Son Dakika
BAĞLANTILAR
HAVA TAHMİNLERİ
Konya Ankara
Aksaray Kayseri
Karaman Antalya
Niğde Kırşehir
Afyon Isparta

Üç Ayların Kerâmeti (Bereketi)

-

Regâib, Arapça bir kelime olup “reğabe” kökünden gelmektedir. Anlamı, herhangi bir şeyi istemek, arzulamak, ona karşı meyletmek ve onu elde etmek için çaba sarf etmek demektir. 04.07.2008 00:59:52
Yazıyı KüçültYazıyı Büyüt

Bir isim olan "reğîb" veya “merğûb” kelimesi de, kendisine rağbet edilen, arzulanan, taleb edilen şey demektir. “Reğîb”in çoğulu da “reğâib” dir. Bu gecede Hz. Âmine validemiz Peygamberimiz’e gebe olduğunu anladığı ve O'nun nûruyla tanıştığı mutlu gecedir. Regaib Gecesi İslam aleminde hicri 480 yılından itibaren kutlanmaya başlanmıştır. Fakat bizim için önemli olan, Üç Aylar'ın ilk cuma gecesi olan bu gece, Allah’a çokça yalvarmak, dua etmek ve af dilemek için bir vesile olmasıyla önem kazanır. Zaten Allah, her zaman bize, “Üd’ûnî estecib lekum” yani “Bana dua edin ki, size icabet edip duânızı kabul edeyim” kudsî dâvet ve vaadiyle müjde veriyor.

Kandil, Rabb’imizin ve Resûlü’nün mübarek saydığı gecelere, halkın ta'zîm için verdiği bir isimdir. Osmanlılar döneminde, II. Selim zamanından başlayarak minarelerde kandiller yakılarak duyurulduğu ve kutlandığı için kandil olarak anılmaya başlamış ve bu gecelere Kandil-i Şerif denmiş. Ayrıca bu geceler Leyle-i Reğâib, Leyle-i Mîraç, Leyle-i Berât ve Leyle-i Kadir adlarıyla anılmıştır. Hicretten üç yüz yıl sonra ilk kez Mısır’da, Fatimiler döneminde Mevlid; dört yüzyıl sonra da Kudüs’te Mîraç, Reğâib ve Berat geceleri ihya edilmeye, bu geceler camilerde cemaatle yapılan ibadetlerle yaşatılmaya başlandı. Daha sonra bu kutlamalar gelenekleşti. Yüzyıllardır kandiller camilerde okunan mevlid ve Kur’an’la yapılan dua ve ibadetlerle canlı biçimde kutlanmaktadır. Hatta bir kandil kültürü, kandil simit ve çörekleri, kandil tebrikleşmesi gibi güzel bir töre gelişti.

Nebiler Serveri (sas)’nin “Recep Allah’ın, Şaban benim, Ramazan ümmetimin ayıdır.” buyurarak bu zaman dilimlerinin önemine dikkatimizi çeker. “Allah’ım! Hakkımızda Recep ve Şaban’ı mübarek kıl ve bizi Ramazan’a eriştir.” diyerek Rabb’ine büyük bir coşku ve kalbî yönelişle dua ettiği bu günlerde, Allah'ın rahmet ve mağfireti, elbette diğer günlerden daha fazladır. İnsan, beşer olarak hem günah, hem de sevap işlemeye istidatlı bir varlıktır. Her insan, hata edip günah işleyebilir. Önemli olan, kişinin tövbe ederek günahtan sevâba dönmesidir. Tövbe eden bilir ki  Allah’ın engin rahmetinden ümit kesilmez. Nitekim Efendimiz (sas), “İnsanoğlunun her biri hata edicidir. Ancak hata edenlerin en hayırlısı (hatasını anlayıp pişman olarak) tevbe edenlerdir.” buyurarak bu hakikate işaret etmiştir. İşte Recep ayıyla birlikte bir kere daha bu rahmete kavuşmuş bulunuyoruz.

