| Konya | Ankara |
| Aksaray | Kayseri |
| Karaman | Antalya |
| Niğde | Kırşehir |
| Afyon | Isparta |
Sayfa sizlere ulaşmadan önce sayfanın mizanpajı ve içeriği hakkında Hakimiyet Gazetesi’nde Ahmet Aka ile konuşurken isim için de farklı görüşler oluştu. 12.06.2008 00:39:34
Ahmet Tapu AÄŸabey mizanpajı için görüÅŸünü söylerken, aslında ismini de bulmuÅŸ oldu. Her zaman ki üslubuyla hararetli konuÅŸmamıza son noktayı koymuÅŸtu aslında. “Nadide bir sayfa hazırlayacaksınız, iÅŸte o kadar” dedi. Kahkahalar arasında tamam dedim, tarzı belirlerken, ismi de bulmuÅŸ olduk. İşte Hakimiyet ailesi olarak sıcak bir ortamda karar verdiÄŸimiz bu sayfada, nasip olduÄŸu kadar sizlerle beraber olacağız.
Sayfamızın günü belli. PerÅŸembeleri sizlerleyiz. Bir kategori yok. Bu sayfa ekonomi, gündem, teknoloji, politika, edebiyat ya da tarih sayfası deÄŸil. Hayatın içine aldığı her alan bizim konumuz olacak. Kısacası testimizde ne varsa o sızacak, onu paylaÅŸacağız sizlerle.
Bu ilk çalışmada her özel çalışmamda olduÄŸu gibi vazgeçilmez, konum olan Åžehitler ve bizlere emanetleri olan aileleri olacak.
Kalemi elime aldığımda Selçuk Üniversitesi’nde İletiÅŸim Fakültesi öÄŸrencisi olduÄŸum yıllara gittim… Hareketli bir öÄŸrencilik hayatım olmuÅŸtu. Bu biraz da eÄŸitim alanımızın renkliliÄŸinden ve okulun saÄŸladığı ortamdan kaynaklanıyordu. Üçüncü sınıf öÄŸrencisiydim. Çok sevdiÄŸim bir hocam “Sizin Sesiniz” adlı bir açık oturum programı hazırlıyordu ve ben farklı fakülte öÄŸrencilerinden, bürokrasiden ve Konya’da önemli isimlerden oluÅŸan katılımcı desteÄŸi saÄŸlıyordum. O sıralarda İletiÅŸim Fakültesi ÖÄŸrenci Kulübü BaÅŸkanıydım ve televizyonculuÄŸu düÅŸünmüyordum. Hatırını kıramadığım hocam bir vesileyle beni programın içine çekti. Koordinatörlük, yapım yardımcılığı ve derken bir gün “Nadide gelecek hafta programı sen yöneteceksin, sunucusu da artık sensin” dedi. Åžaşırmıştım. Koridorda ayaküstü konuÅŸuyorduk. “Yapabilir miyim hocam?” dedim. Tebessümle “Halledersin sen Nadide!” dedi. Ve odasına yöneldi. Yük omzumdaydı.
Hayatımda ilk defa canlı yayında açık oturum sunacaktım. Konu tereddütsüz, kafamda belliydi. Åžehit aileleriyle, kanayan yaramıza kendi çapımızda neÅŸter atacak, ÅŸehitlerimizin emaneti olan ailelerine yanlarında olduÄŸumuzu göstererek, onurlandıracak, seslerini duyuracaktık. Åžimdi yazarken o heyecanımı hatırlıyorum, ne coÅŸkulu bir koÅŸturmacaydı.
