| Konya | Ankara |
| Aksaray | Kayseri |
| Karaman | Antalya |
| Niğde | Kırşehir |
| Afyon | Isparta |
Bir iş icabı otogardan geçmem gerekiyordu. Otogardaki insan selinin içinde gözüme bir ihtiyar takıldı. Sanki onu tanıyordum. Ama olamaz, benim benzettiğimi düşündüğüm kişi birkaç yıl önce vefat etmiş olmalıydı.27.06.2008 09:04:34
Yüzünü tam olarak hatırlamıyorum çünkü onu
çocukluğumdan beri görmüyorum. Dur bakalım, bu Abdullah Amca olmalı. Fakat
karşımda duran iki büklüm olmuş, saçı sakalı birbirine karışmış, gözlerinden
aciz ve çaresiz olduğu anlaşılan bu ihtiyar Abdullah Amca olamaz. Bizleri kovalayıp,
arkamızdan yetişemediği zamanlar çakmağını fırlatan, çocukluğumuzun korkulu
rüyası o, muktedir insan bu hale gelmiş olamazdı.
Vicdan ve merakımın
dayanılmaz zorlamalarına daha fazla karşı koyamadım. İhtiyara yaklaşıp hafif
bir gülümsemeyle,
- Merhaba Abdullah Amca, dedim.
O da gülümsemeye çalıştı.
Fakat gülümsemek ona hiç yakışmıyordu. Daha doğrusu gülümserken bile
gözlerinden ıstırap okunuyordu.
— Merhaba yeğenim, deyip ekledi;
- Tanıyamadım.
Bu sırada içimden gelen bir
saygı ile eline sarılıp öptüm. Gördüğü hürmetten memnun olduğu belliydi. Ben
kendimi tanıttım:
- Onur, Mehmet Ali öğretmenin oğlu.
— Sen ha! Öyle mi?
Yüzü garip bir hal aldı ve
Abdullah Amca ağlamaya başladı. Çocuklar gibi hıçkırıyordu. Onu kucaklamak
istedim fakat ne hikmettir bu düşüncemi gerçekleştiremedim. Belki de
etrafımdakiler ayıplayacak diye korktum. Ama onun bu halinden fazlasıyla
etkilendim. Beni en çok hüzne sevk eden ise onca ağlamasına rağmen gözünden bir
damla yaş akmamasıydı. Geçen zaman içerisinde çok acı çekmiş, çok ağlamış
olmalıydı. Galiba göz pınarları kurumuştu. Hıçkırıklarla devam etti:
- Mehmet Ali Hoca’ma kucaklar dolusu selam söyle. Hocamı çok arattılar. Babanın
tayini çıktıktan sonra onu çok aradık. Yeni gelen öğretmeni pek sevemedik.
Biraz bekleyip, soluklandıktan sonra:
- Birkaç yıl önce yengen vefat etti. Bilirsin çoluk çocuk yok. Kapımı aralayıp
da halimi hatırımı soran olmuyor. Bakımsızlıktan hastalandım. İnanır mısın, iki
gün susuz yattım bir su veren olmadı. Evlere daha su gelmedi mecburen çeşmeye
gitmek gerek. On gündür hastanede yatıyordum, bugün çıkardılar işte.
Artık Abdullah Amca’nın
gözleri nemlenmeye başlamıştı. Bu arada otobüsü de kalkmak üzereydi. Onun için
bir şeyler yapmak geçti içimden. Ne yapabilirim diye düşünürken biletinin
olmadığını öğrendim. Koşup bir bilet aldım, kabul etmesini rica ettim. Mahcup mahcup
bileti alıp bol bol dua etti. Onu otobüse bindirdim. Otobüs biraz sonra içimden
bir şeyler kopararak hareket etti. Ama ben yine de sevinçliydim; bir bayram
arifesinde ona iyilik yapmak ve en önemlisi gönlünü almaktan.
Bu yazı için kayıtlı yorum bulunmamaktadır.
BEKİR CEVİZCİ - yazara ait bütün köşe yazılarını için TIKLAYIN.
Şu an sitemizde 5 aktif ziyaretçi bulunmaktadır. [+] Ayrıntılı istatistikler için tıklayın.