Kur’ân’a göre dînî gün ve geceler, özellikle hac ve oruç gibi ibadetler, kamerî-ay yılına göre ayarlanmış, Allah’ın emriyle, aylar da göklerin ve yerin yaratıldığı günden beri 12 aya göre hesab ve tesbit edilmiştir. Bunlardan 4 ay (Recep, Muharrem, Zilkâde ve Zilhicce ayları) haram sayılmıştır. Bu haramlıktan maksat, savaş ve kıtal yasaklığıdır. Hicrî-Kamerî takvime göre de yedinci ay olan Receb’in ilk cuma gecesi Regâib gecesidir. Bu geceden itibaren Yüce Allah’ın rahmeti, bağışlaması ve yardımı artar ve genişler. Rasûlullah (sav) Efendimiz’in Receb’in ilk perşembe gününü oruçla geçirdiği ve cumaya bağlayan gecesinde de (âdeti olduğu üzere) 8-12 rekât namaz kıldığı rivayet edilir. 

Kur'ân'da sadece "Kadir Gecesi"nin adı geçer. Biz diğer geceler gibi Regâib Gecesi'ni de hadis rivayetlerinden öğreniyoruz. Sırasıyla Reğâib, Mîraç, Berât ve Kadir gibi mübârek gecelere, sonradan halk kandil geceleri adını vermiştir. Bu 4 gece, Üç Aylar içinde, Mevlid Kandili ise Rebîulevvel ayındadır. Osmanlı Devleti'nde, Regâib geceleri, tekke ve zaviyelerde 18’inci yüzyıl itibâriyle gösterişli törenlerle kutlanmaya başlandı. Konya'da Şivli'lik günleri adıyla, çerez ve şekerlerle çocuk sevindirme günlerine dönüştü. Şairler, “reğâibiyye” adıyla şiirler yazdılar. Bu şiirlerin bir kısmı bestelenip dînî merasimlerde okundu. Bu gecelerde âded dışı aydınlatmalar çoğaldı. Camiler ve minârelere kandillerin asılması gelenek haline geldi. Halk arasında Regâib gecelerinde ibâdet ve duada bulunma âdet haline geldi. Bu gece hürmetine kandil simidi ve şekerlemeleri yapılıp dağıtıldı ve bunları satın alıp ikram etme âdeti yerleşti. Bu gibi âdetler, günümüzde de azalarak da olsa varlığını devâm ettiriyor. Mübârek geceler adına, Regâib Gecesi'nde dua etmek, tevbe ve istiğfarda bulunmak, bu geceleri, belli bir kuralı olmadan  çeşitli ibâdetlerle geçirmek, genel olarak alimler arasında hüsnü kabul görmüştür.

Rabbimiz, “Şüphesiz rahmetim gazabımı geçmiştir.” ve “Rahmetim her şeyi kuşatır” diye buyurmuş. O’nun rahmeti, Recep ayıyla başlayan bu kutlu günlerde daha da artarak devam etmiştir. Cenab-ı Hak, bu vesilelerle huzuruna gelerek el açıp boyun büken kullarını engin rahmetiyle karşılar. O’nun engin rahmeti, günahlarından pişmanlık duyup af dileyen kullarını, sonsuz mağfiretiyle karşılar. Bu af ve mağfiret günlerinin en bol olduğu zaman diliminin ilki, İşte Recep ayının ilk cuma gecesi olan Regaib Gecesi'dir

