| Konya | Ankara |
| Aksaray | Kayseri |
| Karaman | Antalya |
| Niğde | Kırşehir |
| Afyon | Isparta |
Gönül; maneviliÄŸin/tinselliÄŸin çiçek bahçelerindeki cemre düÅŸmüÅŸlüÄŸünün, kırkikindi yaÄŸmurlarıyla ritimleÅŸerek tazelenmesi ve ihya edilmesinin geniÅŸ coÄŸrafyasının girizgâhı, dahası bütünlüÄŸü. Buradan yani doÄŸru kapıdan girildikte, iç mekânlar; ferah ötesi geniÅŸlikte sonu gelmeyen devinimli sevecenliklerin aksi sedası. Gönül; insanın iç dünyasının, içteki dünyasının, görünmeyen ama görünürdeki bütünselliÄŸini çepeçevre ihya ve imar eden, “olmazsa olmaz”lı bir “öz atom”u. “Varolmanın, vazgeçilmez vecibesinin verandası” niteliÄŸinde bir “ÅŸah atom”u.
Su, her dem hareket eden; hiç yerinde duramayan hiperaktif müthiÅŸ bir enerjinin yığıldığı muazzam ötesi bir nesne. Su hayattır. Su harekettir. Su berekettir. Su temizliktir. Su ÅŸeffaflıktır. Su içine konulduÄŸu kabın ÅŸeklini alan; dışından da çevrelediÄŸi varlığı bütünüyle, hava bırakmayacak samimiyette sarmalayan bir cananlık. İçte ve dışta iliÅŸtiÄŸi varlıkta; sevecenliÄŸini sardığı nesnenin iliklerine deÄŸin hissettiren bir hayat membaı/kaynağı. Dünyanın en korkunç silahlarından birisi, en birincisi, dehÅŸet vericisi hidrojen bombası. Yani H2O, yani su; ölüm membaı/kaynağı. Birbirine zıt ama birbiriyle kucak kucaÄŸa olan ölümle yaÅŸam ikilisini bünyesinde barındıran, insanı meydana getiren dört ana unsurdan biri olan su; yaratılmışın sur mahiyetindeki sırlarından en derin olanı.
Su devamlı hareket halindedir. Ta ki bir düz yüzey buluncaya deyin. Akar, akar... Hiç bir eÄŸrilikte eyleÅŸmeÅŸ. Hiç bir eÄŸrilikten hoÅŸlaÅŸmaz. Onun rahat hayatı ya hiçbir kusuru bulunmayan düzlükte; kusursuzluÄŸun ÅŸahane damıtıldığının dâhiyane dermanlandığı bir satıhda. Yahut ta çok büyük bir hemcinsi; çoÅŸkun bir nehir veya küçük yerler sığmayan deryalar, deniz veya okyanusta... Suyun eyleÅŸebileceÄŸi, birleÅŸebileceÄŸi ve anlaÅŸabileceÄŸi kendi hemcinsi büyük kitleler; hemcinsi dışında eyleÅŸebileceÄŸi, birleÅŸebileceÄŸi ve anlaÅŸabileceÄŸi düzlük: Bu suyun gönüllüce eyleÅŸebileceÄŸi tahtlar. Bunlar yoksa suyu rahatlamış bir tonda görmek mümkünsüz.
“Hayat sudur, su da dipsiz hayat; ab-ı hayatsa mutlulukta sırat”tır, ahlazlıktan kavrama ÅŸahikasına kadar.
