| Konya | Ankara |
| Aksaray | Kayseri |
| Karaman | Antalya |
| Niğde | Kırşehir |
| Afyon | Isparta |
Bütün çiçekleri severim, ama gülün sevgisi başkadır. Özlemimde hep bir gül bahçem olmasını isterdim. Şimdi evimin arkasında 100 m2 bir bahçem var. Bulduğum ve aldığım gülleri fenne ve tekniğe uygun olmayarak buraya diktim, böylece özlemimi gidermiş oldum.09.07.2008 00:21:33
Bütün çiçekleri severim, ama gülün sevgisi başkadır. Özlemimde hep bir gül bahçem olmasını isterdim. Şimdi evimin arkasında 100 m2 bir bahçem var. Bulduğum ve aldığım gülleri fenne ve tekniğe uygun olmayarak buraya diktim, böylece özlemimi gidermiş oldum.
Gül, kimine göre ağaç, kimine göre de çiçektir. Kökleriyle ağaç ağırlıklı, çiçekleriyle çiçek ağırlıklıdır, ayrı bir familyadır. Ayrıca, neşelenmek ve sevinmek anlamında kullanılan ‘’gülmek’’ mastarının köküdür. Çiçekleri, dalların ucunda tek başına veya demet halinde bulunur. Dünyada 100 kadar gül çeşidi vardır. Ülkemizde ise 25 çeşidi bilinmektedir. Kır ve dağlarımızda yaygın olan ve kuşburnu dediğimiz yaban gülleri bulunur.
Türkiye endüstrisine gül, 19. Yüzyılda Bulgaristan’dan Anadolu’ya gelen Türkler tarafından kazandırılmıştır. Bunlar önceleri, Isparta ve Afyon’a yerleştirilmiş, beyaz gül olan kokulu gülden bahçeler kurarak gül yağı üretmişlerdir.
Dünya’da en çok gül üretimi Bulgaristan’da yapılır. Son zamanlarda Türkiye’de gelişen bu üretim Bulgaristan’ı yakalamıştır.
Her halükarda gül bir semboldür. Peygamber Efendimizin (S.A.V) sevdiği çiçektir. Tasavvufta gül Peygamber Efendimizin (S.A.V) kokusuna benzetilir. Temizdir, saftır ve de güzeldir. Bunun için mübarektir, bütün İslam Alemi de böyle kabul ederler. Güzelliği ile dalında uzun süre kalmaz. Tomurcuktan goncaya dönüşür, nihayet muhteşem çiçeğini tabiata gösterir.
Ayrıca, divan ve halk edebiyatımızda ‘’sevgilinin’’ sembolüdür. Divan edebiyatında sevgilinin yanağına benzetilir, halk edebiyatında ise; boy, bos ve güzelliği temsil eder. Edebiyatımızda yer alınca da türkülerimize, şarkılarımıza, şiirlerimize konu olmuştur. Ömrünün uzun olmayışı bir anonim türkümüzde şöyle ifade edilir;
Dere boyu saz olur,
Gül açılır yaz olur,
Ben yarime gül demem,
Gülün ömrü az olur.
Her canlının koruyucu silahları vardır. Gülün koruyucu silahı ise, dikenleridir. Bu bağlantı halk arasında atasözü haline gelmiştir. ‘’Gül dikensiz olmaz’’, ‘’Gülünü seven dikenine katlanır’’ sözleri yaygın halde kullanılmaktadır. Eşrefoğlu divanında bu konu şöyle belirtilmiştir;
Cefasız kimse ermedi vefaya,
Gül olmaz, bellidir har (diken) olmayınca.
Bülbülde bu güzelliğe ortak olmak için can atar. Karacaoğlan bu bağlantıyı şöyle ifade eder;
Gülün aşıklısı bülbüldür,
Gül bülbüle, bülbül güle aşıktır.
* *
Gül dikensiz bitmez imiş,
Bülbül gülsüz ötmez imiş,
İşe güce yetmez imiş,
Eli yardan ayrılanın.
Sevgilinin sembolü demiştik. Lale devri şairlerinden Nedim bu konuyu şöyle seslendirir;
Gülüm şöyle gülüm böyle demektir,
Yar ile muradım seni çok sevmektir.
Gülün açma mevsimine gül devri denir. Hiciv şairi Nef’i bu konuyu şöyle dile getirir;
Gül devri ayş eyyamıdır,
Zevk-ü sefa hengamıdır,
Aşıkların bayramıdır,
Bu mevsimi ferhundedir.
Evlenme, nişan, nikah ve hasta ziyaretlerine çiçek olarak gül buketleri gönderilir.
Son zamanlarda gülün genleri ile oynanarak güzellikleri artırıldı ama kokusu olmayan güller yetiştirildi. Bunun için gülleri kokulu ve kokusuz olmak üzere ikiye ayırmak gerekir. Konya’mızın tanıdığı eski milli güreşçilerden Hacı Ali Kap bahçeme gelmişti. Kokusuz güllerin alt yaprağına gül yağı sürdüm, her kokladığı gül için Allah Allah diyordu. Yahu dedi, bu güllerden bende de var, ama hiç birisi kokmuyor, seninkilerin ise hepsi kokuyor, bunun sırrı nedir? Diye sordu.
Renk olarak ta kırmızı, beyaz, sarı ve pembe ağırlıktadırlar. Genleri ile oynanarak çeşitli renkte güller yetiştirilmiştir. Kokulu güllerden gül yağı, gül suyu ve reçel yapılır. Bütün güllerin yaprakları kurutulup, çay gibi kaynatılırsa mide rahatsızlıkları, grip ve nezleye iyi gelir.
Gül kelimesi hep güzelliği ifade eder. Halk arasında genellikle deyim olarak kullanılır. Örnek; gül gibi geçinmek, gül üstüne gül koklamamak, gül tomurcuğu gibi taze…
Gül bulunduğu çevreye neşe ve ahenk verir, kokusu solunum yollarını açar ve insanları rahatlatır.
Sabahın erken saatinde aralarında gezmenin zevki başkadır, dikenleriyle adeta sizi tutarlar, sizinle konuşmak isterler. Akşamüzeri sulama sırasında da sallanarak teşekkür ederler.
Belediyelerimizin park ve bahçeler dışında yol kenarlarına da gül dikerek Konya’nın güzelliğine güzellik katmaları halk tarafından beğenilmektedir.
Bu yazı için kayıtlı yorum bulunmamaktadır.
AHMET YURDAKUL - yazara ait bütün köşe yazılarını için TIKLAYIN.
Şu an sitemizde 20 aktif ziyaretçi bulunmaktadır. [+] Ayrıntılı istatistikler için tıklayın.