Bu gecelere mahsus özel ibâdetler yoktur. Olsaydı, Peygamberimizden sahih ve mütevâtir bir emir bize ulaşırdı. O zaman da bu ibadetleri yapmayanlar günahkar olurdu. Bu gecelerde yapılacak her türlü ibadet ve zikirler nâfile bir sünnet hükmündedir. İsteyen her mümin, başta namaz kılmak olmak üzere, duâ etmek,  Kur'ân okumak  ve salavat getirme gibi istediği zikirleri yapabilir. İsterse hiçbir ibâdet yapmaz, günahkar da olmaz. Ama, kârdan zarar eder ve sevâbtan mahrum kalır. Bu gecelerde özellikle nefis muhasebesi yapıp tövbe edenler kazanır. Şerden hayra, günahtan sevâba, kötülükten iyiliğe, zulümden adâlete, ibâdetsizlikten ibâdete, kısacası isyandan itaata ve yanlıştan doğruya dönmenin adına tövbe denir ki, Allah katında bu gibi gecelerin en büyük ödülü tövbelerin kabûlüdür. Bir daha günaha dönmemek üzere Allah'a söz verenler, (kul hakkı müstesna) o günahları işlememişler gibi tertemiz olurlar. Tövbenin âyan ve belirgin olarak kabul edildiğinin alameti, kişinin eski günahına veya yanlışına bir daha geri dönmemesidir.

Osmanlı Devlet-i Aliyye’nin  bayrağı  3 hilâl iken, bunun anlamı, "Şuhûru Selâse"  denen mübârek ve kutlu 3 Aylar'ı (Receb, Şâban ve Ramazan’ı) temsil ederdi. Rasûlullah (sav) Efendimiz, Receb Ayı geldimi, "Allah'ım Receb'i ve Şâban'ı bizim için mübârek kıl. Bizi, (Rahmet ayı) Ramazan'a ulaştır" diye duâ ederlermiş. Ve bu kudsî  3 aylarda her bir amel-i sâliha bedeline verilecek sevâbın  karşılığı, bire 700 den bire 30 bine kadar, sevâbı aştığı rivayet edilmiştir. Halbuki başka zamanlar bire 10 sevâb verilir. Kadir Gecesi sevâbı için Allah, bir gecede "bin aydan daha hayırlı" bir ödül ile kullarını taltîf ediyor. Recep ayının kıymeti, içinde "Reğâib" ve "Mîraç" gecelerini barındırması, özellikle ilk Cuma gecesi olan Reğâib'le taçlandırmasıdır. Aslında kudsî olan her cuma gecesi, o günkü Reğâib gecesiyle daha da kudsî ve mübârek oluyor. Bu iki kıymetli gece bir araya gelince, kullarının duâsına rahmet ve bereketle icâbet ediyor. Allahü Teâlâ, bu gecede, müminlere, ihsan ve ikramlar (ragîbetler) sunuyor. Allah, bu geceye gönülden hürmet edenleri affetmesi, bu gecede yapılan duaları kabul etmesi, kullarının namaz, oruç, sadaka gibi ibadetlerine sayısız sevâblarla karşılık vermesi, rahmet hazinesinden hadsiz olarak ihsân etmesiyle tecelli ediyor. Aynı zamanda Regaib Gecesi, üç aylar içinde kendisinden sonra gelecek olan Miraç, Berat ve Kadir Gecesi gibi nûrefşan (nûr saçan) zaman dilimlerinin de bir müjdecisidir. Onun için bu müjdeye kulak verip üç aylar iyi değerlendirmeli ve bu kutlu zamanlarda gönüller ve nefisler, Kur’an’ın diriltici soluklarıyla tövbe ve istiğfarla temizlenmeli.

