| Konya | Ankara |
| Aksaray | Kayseri |
| Karaman | Antalya |
| Niğde | Kırşehir |
| Afyon | Isparta |
İnsan hangi görevde, hangi makam ve mevkide olursa olsun gerçekleri dile getirmekten, doğruları, dillendirmekten ve hakikatleri ifade etmekten asla geri kalmamalıdır.05.07.2008 00:09:34
Gerçekçi olmak insanı yüceltir. Yalan-yanlış, eÄŸri-büÄŸrü konuÅŸmak, böylece doÄŸruları kamufle etmek ve hakikatleri bir takım ali cengiz oyunlarıyla deÄŸiÅŸikliÄŸe uÄŸratmak kiÅŸileri bulunduÄŸu ve yaÅŸadığı toplum içinde zelil eder, küçük düÅŸürür.
ÇoÄŸu zaman gerçekleri söylemek acı olur. Hemen hemen hepimiz bilir ve kabul ederiz ki; baÅŸa gelen hastalıklardan ÅŸifa bulmak ve kurtulmak için doktorların vermiÅŸ olduÄŸu ilaçlar da acıdır. İlaç acı veya iÄŸne vücudumu acıtır diye, doktorun reçeteye yazdığı ilaçları alıp-kullanmaktan vazgeçer miyiz hiç? Ol hesap bazıları kızacak veya gücenecek, bize karşı tavır koyacak diye gerçekler acı olsa bile ifade etmekten ve olduÄŸu gibi dile getirmekten korkmamak ve çekinmemek lazımdır.
Acı gibi görünen veya kendi açılarından öyle yorumlanan, öyle deÄŸerlendirilen gerçekler zamanla birçok insanın hatadan ve yanlıştan kurtulmasına vesile olabilmektedir.
Densizlik, hatta dinsizlik adına gerçek dışı her türlü yola baÅŸvuranların karşısında savunma yeterli deÄŸildir. Öyle kimselere hem dini ve milli, hem de siyasi ve kültürel açılardan doÄŸruları en gerçekçi ifadelerle haykırmayı asla ihmal etmemek gerekir.
Din görevlisi kürsüde ve mimberde, siyasetçi; meclis içi ve meclis dışı toplantılarda, devletin çeÅŸitli tepe noktalarında görev üstlenmiÅŸ bürokrat kesimde her fırsatta ve eline geçen her imkanda gerçekçi olmaya, bunun sınırlarına son derece riayet etmeye, görevi icabı-mecbur olduÄŸunu hiçbir gerekçeyle aklından çıkarmamalıdır.
Gerçekler ÅŸahsi menfaat veya zümrevi bir çıkar için deÄŸil, baÅŸkalarını ikaz için hatalı yolda olanları yanlışlarından vazgeçirmek için ve tek olan, hak olan doÄŸruda birleÅŸmek için ele alınır ve dile getirilir. Gerçekçi olmakta baÅŸka bir ÅŸey düÅŸünülemez.
DoÄŸru diye yanlışlara, hak diye batıllara, gerçek diye de yalanlara saplanan insanlar bugün çoÄŸunluÄŸu elinde bulundurmaktadır. İçinde bulundukları yalanlar, yanlışlar ve batıllar bu adamlara baÅŸkaları tarafından doÄŸru ve hak olarak lanse edilmiÅŸ, karşılarında da gerçeÄŸi en açık ÅŸekilde anlatan birileri olmayınca yalan-yanlış fikir kırıntılarına saplanıp kalmışlardır.
Atalarımız: “Yalanın harmanı olmaz!” demiÅŸ. Yalanın, yanlışın, hatanın ve gerçek dışı her ÅŸeyin harmanı olmasına olmaz amma; aklını gerçeÄŸi gibi kullanamayan, yeterli derecede inceleme ve araÅŸtırma yapmadan bozguncuların ve müfsitlerin sözlerinin ve yazılarının tesiri altında kalan, gerçeÄŸi gölgeleyenlerin, hatta üstünü tamamen kapatanların sinsi oyunlarına kanan bazı saf insanlar; hakikat ehli zevatın yardımına muhtaçtır. Böylesine durumlarda gerçeÄŸi anlayanlar ne kadar yanıltılmış olduklarını anladıkları zaman o düzenbazların, o sahtekârların ezberlerinin nasıl bozulduÄŸu ortaya çıkmış olur.
Gerçekleri sulandırma ve bulandırma gayretleri belki geçici bir zaman taraftar bulabilir. Fakat dünyanın hiçbir yerinde, hiçbir ülkesinde, hiçbir dininde, hiçbir kültüründe ve hiçbir inanç sisteminde doÄŸrular eÄŸrilere sürekli olarak yenik düÅŸmemiÅŸtir. Mühim olan, hadiselere ve çevremizde cereyan eden olaylara gerçekçi bir adese ile bakmak lazımdır.
Gerçekçi olan, toplum içinde taraftar kazanır. Yanlışları doÄŸru diye savunmak ise yakınlarınızı bile sizden zaman içinde uzaklaÅŸtırır. Onun için her meselede, her konuda, yapılan her konuÅŸmada, her yazıda, her yorumda, kısaca hayatımızın her safhasında gerçekçi bir yol haritası çizmenin ve gerçekleri ayniyle baÅŸkalarına da aktarmanın gayreti ve çabası içinde olmalıyız.
Bu yazı için kayıtlı yorum bulunmamaktadır.
VEYİS ERSÖZ - yazara ait bütün köşe yazılarını için TIKLAYIN.
Şu an sitemizde 4 aktif ziyaretçi bulunmaktadır. [+] Ayrıntılı istatistikler için tıklayın.