| Konya | Ankara |
| Aksaray | Kayseri |
| Karaman | Antalya |
| Niğde | Kırşehir |
| Afyon | Isparta |
Sokak ışıklarının, karanlık odanın duvarındaki izleri; yatağına giren genci daha uykuya dalmadan derin rüyalara daldırdı. 20.06.2008 00:30:42
Fakat yol kenarında olan evinin azizliÄŸine uÄŸrayıp her araba geçiÅŸinde irkildi; hem arabalardan hem de arabaların evin tavanında oluÅŸturduÄŸu ışık hızmalarından. Duvar ve tavanda oynaÅŸan ışık ile karanlıktan hangisine yoÄŸunlaÅŸması, hangisini takip etmesi gerektiÄŸine karar veremedi. Gerçi hangisine yoÄŸunlaşırsa yoÄŸunlaÅŸsın her araba geçiÅŸinde tekrarlanan fakat ışığın gücüne göre deÄŸiÅŸen; ümit, korku, aÅŸk, ölüm ve sonsuzluk gibi çaÄŸrışımlar yapan ÅŸekiller onda daha çok ürperti uyandırdı. Gözlerini kapamayı denedi ama bu sefer hepten karanlık ve karanlıkta uçuÅŸan karanlıklardan korktu.
Gece ve siyahın neden bu kadar ürpertici olduÄŸunu düÅŸündü. Günün tamamı gündüz ve güneÅŸli olsa ne kadar güzel olur diye düÅŸündü. Sanki günlerin tamamı güneÅŸli olsa; hiç kötülük olmayacak, insanlar hiçbir ÅŸeyden korkmayacak, düÅŸmanlar ve teröristler yok olacak, depremler ve doÄŸal afetler canları yakmayacak diye düÅŸündü. Hatta fakirlik ve cahillik bile yok olur gibi geldi aklına. Ama bunların yarısını uyumadan hayaletti yarısına da rüyasında devam etti.
* * *
Uyandı bir vakit sonra. Uyumaya çalıştı; aÄŸrımayan tarafında, yastığın sıcak kalan yanında…
Telefon ekranının ışığını fark etti bu arada. Ama eline alana kadar kapandı ışık. Telefonun sesine mi yoksa susuzluktan yanıp daÄŸlardan; tepelerden, ÅŸelalelerden içtiÄŸi sulardan sıkılıp mı uyandığına karar vermekte güçlük çekti. Göz kapaklarını aralamakta sanki zorlanıyormuÅŸçasına tembel tembel açtı. Telefonun ekranına bakıp hiç beklemeden geri arama tuÅŸuna bastı. Çünkü içinden geçeni görmüÅŸ ve de görmesi gerekeni içinden geçirmiÅŸti. Telefonu açan, hüzünlü ve bir mumun sıcaklığında ısıttığı sesi ile:
— Seni çok özledim. SensizliÄŸe dayanamıyorum artık dedi ve ekledi,
— KeÅŸke aynı ÅŸehirde olsaydık…
* * *
Genç adamla telefondaki ses hasret dolu; sevgi dolu konuÅŸtu, bir süre. Sonra genç adam soÄŸuktan gizlediÄŸi kafasını yorganın altından çıkarttı ve yatağından kalkıp pencereye doÄŸru ilerledi. Bir taraftan sevdiÄŸini dinleyip diÄŸer taraftan da perdesiz penceresinden ÅŸehrin ışıklarını ve sokaklarının ıssızlığını izledi. Sonra gökyüzüne baktı; hava açıktı. Gök kubbenin karanlığını delen yıldızları; karanlığa inat bütün gücüyle parlayan yıldızları izledi.
— AÅŸkım kalkıp gökyüzüne bakar mısın, dedi sevdiÄŸine; “bak” dedi:
— Bak doÄŸu yönünde yan yana iki yıldız parlıyor; diÄŸerlerinden daha irice, daha parlak.
— Evet, dedi telefondaki ses. Genç adam devam etti:
— DüÅŸün ki ÅŸimdi yan yana, açık havada oturuyoruz ve gökyüzünü izliyoruz; tıpkı bizim gibi yan yana olan yıldızları…
Bir süre öylece yıldızlara baktı ikisi de. Zaman ve mekândan soyutlanıp yüzlerce kilometreyi yok ettiler, ikisi de birbirinin sıcaklığını ve kokusunu hissetti; yan yanaymış gibi.
SessizliÄŸi genç adam bozdu:
— Bak gördün mü aÅŸkım? Farklı ÅŸehirlerde olsak bile birlikte yapabileceÄŸimiz, birlikte bakabileceÄŸimiz ÅŸeyler var. Genç kız devam etti:
— Haklısın aÅŸkım, yan yana olsak bundan daha güzel olmazdı.
Bu yazı için kayıtlı yorum bulunmamaktadır.
BEKİR CEVİZCİ - yazara ait bütün köşe yazılarını için TIKLAYIN.
Şu an sitemizde 7 aktif ziyaretçi bulunmaktadır. [+] Ayrıntılı istatistikler için tıklayın.