Son Dakika
BAĞLANTILAR
HAVA TAHMİNLERİ
Konya Ankara
Aksaray Kayseri
Karaman Antalya
Niğde Kırşehir
Afyon Isparta

Travma Bitmedi…

-

Hatasızlık Allah’a mahsustur. Kendi ifadesi ile fani olan Atatürk de ömrü içinde hatalar yapmıştır. Hataları ve sevapları tartıldığında, elbette sevapları ağır basan biridir. Milli mücadelede hayatı pahasına gösterdiği liderlik, mazlum milletlere yaptığı örneklik bile, hatalarına kefaret olacak nitelikte bir sevaptır. O nedenledir ki o bu milletin millî kahramanıdır.26.06.2008 10:39:04
Yazıyı KüçültYazıyı Büyüt

Bu nedenle bu köşeyi izleyenler bilir ki, biz Atatürk’ü sevenlerdeniz. Ancak herkes bizim gibi düşünmeyebilir. Atatürk’ü sevenler olduğu gibi sevmeyenler de, hatalarının çok olduğunu düşünenler de elbette olacaktır. Bu doğaldır. Nitekim, başörtüsü mağduru, yurt dışında yaşamaya mecbur edilmiş, herhalde başörtüsü yasağını Atatürk’ün getirdiğini sanan genç bir hanım, tv programının birinde, Atatürk’ü sevmediğini söyledi. Sen misin bunu söyleyen. Vay, sen Atatürk’ü nasıl sevmezsin! Eleştiri üstüne eleştiri… Sanki Atatürk bir ilah… Onu sevmemek de büyük günahlardan. Üstüne üstlük durumdan vazife çıkaran bir savcı da bu hanım hakkında Atatürk’ü Koruma Yasasına dayanarak dava açmış… Şimdi, böyle bir gelişmede suç kimin? Atatürk’ün mü? Onu ilah mertebesinde kutsallaştırıp, sevilmesini bile bu millete dayatan, Marksistlerini Atatürkçülük maskesi altına gizleyen, Atatürk’ü dine soğuk olan biriymiş gibi gösteren, din düşmanlarının mı? Yoksa vazifeci savcının mı? Veya, onu bir kanunla korumak isteyen, “Atatürk seni sevmek ibadettir” diyen Celal Bayar ve aslında onu hiç sevmeyen, ancak ölümünden sonra  kendi menfaatleri doğrultusunda kullanan  devlete musallat olmuş Masonik- Sebatayist (tam dönememiş Yahudi dönmeleri) ekibin mi? Bura da elbette Atatürk’ün ve savcının suçu yok… Suç diğerlerinin. Atatürk’ün karakteri incelendiğin de,  öldükten sonra diktatör olarak anılmaktan hayıflanan Atatürk’ün ilah gibi kutsanmasını istemeyeceği açıktır. Savcıya sorarsanız o da görevini yaptığını söyleyecektir. Evet suç, Atatürk’ü ve ilkelerini çarpıtıp kullanarak bu milletin başında boza pişiren diğerlerinin… Onlar o kadar ileriye gidiyorlar ki… Atatürk’e rağmen Atatürk üzerinden kurdukları saltanat ve sömürü çarkları yıkılacak diye ödleri kopuyor… Onlara göre, saltanatları, sömürü düzenleri sarsılacaksa doğru söylenen her şey yanlıştır. Alın size bir örnek. AK Parti Genel Başkan Başyardımcısı Dengir Mir Mehmet Fırat, bir yabancı dergiye, Atatürk devrimleri, Türk Milleti üzerinde travma yarattı demiş… Bunu nasıl dermiş… Oysa, sayın Fırat doğru söylüyor… Her devrim toplumunda travma yaratır. 1789 Fransız devrimi, Çin’deki Mao devrimi, Rusya’daki Leninist devrim toplumlarında travma yaratmadı mı? Elbette pek çoğunun sonuçları yararlı olsa da Atatürk devrimleri de Türk Toplumunda travma etkisi yarattı…  

             Türk halkı bir sabah uyandı ki, ona alfaben değişti dendi… Düşünün, yüzyıllardır kullanılan bir alfabe devlet çarkından sökülüp alındı… Bir gün Türk halkına dendi ki, senin yüzyıllardır çok yaşa dediğin padişahlık ve halifelik de  yok artık.. Tüm kanunlarını değiştirdim. Bundan böyle bu kanunlara göre yaşayacaksın.. Takvim, ölçü, tartı birimlerini, değiştirdim. Bundan sonra, ayları miladi olarak say… Tatil Cuma değil, Pazar günü… Kilo, gram, metre  diyeceksin, okka dirhem, arşın  yok…  Yüzyıllardır kullandığın sarık, fes yok, lengeri fötr şapka giyeceksin… yapmaz mısın?  giymez misin… yürü İstiklal Mahkemelerine…

          Bu millet bir gün, minarelerden orijinal ezan yerine “Tanrı uludur… Tanrı uludur…” sedalarını duydu, şaşırdı, hatta Sultan Ahmet Meydanında dövülmüşler gibi ağlayanlar oldu… Evet evet öyle oldu… Türk halkı, Atatürk öldükten sonra gördüğü baskı sonucu ilahi kitabı olan Kuran ı –Kerim’i çocuklarına öğretebilmek için köyünün yollarına jandarma geliyor mu diye nöbetçiler dikti. Bu kadar değişikliğe bu millet kolay mı alıştı dersiniz? Travma geçirmedi mi? Mutlaka geçirmiştir… Geçirdi. Bunlara alışmak kolay olmadı. Hatta bu devrimlerin yerleşmesi için İsmet İnönü’nün sağ kolu Recep Peker’in talimatları ile bu millete zor bile kullanıldı. Bu değişikliklere kolay alışamayanlar, kolayca yok edildiler. İskilipli Atıf Hoca gibi… Basına yansıdığı kadarı ile “sanığın idamına, şahitlerin bilahare dinlenmesinediye karar verebilen İstiklal Mahkemelerinin resmî idam sayısı beş bin kişi… Gayrı resmîsini Allah bilir. Travma bitti mi? Hayır devam ediyor. Atatürk üzerinden, onun öz düşüncelerinin aksine İslam düşmanları, Müslüman Türk Milletine travma yapmaya devam ediyor. Başörtüsü yüzünden okul kapısından gözyaşları içinde dönen, bir Türk kızının geçirdiği travmayı anlayabilir misiniz? Bir aile düşünün, iki kızı var; biri açık biri ‘ben böyle inanıyorum’ diyor ve kapalı. Biri okuluna gidiyor, öbürü gidemiyor. Her gün, kapalı kız evde stres yapıyor. Bunun sıkıntısını da ailecek evde yaşıyorlar. Ülkesine vatandaşlık görevini eksiksiz yapan, üstelik çocuklarını da inanç hürriyetinde serbest bırakan bu ailenin, annenin, babanın geçirdiği travmayı  düşünebiliyor musunuz? Yaşamayan bilmez. Ben yaşayanları biliyorum,  travma devam ediyor.

Bu yazı toplam 130 kez okunmuş.

Yorumlar

Bu yazı için kayıtlı yorum bulunmamaktadır.

İlk yorumu siz yapın!

Şu an sitemizde 4 aktif ziyaretçi bulunmaktadır. [+] Ayrıntılı istatistikler için tıklayın.

HakimiyetYeni Gazete İletişim ve Yayıncılık Ltd. Şti. | Copyright © 2008, All Rights Reserved. Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. Herhangi bir haber veya içerik; izinsiz ve/veya kaynak gösterilmeden kullanılamaz.