resmî Başbakan… Hatta geleceğin Cumhurbaşkanı. Önemli olan kenetlenerek,  Meclise ve Millî İradeye sahip çıkmak… Gerisi lafı güzaf… Azgın azınlığın son çalımı  bu! Başbakanımız gibi dik duralım, metin olalım… Artık uyanmış millet var karşılarında. Hukuk içinde mücadeleye devam. Yılgınlık, bıkkınlık yok. Unutmayalım. Bizim şer bildiklerimizde hayır olabilir. Allah en iyi hesap görendir…

Bu yazı toplam 132 kez okunmuş.

Yorumlar

Bu yazı için kayıtlı yorum bulunmamaktadır.

İlk yorumu siz yapın!

Şu an sitemizde 4 aktif ziyaretçi bulunmaktadır. [+] Ayrıntılı istatistikler için tıklayın.

HakimiyetYeni Gazete İletişim ve Yayıncılık Ltd. Şti. | Copyright © 2008, All Rights Reserved. Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. Herhangi bir haber veya içerik; izinsiz ve/veya kaynak gösterilmeden kullanılamaz.