Konya’daki tüm ÅŸehit ailelerinin, gazilerin derneklerine ulaÅŸmıştım. Konya’da Milli İradeyi temsil eden Milletvekillerine ulaÅŸmış onları programa davet etmiÅŸtim. Kimi vekilimiz konuk olarak, kimi vekilimiz de telefon baÄŸlantısıyla programa katılmıştı. En çok sevdiÄŸim tarihçilerin başında gelen, “Milletin Meclisi” adlı açık oturumlarını izlemekten zevk aldığım Mim Kemal Öke baÅŸta olmak üzere, ulusal basında önemli isimlerle de programda telefon baÄŸlantısı kurmuÅŸ, hatta o coÅŸku selinde zaman sıkıntısı yaÅŸamış, bazılarına söz hakkı verememiÅŸtik. O gün hayatımda niyetin ne kadar önemli olduÄŸunu anlamıştım. Neden mi? Rıza-i İlahi için atılan bir adımdı okul hayatım. Ve her basamakta kendi çapımda bir ÅŸeyler yapıyordum. Takdir-i ilahi birçok kuluna nasip olmayacak bir olayla ödüllendirmiÅŸti, beni. YaÅŸadıklarımdan anlamıştım ki desinler diye deÄŸil, iyi niyetle yapılınca sonuç kulun takdirinden kat be kat fazla oluyordu.
Stüdyoda dev bir Türk bayrağını fon olarak kullanmıştım. 30’a yakın katılımcı. Telefon baÄŸlantıları ile güzel bir çalışma çıkacaktı. Programa girmeden gelen bir haberle dona kalmış, nasıl ÅŸükredeceÄŸimi bilememiÅŸtim. Belki Türkiye’de bir eÅŸi yoktur bu anın.
O gün Abdullah Öcalan yakalanmıştı. Paketlenip, Türkiye’ye teslim edilmiÅŸti. ÜNTV olarak, ulusal kanallardan çok daha hazırlıklıydık. Hayatımda kameranın karşısına ilk kez, programa son beÅŸ dakika kala geçiyordum, deneme çekimi yapmadığımı o an hatırlamıştım. 1 haftalık koÅŸturmaca da aklıma gelmemiÅŸti, canlı yayın baÅŸlayacaktı, acemiydim. Ama önemi yoktu, o an ben dünyanın en mutlu insanıydım. Bu moralle ekip olarak bu iÅŸin üstesinden gelecektik. Ve saatlerce süren programda, duygular sel olmuÅŸtu.
Kendimi bildim bileli bir terör olayıdır gidiyordu. Çok ÅŸehit haberine ÅŸahit oluyordum. Bugün okuyacağınız, röportajdaki ÅŸehit annesi de, oÄŸlunu benim dimağımda yer eden bir terör olayında ÅŸehit vermiÅŸti.
Sene 1993, lise 2.sınıf öÄŸrencisiyim. 33 erin ÅŸehit haberi ateÅŸ gibi düÅŸmüÅŸtü yüreklere, gazeteler haberi “Alçak Katliam” baÅŸlığıyla manÅŸetlere taşımıştı. Elim, kolum baÄŸlıydı, ne yapabilirdim… Ama acısı içimizde kalan bir sızıydı. Röportajı yapmaya baÅŸladığımda güzel bir tevafukla karşılaÅŸtım. Karşımda konuÅŸtuÄŸum Åžehit anası, belki de arayıp bulamayacağım insanlardan biriydi. Korkunç pusuda ÅŸehit olan,33 ÅŸehitten memleketi Konya olan 7 ÅŸehitten birinin annesiydi. Gözü yaÅŸlıydı. Ananın iç acısı sanki dün yaÅŸanmış bir olayı anlatır gibiydi.
Hürriyet/ Yıl 1993. Malatya’dan iki sivil minibüse biniyorlar. Hepsi sivil giysili, üniforma ve postalları çantalarında. Hiçbirinde silah yok, kendilerine refakat eden tek bir askeri personel de. Saat 18.00. Bingöl’e 10 kilometre var. DaÄŸlık, dar bir yol. Birden silah sesleri yankılanıyor. İlk virajı geçtiklerinde, 50 PKK’lının karşı yönden gelen Bingöl Tur’a ait bir otobüsü durdurup, çoÄŸunluÄŸu terhis olmuÅŸ ya da dağıtıma giden sivil erlerden oluÅŸan 50 yolcuyu esir aldığını görüyorlar. Åžoföre bağırırlar; ‘Geri dön!’ Åžoför oralı olmaz. Zaten 4 saatlik yolda 3 mola vermiÅŸ…
O yolculardan biri de Erkan Kaçar’dır. Erkan, AyÅŸe - Süleyman Kaçar çiftinin 6 çocuÄŸundan en küçüÄŸü, daha 19’unu yeni bitirmiÅŸ, 20’sinde bıçkın gibi delikanlıdır. Umutları vardır yarına dair ama… Vatan borcunu ödemeye gitmiÅŸtir. Her yiÄŸit Türk erkeÄŸi gibi, asker olmanın onurunu ve gururunu yaÅŸamaktadır. Bilinmez bir kör kuyudan gelen pusuyla Erkan, vatanına borcunu canıyla ödemiÅŸ, yaÅŸadığı onuru ÅŸehitlik makamıyla taçlandırmıştır. Geride ise gözü yaÅŸlı anne, baba, ablalar, aÄŸabeyler ve yeÄŸenler bırakarak…
Aslında onlara sadece aileleri değil bir memleket ağlamış, yasını tutmuştur!!!
