| Konya | Ankara |
| Aksaray | Kayseri |
| Karaman | Antalya |
| Niğde | Kırşehir |
| Afyon | Isparta |
Ahzab Suresi ayet 16’da ölümden ve öldürülmekten kaçmanın fayda vermeyeceği dile getirilmektedir:
“(Resulüm) De ki: Eğer ölümden ve öldürülmekten kaçıyorsanız, kaçmanın size asla faydası olmaz. (Eceliniz gelmemiş ise) o taktirde de yaşatılacağınız süre çok değildir.”
18.06.2008 09:52:49
Cenab-ı Hakk tarafından tayin ve taktir edilmiş olan ömür; ne ölümden, ne de öldürülmekten kaçmakla uzar, ne de kısalır. Ecel gelmişse onun önüne geçilemez. Ayet bizlere bu gerçeği bir kere daha net olarak hatırlatıyor.
Ahzab Suresi ayet 18 ve 19 şöyle buyrulur.
“Allah, içinizden (savaştan) alıkoyanları ve yandaşına: (Bize katılın) diyenleri gerçekten biliyor. Zaten bunların pek azı savaşa gelir” ve bu 18’nci ayetin devamı mahiyetinde olan 19’ncu ayette şu ifadeler yer alır:
“(Gelseler de) Size karşı pek hasistirler. Hele korku gelip çattı mı, üzerine ölüm baygınlığı çökmüş gibi sözleri dönerek sana baktıklarını görürsün. Korku gidince ise, mala düşkünlük göstererek sizi sivri dilleri ile incitirler. Onlar iman etmiş değillerdir; bunun için Allah onların yaptıklarını başa çıkarmıştır. Bu, Allah’a göre kolaydır.”
Ahzab Suresi ayet 26:
“Allah, ehli kitaptan olanlara, onlara (müşrik ordularına) yardım edenleri kalelerinden indirdi ve kalplerine korku düşürdü, bir kısmını öldürüyor, bir kısmını da esir alıyordunuz.”
Ayet; Allah’ın Resulü’ne karşı birleşen düşman birliklerine destek veren Ben-i Kurayza Yahudilerini kalelerinden alaşağı ettiğini ve kalplerine korku saldığını, erkeklerinin öldürülüp kadınlarının ve çocuklarının esir alınmış olduğunu açıklamaktadır.
Fatır Suresi ayet 9’da şöyle buyrulur:
“Rüzgârları gönderip de bulutlu harekete geçiren Allah’tır. Biz onu ölü bir bölgeye göndeririz de ölümünden sonra toprağa onunla hayat veririz. Ölülerin yeniden dirilmesi de böyle olacaktır.”
Fatır Suresi ayet 22’ye kulak verelim:
“Dirilerle ölülerde bir olmaz. Şüphesiz Allah, dilediğine işittirir. Sen kabirlerdekilere işittiremezsin!”
İmandan, yeterli derecede bilgiden akıl ve basiret ile ahlak ve faziletten mahrum kimselere gerçekleri duyurmak, hakikatleri işittirmek çok zor, hatta imkânsızdır. Böyle kimseler ölülere benzetilerek ayette dirilerle ölülerin eşit olmayacağı izah edilmektedir.
Fatır Suresi ayet 36’da inkarcıların durumu anlatılır:
“İnkar edenlere de cehennem ateşi vardır. Öldürülmezler ki ölsünler, cehennem azabı da onlara biraz olsun hafifletilmez. İşte biz, küfürde ileri giden her nankörü böyle cezalandırırız.”
Ölümsüz bir hayatta ölüm istemek faydasızdır. İnkarcıların ve küfür bataklığında yuvarlanarak öbür aleme gidenlerin ve dünya hayatında nankörlük yapanların acı akıbetleri bu ayette ayan-beyan anlatılmaktadır.
Yasin Suresi ayet 12’de şöyle ifade edilmektedir:
“Şüphesiz ölüleri ancak biz diriltiriz. Onların yaptıkları her işi, bıraktıkları her izi yazarız. Bir her şeyi apaçık bir kitapta (levh-i mahfuz’da sayıp yazmışızdır.”
Bazı müfessirlere göre (ölüleri diriltmek) ifadesi, cahilleri hidayete erdirmek, müşrikleri şirkten imana döndürmek şeklinde de açıklanmıştır.
Yasin Suresi ayet 32 ve 33’de de şöyle buyrulur:
“Elbette onların hepsi (kıyamet gününde) karşımızda hazır bulunacaklar.”
“(Bu hususta ölü toprak onlar için mühim bir delildir. Biz ona yağmurla hayat verdik ve ondan dane çıkardık. İşte onlar bundan yerler.”
Ölü toprak nasıl yağmurla canlanır ve üzerinde binbir çeşitli bitki ve nimet meydana gelirse, ölüleri aynı şekilde diriltmeye, yok olmalarından sonra tekrar meydana getirmeye Allah’ın muktedir olduğu bu ayeti celile de en bariz bir şekilde ifade edilmektedir. (son)
Sizde bu yazıya yorum ekleyebilirsiniz!
VEYİS ERSÖZ - yazara ait bütün köşe yazılarını için TIKLAYIN.
Şu an sitemizde 2 aktif ziyaretçi bulunmaktadır. [+] Ayrıntılı istatistikler için tıklayın.