"…Her hasenenin sevabı başka vakitte on ise, Recebi Şerîfte yüzden ziyâde, Şaban-ı Mübâekte üç yüzden ziyade ve Ramazan-ı Rahmette bine çıkar. Ve Cuma gecelerinde binlere ve Leyle-i Kadirde otuz bine ulaşır. Bir gecede 83 senelik âhiret sevâbına mazhar olan sâlih bir mümin için, bu mübarek günler, fevkalade sevâb kazandıran kudsî bir pazar yeri ve mübârek bir panayır gibidir."Eskilerin, "Şuhûr-u Selâse" dedikleri "Üç Aylar", kabre doğru hızla akıp giden ömrümüz için bir manevî ticaret mevsimini temsil ediyor. Recep, “tazim ve tekrim olunan ay” ve “hazırlanmak” manalarına gelmektedir.  Recep ayının ilk Cuma gecesi olan bu gece, Regaib Gecesi; yani hadsiz, hesabsız ve sınırsız istek ve arzularla Rabbe yöneliş ve yalvarış gecesidir. Kıyâmet günü, büyük hesap, üç aylardan değil; tüm ömrümüzden sorulacak. Ancak, üç aylar, kıymetini bilenler için, âhiret hayatımız için, büyük kazanç aylarıdır. Bu zaman dilimleri, günahta ölmüş, sevâbda diriymiş gibi bir hayat tarzı ve alışkanlığı kazanma mevsimleridir.

Merhametsiz ve sevgisiz dinsizlere, dayatmacı zâlimlere karşı, Allah'a sığınmanın ötesinde bir güç yoktur. Kulun aczi ve fakrı ona şefaat edip onu güçlendirir, kul Rabbine karşı secde zilletiyle başını yere kor ve bu zilletle kazandığı izzetle başını kaldırır. Nûrânî alnını vakarla dik tutar.  Allah'a Tevekkül ve îtimâdıyla O'nu vekil edinir. Böylece vekili ve mevlâsı Allah olan bir kulun, "Müntegım" ismiyle intikâmı alınır ve "Kerîm" ismiyle de iki cihanda her türlü lütuf ve hasenâta mazhar bir azîz olur. Çünkü: "Îman tevhîdi, tevhîd teslîmi, teslîm tevekkülü, tevekkül de saadet-i dâreyni iktizâ eder. Yâni iki cîhan saadetini gerektirir. Mûsâ (as) kavmini, ordusuz ve silahsız olarak, Allah'a tevekkül ederek Firavun zulmünden kurtardı. Îsâ (as) dinini, Roma devletinin zulmüne karşı, 12 kişilik Havârileriyle sohbetle, konuşarak, silahsız ve savaşsız yaymağa çalıştı. Hz. Muhammed (sav) 23 yıllık peygamberlik süresi içinde, 15 sene savaşsız sohbet ve sözlü tebliğ ile dinini yaymağa çalıştı. Düşmanları O'nu ashâbını yok etmek için savaşmak üzere üstüne gelince, nefsi müdafaa için Allah'a tevekkül ederek savaşmak zorunda kaldı. İnsanlığa her türlü örnek olacak olan harb hukukunu O öğretti. Muharib sınıf dışında adam öldürmeyi O yasakladı.     

Madde ve mana dengesinin bozulduğu; ihtilafların bütün dünyayı sardığı günümüzde, hak ve hukuk namına doğruluk yerine, yalanın tercih edildiği, hak yerine gücün hakim olduğu, aklı selim yerine silahların konuştuğu bir zamanda, bâtılın fânî ve fenâ gücüyle hükmeden fâcir ve fâsıklar, insanların ruhlarını derin kırılmalarla rencîde ediyorlar. Bu acılardan korunabilmek için, Dinimiz bize, Allah'a dayanarak her zaman nefis muhâsebesi telkin ve tavsiye ediyor. Arsız ve zâlim kâtillere, ahlaksız, haksız, hırsız ve yolsuzlara karşı yoğunlaşan intikam duygularını bastırmak ve kalb itminânı için gözyaşlı duâlara ihtiyacımız var. Barış ve adaleti dileme dışında, haksız yere savaş açmak cânilik ve zulümdür.