- AyÅŸe Teyzecim sana zahmet verdik, sana acını tekrar yaÅŸatacağız ama yaÅŸananları yeni nesillerin bilmesi, hafızaların tazelenmesi ve ÅŸehitlere minnetimizi göstermek için yorduk seni buralara kadar. GeldiÄŸin için teÅŸekkürler. Teyzecim, Erkan, nasıl bir gençti?
Olur mu kızım, sen sesimizi duyur yeter. Acısı is hala bugün gibi, 15 sene oldu ama 15 günlük gibi acısı. Dinmez kızım bu acı. Erkan, çok mülayim, kalender, ÅŸakacı etrafında sevilen bir çocuktu. Babasıyla diÄŸer çocuklarına göre daha yakındı, ÅŸakalaşırdı. Babasını da bu acının üzerinden 1 sene geçtikten sonra, kaybettik zaten.
- AyÅŸe Teyze, kaç çocuÄŸunuz var?
3 kız 3 oğlan. Yavrum yeni 20 sine girmişti. Tek bekar oydu. Yaşayamadı hayatını.
- Erkan, asker olmadan önce ne iÅŸle meÅŸguldü?
Oto tamircisiydi, meram sanayisinde. Görev yerine giderken, ÅŸoför otobüs bozuldu demiÅŸ. O otobüste bulunan, Åžehit Mevlüt Özkan da tamirciydi. Erkan ve Mevlüt Özkan inmiÅŸ bakmışlar. Bir bozukluk yokmuÅŸ. Birkaç defa olmuÅŸ bu. MeÄŸerse onları pusuda bekliyorlarmış. Bunu yaralı kurtulanlardan öÄŸrendik daha sonra.
- Erkan nerede acemiliÄŸini yaptı, görev yeri neresiydi?
Manisa - KırkaÄŸaç’ta acemiliÄŸini yaptı. AcemiliÄŸinin sonunda 1 hafta izne geldi. Usta birliÄŸine Van’a giderken yolu kesildi. Günahsız, savunmasız ÅŸekilde göndermiÅŸler. Koruma verecekler ana, merak etme demiÅŸti, vermemiÅŸler. Zoruma giden, silahsızca daÄŸa kaldırmış olmaları. Çatışarak ölse, elinde silahı olsa bu kadar acımazdı içim. KalleÅŸçe öldürdüler. Neden sahipsiz gönderdiler çocukları. KalleÅŸliÄŸe kurban verdim yavrumu, terbiyemi bozmak istemiyorum. Söylenecek çok söz varda, susuyoruz. Acım dinmiyor, koyun gibi güderek götürdüler, öldürdüler evladımı. BoÅŸu boÅŸuna öldürüldüler, çatışarak ölse acım bu kadar olmazdı. Bunun hesabı da sorulmadı zaten.
- İzne geldikten sonra görev yerine giderken, ruh halinde bir deÄŸiÅŸiklik var mıydı?
Çok mahzundu. Yüzüne ÅŸehitlik nuru sinmiÅŸti. İnsan konduramıyor. Ama hali farklıydı. Beni yeÄŸenlerime unutturmayın, dedi. Hiç acizlenmezdi, ne iÅŸinde ne askerde. İzne geldiÄŸinde, rahatmısın diye sorulduÄŸunda. Herkesin yaptığı görev bu onurdur, derdi. Vatan görevidir. Vatan borcudur, yapacağız dedi, hiç ÅŸikayetlenmedi. Hayatında ÅŸikayetlenme nedir, bilmedi zaten.
