| Konya | Ankara |
| Aksaray | Kayseri |
| Karaman | Antalya |
| Niğde | Kırşehir |
| Afyon | Isparta |
Ünlü İlahiyatçı Yaşar Nuri Öztürk’ün son kitabının adı “Allah ile Aldatmak” Yaşar Hoca’nın bu kitabında Kuran’ın içinde bir emir veya peygamber sözü olmadığı halde, din sülüklerinin birtakım hurafelerle “Allah korkusu yaratarak” saf ve samimi Müslümanları kandırıp, menfaat temini yaptıkları hususları anlatılmakta, örneklerde verilmektedir..03.07.2008 00:22:37
Yaşar Hoca, kitapta olayları biraz da abartarak, hatta ifrata vardırarak irdelemekte, sonuç olarak da bizim hiç katılamayacağımız biçimde insanlara, haşa... Mealen, “eğer Allah ile aldatılacaksanız, Allahsız olun, yani ateist olun” bile demektedir. Kitapta buna benzer, katılmayacağımız, eleştireceğimiz, hocanın haddi ve hakkı olmadığına inandığımız hususlar olsa da, temel fikre katılıyoruz. Ülkemizde, Müslümanlar Allah ile aldatılıyorlar ve sömürülüyorlar. Ancak insanlar sadece Allah ile aldatılmıyorlar. Atatürk ile aldatılanlar da var. Allah ile aldatmakta, haşa Allah kullanılıyorsa, Atatürk ile aldatmakta da Atatürk kullanılıyor. Nasıl mı? Anlatalım... İslam’a göre, kimse kimsenin inancını ve dinini, mezhebini sorgulayamaz. İslam “leküm diniküm veliyedin” Yani senin dinin sana, benim dinim bana diyor. Bu hüküm çok açık... İnsanlar İslam’a veya başka dinlere inanır veya hiçbir dine inanmaz. Bu doğaldır. Kimse kimseyi bir şeye inanacaksın diye zorlayamaz da. Zira yine İslam’da “la ikrahe fit din” deniyor. “Dinde zorlama yoktur”
Bu teknik bilgilerden sonra şimdi gelin olaya bakalım... Bir hanıma veya beye muhabir, dini veya sosyal bir konuda (başörtüsü, tesettür veya içki, v.s ) soruyor. Kadın veya bey İslam’a aykırı, hatta yoruma ihtiyacı olmayan çok açık hükümleri (muhkem ayetleri) bile inkar eden beyanlarda bulunduktan sonra ilave ediyor “...Hepimiz Müslüman’ız ama ben Atatürk ve Cumhuriyet çocuğuyum…” Evet... Atatürk ile aldatılmış işte bunlar. Müslüman olduğunu sanıyorlar, ama Müslümanlığı bilmiyorlar... Zavallılar... İslam karşıtı söylem ve eylem içindeler ve bunu Atatürk ve Cumhuriyet adına yaptığını belirtiyorlar. Ne dininin kitabını okumuş, kitapta ne var ne yok incelemiş, öğrenmiş, ne de Atatürk’ü okumuş, anlayabilmiş... Atatürk adına, Atatürk’ten sonra… Balkanlardan Anadolu’ya gelmiş İttihat ve Terakki Partisi zamanında fikir olarak ortaya çıkardığı, sonra, ideoloji haline getirilip, adeta din gibi kabul edilip halka dayattıkları, din düşmanı laikçiliğin aldatılmışları... İnsanlar mutlaka bir ulu güce, ilaha, inanmak zorundalar. İddia ediyorum ki, ateistim diyen kişiler dahi bir şeylere inanırlar. Zavallı insanlarımız...
Dinini öğrenememiş, manevi yönden aç, bu açlığı da laikçilikle, Atatürkçülükle dolduruyorlar.. Onların kurduğu, düzen, onlara ‘Sen maneviyat mı istiyorsun, al sana laikçilik, sen Atatürkçüsün... Sen Cumhuriyet çocuğusun... Sen Cumhuriyet kızısın... Seni İslam eve hapsetmişti . Atatürk sana hürriyet getirdi... Birey yaptı... Aç sağını solunu, Batılı ol... Sen modernsin...” deyip, seks matahı haline getirdiler. Batı’nın ne kadar pisliği varsa ona bulaştırdılar. Adeta modern köle yaptılar. Namus ve iffetini yerlere serdiler. Oysa, Müslümanların Cumhuriyetle, Atatürk’ün de İslam’la hiçbir sorunu yok. Olmamış... Ancak laikçiler insanları hep onunla aldatmışlar... Atatürk’ün İslam’ı hurafelerden kurtarma çabaları, özellikle o öldükten sonra din düşmanlarınca, Müslümanlar aleyhine ifrata kaçarak kullanılmıştır.
Baksınlar Atatürk’ün eşine, o tesettür içinde değil mi? Hatta eşi Latife hanım, evlenmeden önce çok açık saçık giyimli kuşamlı iken, Atatürk ile evlendikten sonra tesettüre girip, boşandıktan sonra yine açılmamış mı? Bu örnek bile Atatürk’ün tesettüre karşı olmadığını, hatta tercih ettiğini göstermez mi? Ama efendim onun zamanında kadınlar açıldı... Hayır… Osmanlı’da Birinci Meşrutiyet’ten sonra kadınlar açılmaya başladı. İşte Latifehanım... Evlenmeden önce açık, evlenince kapanıyor, boşanınca yine açılıyor. Atatürk, karısını kızını açana ‘açma’ dememiş, tesettürlüye de karışmamış. Zira dinde zorlama yok. Ancak kendi eşini tesettüre sokmuştur. Yani tam laik... Sonra, kim demiş Osmanlı’da kadınlar eve hapsedildi... Osmanlı’da Kız Öğretmen Okulları var ve buradan mezun olanlar Anadolu’nun çeşitli yerlerinde öğretmenlik yapıyor. Mesela Prof. Dr Afet İnan bu öğretmenlerden biri iken Atatürk tarafından keşfedilip, yüksek tahsil yapması sağlanmıştır. Diğer öğrenim kurumlarında da kız öğrenciler tahsillerine devam ediyor. Sayıları çok mu? Az. Ama var. Hatta imkanı olan yurt dışında tahsil yapmış. Latife hanım gibi. Diğer yandan, yüzyıllardır Müslüman Anadolu kadını eve mi hapsolmuş? O bağda, bahçede, tarlada her yerde kocasının yanında, ancak tesettürlü ve dindar. Asıl olan da bu ... Türk-İslam kültüründe kadın her yerde var, tesettürlü ve saygın. Seks matahı, erkeklerin oyuncağı değil. Evet... Evet... Zavallı insanlarımız, kızlarımız... Bir yandan din sülükleri, diğer yandan dinsiz sülükler sizleri aldatıyor. Din sülükleri Allah ile, dinsiz sülükler Atatürk ile... Kendini laik olarak tanımlayan kardeşlerim... Bocalamayın, kırın kafanızdaki zincirleri, kurtarın kendinizi. Yaratanımızın kitabı Kuran’ı okuyun ... Türkçesini anlayın... Göreceksiniz ki kurtuluş Kuran’da...
Bu yazı için kayıtlı yorum bulunmamaktadır.
- yazara ait bütün köşe yazılarını için TIKLAYIN.
Şu an sitemizde 5 aktif ziyaretçi bulunmaktadır. [+] Ayrıntılı istatistikler için tıklayın.