Suçlu ve fakir bir kul, kudreti ve merhameti sonsuz bir padişahın huzuruna varıp el açıyor, suçunu itiraf edip özür diliyor. Pâdişahın mütebessim ve affedici tavrına bakıp dertlerini ve ihtiyaçlarını sıralıyor, dileklerini arz ediyor. Saygıda kusur etmeden, isteklerini samimi olarak dile getirenlere önceden müjde verildiği için, isteklerinin tamamına kavuşuyor, dertlerine derman buluyor, ihtiyaçlarının tamamı görülüyor. Aynen bunun gibi, Allah da kapısına gelen böyle kullarının hiç birini, boş döndürmez; ağlayanı güldürür ve dertlerine derman verip huzur bulmuş olarak döndürür. Kâinatın Padişahı bütün ihtiyaçlarımızı karşılayan ve her işimize kefil olan O!  Dünya ve Âhiret Sultanı, bizi rızıklandıran, sonsuz merhamet sahibi O! Hayatı ve ölümü yaratan, ebedî diri, Kâdir ve Bâkî olan O'dur. Herkes O'na muhtaç, O hiç kimseye muhtaç olmayan Ğani ve Samed'dir.

Efendimiz arkadaşlarıyla oturduğu sırada, mescide bir grub esirler getirildi. O sırada Allah Resûlü (sav), esirler arasında ağlayan bir kadın gördü. Korkulu ve hüzünlü olan bu kadıncağız, her tıfıl çocuğu kucağına alıp kokluyor, sonra onu bırakıp başka bir çocuğa yöneliyordu. Bu durum, Resûlullâhın dikkatini çekmişti. Sonra yana yakıla aradığı kendi çocuğunu bulup bağrına bastı. Hiç durmadan yavrusunu öpüyor, kokluyor, tekrar bağrına basıyordu. Allah Resûlü (sav) bu manzara karşısında şefkatinden ağladı. Sonra, bu kadını işaret ederek: “Şu kadını görüyor musunuz?” dedi. Yanındakiler  “Evet Ya Rasulallah!” dediler. Efendimiz (sav) tekrar: “Kaybettiği çocuğuna kavuşan bu kadın, kucağındaki şu çocuğunu ateşe atar mı?” diye sordu. Sahabe, “Hayır ya Rasulallah!” karşılığını verdi. Bu cevab üzerine Efendimiz (sav) buyurdular ki: “Allah (insanlara karşı) o kadından daha şefkatli ve merhametlidir. Kullarını cehenneme atmak istemez.” Çünkü, insanlara ve özellikle vâlidelere verilen şefkat ve merhamet, keremi ve rahmeti sonsuz olan Allah'ın bir lütfudur. İçinde bulunduğumuz bu “üçaylar” zaman diliminde, Allah'ın rahmeti, mağfireti ve keremi daha da ziyâdeleşir. Yavrusunu kaybettikten sonra, onu bulan annenin, çocuğunu ateşe atması ne mümkün? Annenin çocuğuna karşı merhamet ve şefkati daha da arttığı gibi, Allah da ibâdetsiz ve itaatsız kullarının tövbe ile Rab'lerine dönmeleri hâlinde, bu üç aylar hürmetine, kullarını rahmet ve keremiyle karşılar.

RECEB AYI  VE  REĞÂİB

 

Bu bereketli ve rahmetli günlerde neler yapılabilir? Mümkün oldukça çok Kur’ân okumak. Efendimize salavat getirmek. Kaza veya nafile namazlar kılmak. Bol tefekküre dalmak ve günahlarımız için tevbe ve istiğfarda bulunmak. Kendimiz, âilemiz ve müminler için -hatta bütün insanlık için- bol bol dua etmek. Gücümüzün yettiği kadar bazı günlerde oruç tutmak ve gecelerde teheccüd kılmak. Rahmeti sonsuzdan sürekli ümitvâr olmaktır.

Bu günlerde müminler, tebrikleşir, birbirlerine ikram eder, fakirler ve yetimler sevindirilir. Anne-baba ve yaşlıların duası alınır. Her iyilik ve hizmet yarışı, rızâyı ilâhî için ihlasla yapılmalıdır. Aksi halde kul, sevap yerine riyâsı için tokat yer. İnleyen sînelerin nefesi, dillerin zikir ve salavatı, kalplerin tövbe ve istiğfârı, keselerin zekatı, fecirlerin salâtı, midelerin orucu, gönüllerin Kur'ân ilacı, tövbe için akan gözyaşları, yağmur yağdıran bereketli bulutlar gibi Allah'ın sonsuz rahmetini kendine celbeder. 