- Peki, teyzecim haberi ne zaman aldınız?
Bana direk verilmedi. Babası dışarıdaydı 1 hafta vardı kurban bayramına iki gelinim evde temizlik yapıyorlardı. Babası temizlik yaparken geldi televizyonu açın, çarşı yanıp gider, Elazığ / Bingöl yolunu kesmiÅŸler ÅŸehit var, açın televizyonu bakalım, dedi. Bizim ki var mı yok mu bilmiyorduk. Televizyonu yerine koydular, fiÅŸi taktılar ama karlı gösterdi, isimlerde açıklanmıyordu. Babası, haber almak için çarşıya gitti, Benim elim kolum kalkmaz olmuÅŸtu. Yerimden kalkamamıştım, benim ki olmasa da ana kuzuları gitmiÅŸti. Haber Meram ÅŸubesine gelmiÅŸ. Çarşıda öÄŸrenmiÅŸ, babasıyla abisigil. Bir gün sonra televizyonlarda adları açıklandı. Benim dünyayı görür halim kalmamıştı. Abisi gitti, almaya. GeldiÄŸinde birkaç ÅŸehit cenazesiyle birden geldiler. Getirdiler kuzumu ama açmayın tabutu dediler. Bizde açmadık, hala kızıyorum. Ben büyüttüm onu, neden açıp bakmadım. Bakmak benim hakkımdı ben büyüttüm onu. Son kez doya doya görmek isterdim.
- Son kez görmediniz mi?
TopraÄŸa verilirken, oÄŸlanlar ısrar etti. Ancak, mezarda yüzünü açtılar, gördüm. Abisi teslim almaya gittiÄŸinde görmüÅŸ, alnına yakın yerde pamuk tıkalıymış.
Not: 33 Åžehite 1600’e yakın kurÅŸun sıkıldı.
-AÄŸlama teyzem herkese nasip olmaz ÅŸehit anası olmak…
- Erkan’la ilgili bir anını anlatır mısın teyzem.
Ne diyeyim kuzum akıl mı kaldı. 50 yaşındaydım, ÅŸehit oldu, akıl kalmadı. Dünyam karardı. Bir mektupları kaldı, bir de fotoÄŸrafları. Bak yavrum, beni unutturmayın diyor. BilmiÅŸ çocuÄŸum ÅŸehit olacağını. Hayat görmedi, yaÅŸamak onunda hakkıydı. Daha 19’u yeni bittiydi. Hala Åžehit haberi alınca, ülkenin neresinde olursa olsun gidip aÄŸlamak, acımı boÅŸaltmak istiyorum. Dinmiyor acı. DiÄŸer oÄŸlanlarımı da gönüllü göndermek isterdim. Kanları yerde kalmasın, diye. Bırakmasınlar kanlarını yerde. YeÄŸeni özellikle doÄŸuyu istedi dayımın kanını yerde koymayacağım, intikamını alacağım dedi. Tunceli’de daÄŸlarda yaptı, askerliÄŸini. DaÄŸlardan inmedi, torunum.
- Devlet sizlere sahip çıkıyor ama bir isteÄŸin var mı devletten?
Öcalan’ı bize vermeliler, idam edilmesi bile yetmez. Ona idam bir kere ölüm olur, onu bize vermeliydiler. İntikamları alınmalıydı. Çok acılıyı ve öfkeliyiz sesimizi duyuramadık. Onların yaÅŸaya hakkı yok muydu. 20 sine yeni girmiÅŸti. Bizleri seçim zamanında hatırlıyorlar. Bir askeriye bize sahip çıkıyor. Bayramlarda geliyorlar eÅŸleriyle, çocuklarıyla. Birde Devletten BüyükÅŸehir Belediye BaÅŸkanı Tahir Bey sahip çıkıyor, bizlere. Vali Osman Beyde benim gibi biriki aileye bir araç birde polis verdi. Poliste eÅŸiyle geldi. Bingöl’e gittik, oraları gördük. Oraya bir ÅŸehitlik yapılmış. Halk bizi çok iyi karşıladı. Yapılan anıtta bir bayrak var oralı halk o bayraÄŸa “Nazlı Gelin” diyor. Birde bizlere Åžehir Aileleri DerneÄŸi, sahip çıkıyor. DerneÄŸimizden de Allah razı olsun. Dernekte anneler, akrabalar mevlütlerde, hatimlerde toplanıyor. ÇocuÄŸunun hayrına yaptıklarını getiriyor, ikram ediyor. Acısı içimizde dün gibi geçmiyor, küllenmiyor. Evlat, acısı çok zor. Allah devlete, millete zeval vermesin.