Ve suyun asaleti, bereketi varlığının derman yetmezliÄŸi, yokluÄŸunun dayanılmaz ağırlığının paralelinde gönül vardır. Gerçek gönül veya gönüllenmiÅŸ gönül de, aynı ÅŸekilde devamlı hareket halindedir. Bir güzellik bulacak. Orada karar kılacak. Soluklanacak. HoÅŸluk yayacak. Hayat koyacak. YaÅŸayacak. Hayata hayatı aktarmak için de maksimum hareket halindedir. Gönül yaÅŸama iklimi bulduÄŸu tenin; tertemiz tertipliÄŸinde, kuÅŸ kanadı çırpınışlarında ve tüy hafifliÄŸinin yük olmazlığında ruh uzantısının ferahlanmışlığında canlanır ve molalanır. Bu molada insan devrededir. Suyun gönülle benzerliÄŸinin bu moladaki ikramcısı ve konut sahibi insandır. Su, gönül ve insan sarılmışlığının gündoÄŸumunda ve günbatımındaki devleÅŸen gölgeleri; bir bütünlük abidesinin sanatkâr fısıldayışıdır.
Kararlanmış/sururlanmış gönlün sahibinin ömrü boyunca kat ettiÄŸi ruh dolaşımı mesafesi ölçülebilse ekvatoru binlerce defa sarmalar. Gönlün katığı sevgi, sevginin hayat yoldaşı gönül. Su hayatın nirengisi ve odağı; sevgi ise gönlün karılmazlığının bin katı kutbu. Suyun hayatiliÄŸiyle, gönlün sevgi pınarlılığının ikili sarmışlığında ki müthiÅŸ ve muhteÅŸem çift mihenklik, nazardan azade akıcılık ister. Gönül sevgiyi bulanda, sevgi gönlü saranda ritimsiz bir ahenk baÅŸ tacı yapılır ve suyun hayat örenliÄŸindeki vazgeçilmezliÄŸi mıhlanır. Sevgi denildikte; “yürek sıcaklığının en içten fısıltıları sevgi renginde belirir” ve yürekli gönlün ritminde atmaya baÅŸlar.
Bir adım ötesinde sevginin yolunda aÅŸk vardır: “Sevk alırsan zevk alırsın gönülistana acilen/Hangi ulu meÅŸeye yaklaÅŸsan türüm türüm aÅŸk kokar./Bir yel ki yar kokulu yedi iklim öteden/DüÅŸ yüreÄŸinin ardına esenlikli rüzgâr senle coÅŸar.” Gönül katmanlarının katarlarındaki kütür kütür coÅŸku tercihlerinin tertemiz paklığı sevginin aÅŸka dönüÅŸmesini danteller.
Böylesi dermana ulaÅŸmada gönül; bazen hiç yerinde durmaz, duramaz hatta yaramaz da olabilir. Bir yerde gönül mekânı olur, sevgi panayırı kurulur, aÅŸka yüz sürülecek olursa gönül ferman dinlemez. Ve söz dinlemez edalarda ÅŸaha kalkmış bir küheylan tavrında; binicisini yani sahibini, yani gönlün karar mekânı kalbi ve sahibini hiç takmaz tonda burnunun dikine gider. Gitmeleri güzel hayatının devamı zorunluluÄŸundadır. Ve bir noktada kendi kurallarında var olma savaşıdır.
Var olma savaşında gönlün hiç bir emre uymama kaygısı, kararı hayatta olma asgariliÄŸindedir en azından. Ve gönül su gibi kendinin kararlaÅŸabileceÄŸi bir düzlem arar. Ya içinde gönül rahatlığında eyleÅŸebileceÄŸi büyüklükte baÅŸka bir garaj gönül, baÅŸka bir büyük mekân, baÅŸka bir büyük hazne, baÅŸka bir büyük okyanus, baÅŸka bir büyük kostüm arar. Gönül coÅŸkunluÄŸunun, “gönül karargâhlığı” fırtınasındaki dur-durak tanımazlığı suyun düz satıh arayışındaki kararlılığının paralelidir.
Bunu buldukta gönül su misali; hiç kimseye danışmadan, izin almadan, yanaÅŸma sinyali vermeden yanaşıverir. Bu demde gönül, sağına soluna bakmaz. Dikkat etmez. Tedbir almaz. Saklamaz. Saklanmaz. Utanmaz. Uslanmaz. Yaratılıştan gelen çocuk saflığı ve masumiyeti derinliÄŸinde, içinden geldiÄŸince halleÅŸir. Ötesi ve berisi yoktur. Öncesi ve sonrası yoktur.
