| Konya | Ankara |
| Aksaray | Kayseri |
| Karaman | Antalya |
| Niğde | Kırşehir |
| Afyon | Isparta |
Hafta başında yeni bir gündem var mı diye baktım. Yok. demek ki eskilerle yetineceğiz diye düşündüm. Artık alıştık, her hafta başında yeni gündemlerle uyanmaya. Acaba diyorum bu sessizlik, patlama öncesi sessizlik mi?26.06.2008 10:37:26
Herkes, bir yerlerden bir şeyleri tırtıklıyor. Kelimeleri cımbızla çekip, işte bunu söyledi veya bunu yapacak... gibi olmayana ergi metodu kabilinden hayali ön yargılı işlemler yapılıyor.
Geniş ve rahat bir ortamda oturup, başımızı ellerimizin arasına alıp derin derin düşünmeye ihtiyacımız var. nereden nereye geldik. Nasıl bir ülke idik. Nasıl bir ülke olduk. Daha önümüzde neler var? neler yaparsak ülkemizi daha ileri, daha müreffeh hale getirebiliriz.
Tabir yerindeyse herkes eteğindeki taşları dökmeli, bilgilerini ortaya koymalı ve fikirlerini pazara çıkarmalıdır. Toplum; insanların fikirlerini, düşüncelerini, marifetlerini... pazarladığı bir açık Pazar pozisyonundadır. Zaten huzuru yakalamanın, sevgiye kapı aralamanın yolu da buradan geçer. Tabii ki; düşünenler, fikir üretenler... ortaya çıkacak, neyi nasıl yapacaklarını, nasıl bir fikre sahip olduklarını açıkça söyleyecekler ki her şey bilinsin. Yani şeffaflık hasıl olsun.
İnanın böyle bir ortamı özlemiyor değilim. Ben doğru düşünüyorsam, bir başkası da benim gibi düşünmeye mecbur mu? Veya bir başkası doğru düşünüyorsa, benim de onun gibi düşünme zorunluluğum var mı? Olmalı mı?
Muhalefet partileri de aynı yolu izlemelidir. Böyle akılcı yol izlemek ne muhalefet partilerinin muhalefetini bitirir, ne de bu partilere oy verenler;”Ne biçim partisiniz, böyle muhalefet mi olur?...” demezler. Aksini söylerler.
Türkiye’de bu eksik gibime geliyor. Hazımsızız. Çekememezliğimiz fazla. “Ben neden bu kadar oy alamıyorum? Halk beni niçin sevmiyor? Neden ben iktidar değilim? Ben iktidar olmadıktan sonra varsın yıkılsın bu ülke....” anlayışı yüzünden yıllardır ülkemde taş taşın üstüne koyanlar, kınandı, eleştirildi, toplumdan ihraç edilmeye çalışıldı. Yani; milli, manevi değerlere saygılı, ahlak ve maneviyat yolunda ömrünü tüketenlere yapılmadık kalmadı. “İstemezzük” politikaları üretildi.
Gün oldu; “Neden ezan Arapça okunuyor? Bunu Türkçeleştirelim. Niçin insanlarımız Kur’anını, dinini öğreniyor?....” diye takibata maruz kaldı, cezalar verildi. Bunun için hapislere düşenler oldu. Halkın yüreği dağlandı. Halk bunun için bu partilere kırıldı, üzüldü, öfkelendi...
Zaman oldu, bir siyasi partinin genel başkanının da bakan olduğu bir zamanda; yokluklar yaşandı, kıtlıklara talim edildi. Olan yine halka oldu. Halk, bu sefer de hayal kırıklığı yaşadı. Yine halkın öfkesine maruz kaldı...
Yıllar böyle devam etti gitti... artık halkımız yemin etmiş ve: “Bir daha sol partilere oy vermeyeceğim. Bunları iktidara getirmeyeceğim. Bunlar, ülkeye hizmet etmiyor. Sadece kaos üretiyor, sadece gerilim meydana getiriyor. Darbelerden medet umuyor.......” demiştir. Bu yüzdendir ki sol partilerde bir hınç var. o bakımdan sol partiler, normal seçimle iktidara gelemiyorlar. Çünkü halka ters bakıyorlar. Bu yüzden CHP, programını değiştirmeye karar vermiş hatta bu konudaki çalışmaları bitme aşamasına gelmiştir. Acaba tutar mı? Onu zaman gösterecek.
Bu yazı için kayıtlı yorum bulunmamaktadır.
- yazara ait bütün köşe yazılarını için TIKLAYIN.
Şu an sitemizde 15 aktif ziyaretçi bulunmaktadır. [+] Ayrıntılı istatistikler için tıklayın.