- Teyzem çok saÄŸol, bizlerle duygularını paylaÅŸtın. Son bir sorum olacak, KurtuluÅŸ savaşında İngiliz’iyle, Fransız’ıyla, Yunan’ıyla savaÅŸtık. Senin oÄŸlun kiminle savaÅŸtı?
- Teröristlerle
- Terörist dediÄŸin kim AyÅŸe Teyzem?
DüÅŸünüyor, kaÅŸlarını kaldırarak vatanı bölmek isteyenler, ama bizi yıkamazlar bu vatan için gönderilecek 2 evladım daha var, gözümü kırpmadan gönderirim diyor; AyÅŸe Teyze buÄŸulu gözlerle. Anadolu Türk kadının genlerinde var bu yücelik, olgunluk bunu bir kez daha anlıyorum. Ellerini öperken saÄŸol guzum, diyor ve baÄŸrına basıyor. Ellerimi sıkı sıkı tutarak bizim sesimizi duyur, gerektiÄŸi gibi duyur dediÄŸi anda yutkunuyorum, çünkü öÄŸrendim bir ÅŸey içimi acıtıyor. AyÅŸe Teyze oÄŸullarıyla kalıyor. Aldığı maaÅŸ 3 aydan 3 aya bana göre çok az. Bir ÅŸehit annesi bu kadar almamalı bana göre. Ya hiç çocuÄŸu olmasaydı, bakanı olmasaydı. Emanetler rahat etmeli, manevi sıkıntı çekerken maddi hiçbir sorunları olmamalı, onlar bize ÅŸehitlerden emanet…
Bugünlerimizi ve Türk Bayrağının gönderde olmasını borçlu olduÄŸumuz Alparslan’dan bugüne… Tüm ÅŸehit ve gazilerimizi, baÅŸta Gazi Mustafa Kemal Atatürk, ve silah arkadaÅŸları olmak üzere saygı ve ÅŸükranla anıyorum.
Mekanları cennet, Fatihalarınız yoldaş olsun. Vesselam
++
Otuz üç mücahit
Rahmet bulutları gezer üzerlerinde
Her bir ÅŸiir gibi duygulu
Bir sevda gibi içten
Bir körfez gibi gözleri
İnkılâp denizinde
Otuz üç mücahit, bir ÅŸehirde
Hayallerinde uzayıp giderken bozkır
Yüzlerini okÅŸar abdest suları
Bir başkadır dua, dudaklarında
Yoktur içlerinde ölüm korkusu
Yok olmak sayarlar tüm uykuları
ÅžimÅŸekler gülümser akÅŸamüstleri
Bir kavga bilenir bileklerinde
Kayalar çatlayıp toprak tozarken
Kahrından bin kere ölür bir ÅŸehir
Tepeler ezilir ayaklarıyla
Devrim ÅŸarkıları söyler yiÄŸitler
Zaman bir kurÅŸundur mavzerlerinde
Ufka çakılmıştır gözbebekleri
Otuz üç mücahit bir ÅŸafak vakti
Kanlarıyla yazar ölümsüzlüÄŸü
Kır saçlı daÄŸların eteklerinde
---
* Otuz üç askerimizin ÅŸehit olduÄŸu olayın da anlatıldığı Ahmet Aka’nın ‘Sevgi Rüzgarı’ adlı romanından
Bu yazı için kayıtlı yorum bulunmamaktadır.
Şu an sitemizde 7 aktif ziyaretçi bulunmaktadır. [+] Ayrıntılı istatistikler için tıklayın.