Mekanlayan gönül, nevbahar canlılığında ve cemreler sıcaklığında, nisan yaÄŸmurlarının bereket kokusunu almışçasına konuÅŸlanır. Bahara binlerce çiçek doÄŸurmanın hazırlığında ÅŸuhlaşır. Edalaşır. KeyifleÅŸir. RenkleÅŸir. BinleÅŸir. BenekleÅŸir. BekleÅŸir. Gönül; gönül koyabileceÄŸi ve gönül alabileceÄŸi, hatta gönül tahtlığında paylaÅŸacağı elektrik bulduÄŸu mekânın doludoluÄŸuna kıvrılır yatar.
Bir sevimli kedi munisliÄŸi hoÅŸluÄŸunda, boÅŸluklu geçen anlarını, anılarını anmayı dahi düÅŸünmeden bulunduÄŸu anın aÄŸa-baba keyfini sürmenin sürekliliÄŸinde seyrü-seferdedir. Sanki geçmiÅŸinin ve geleceÄŸinin bütün böylesiz anlarını doldurma-ÅŸarj etme ivediliÄŸinde faaliyettedir ve memnuniyetindedir. PiÅŸmanlıksı duygulardan beri, coÅŸkusu duygulardan öte kımıl kımıl hayatsı fıkırdamanın formundadır.
Suyun, gönlün ve hayatın hareketlilik bulvarında kesiÅŸmeleri ve de suyla, gönlün kararlaÅŸabilecekleri düzlemi bulma yönünde ki paralellikleri, bu sultansı nesnelerin safbaharsı ululukta birleÅŸmeleri de ayrı bir güzellik ayrı bir orijinalliktir. Böylesi bir ahenk, güzelliklerin en ortasında hoÅŸ bir edada durulmanın, dermanını yaÅŸamanın yeÅŸeren misalidir.
Hayatın, suyun ve gönlün dürülmüÅŸlüÄŸünün duruluÄŸunda, nevbaharın çiçek bahçesinde, hicretlik aÅŸkın buram buram kokusunda, yorgunluk gidermenin rehavetine odaklanmak gerektir. Asude demlerin, çitlekimsi rotalarında çay yudumlamanın baÅŸ dönmelerini, tahmini mümkünsüz tattaki yarınların aÅŸermelerini, ertelemesiz süzüÅŸlerle takvim yapraklarında sektirmek gerektir.
Su, harekettir; hareket, berekettir. Gönül, harekettir; hareket berekettir. Bereket, hayattır; hayat ise insandır. Hayatın olduÄŸu yerde canlılık vardır. Can vardır, canan vardır. Hayatın olduÄŸu yerde insan vardır. İnsanın olduÄŸu yerde gönül vardır. Gönlün olduÄŸu yerde sevgi vardır.
Sevginin olduÄŸu yerde aÅŸk vardır: “AÅŸk; gönül dağımda efil efil saadet baÅŸağı/Dudak kıvrımlarının gizinde konuÅŸlanmış söz ağı./AÅŸk; can tasımda civanlanmış fanuslu çırağı/Göz uçlarının teÄŸetimsi nazarında ÅŸah çağı.” Ve yine aÅŸk: Azami ÅŸevkin kentiydi, aÅŸk./Ve ahengin ÅŸahımsı kıymeti./Azami ÅŸevkin kanaatiydi aÅŸk/Ve ahengin ÅŸöhretli kehaneti…”
Su gibi aziz, gönül gibi leziz ve hayat gibi pürüzsüz bir cancanalığın canlara can katmasına can atmalı… Cemre topraÄŸa düÅŸmeden bu duygular gönül yaylalarına düÅŸmeli.
Var mı daha ötesi?
Sizde bu yazıya yorum ekleyebilirsiniz!
Şu an sitemizde 2 aktif ziyaretçi bulunmaktadır. [+] Ayrıntılı istatistikler için tıklayın.