Recep ayının 27. gecesi ise Mirac Kandili’dir. Bu gecede İnsanlığın en Yücesi, bir mucize olarak Mekke’deki Mescid-i Haram’dan Kudüs’teki Mescid-i Aksa’ya ve oradan da göklerin aktârını geçerek "biiznillah" rûhen ve bedenen Cenab-ı Hakk’ın huzuruna çıkmıştır.

ŞABAN  AYI  VE  BERAT

Üç ayların ikincisi olan Şaban ayının kelime manası, “dağılan”, “saçılan” anlamına geliyor. Efendimiz (sav) Ramazan öncesi bu ayda pek çok hayır dağıldığı için bu aya bu ismin verildiğini ifade buyurmuş. Şaban ayı içerisinde Berat gecesi vardır. Berat kelimesi, “borçtan, isnat edilen suçtan, insana üzüntü ve azap veren sıkıntı ve hüzünden kurtulmak” manalarına gelmektedir. Bu gecede Kur’an-ı Kerim, Levh-i Mahfuz’dan alınmış ve bir bütün halinde dünya semasına indirilmeye başlanmıştır. Efendimiz'in (sav) duası bereketiyle bu gece hürmetine, ümmetinden pek çok günahkarlar bağışlandığı için, geceye Berat Gecesi denilmiştir. Yine bu ay içinde, hicretin ikinci senesinde, Müslümanların kıblesi Mescid-i Aksa’dan Kâbe’ye çevrilmiştir.

RAMAZAN  AYI  VE  KADİR

Üç ayların sonuncusu Ramazan ayı, on bir ayın sultanı ve en faziletlisidir. Zira Kur’an bu ayda nazil olmaya başlamış ve bu ayda oruç tutmak farz kılınmıştır. Ramazan kelimesi “kızgın taş” manasına gelen “Ramid” kelimesinden türetilmiştir. Ramazan ayı çok sıcak ve hararetli bir zaman dilimine tevafuk ettiği için ona bu isim verilmiştir. Ateşin etrafını yakıp temizlemesi gibi, Ramazan ismi de günahları temizleyen (bir ateşin bulunduğu yeri temizlemesinden kinaye olarak) bir ateşe benzetilmiş. Bazı ulemaya göre, Ramazan kelimesinin “yağan yağmur” manasına gelen “ramıd” kelimesinden geldiğini ve nasıl ki bereketli bir yağmurun, hem rızık bolluğuna; hem de yeryüzünün temizlenmesine vesile olması gibi, Ramazan isminin mübârek manasıyla, hem sevapların çoğalması, hem de müminlerin günah kirlerinden arınmış olmasına işâret edilmiş. Kur’an-ı Kerim’deki ifadesiyle bin aydan daha hayırlı olan “Kadir Gecesi” Ramazan ayının en büyük kerâmetidir. Ramazan ayını ihya eden bir mümin için, Allah bu gecede, kullarına 83 yıllık ibadet sevabı ihsan edeceğini vaad etmiştir.

Bu yazı toplam 129 kez okunmuş.

Yorumlar

Bu yazı için kayıtlı yorum bulunmamaktadır.

İlk yorumu siz yapın!

Şu an sitemizde 4 aktif ziyaretçi bulunmaktadır. [+] Ayrıntılı istatistikler için tıklayın.

HakimiyetYeni Gazete İletişim ve Yayıncılık Ltd. Şti. | Copyright © 2008, All Rights Reserved. Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. Herhangi bir haber veya içerik; izinsiz ve/veya kaynak gösterilmeden kullanılamaz.