| Konya | Ankara |
| Aksaray | Kayseri |
| Karaman | Antalya |
| Niğde | Kırşehir |
| Afyon | Isparta |
İslami açıdan ülkemiz oldukça badireli zamanlar geçirmiştir. Elif cüzünün bile bulunmadığı, Kur’an öğrenmenin, hatta en kısa namaz sürelerini ezberlemenin, ezanı “Allahüekber” şeklinde asliyetine uygun okumanın dahi yasak olduğu çok kritik yıllardan geçmiştir ülkemiz.23.07.2008 10:20:59
Sözde ve nüfus kayıtlarına göre yüzde doksandokuzundan fazlası Müslüman olan bir ülkede her türlü İslami hareketlerin ve yaşantıların yasak kapsamına girdiği tehlikeli bir ortamda ve ondan sonraki zaman dilimi içinde ortaya çıkan Bediüzzaman gibi, Süleyman Hilmi Tunahan gibi, Nakşibendi tarikatı alimleri ve şeyhleri gibi üstün zevatın gayreti ile çocuklar, gençler ve orta yaşlı insanlarımız üzerinde İslami manadaki bilgiler yeni baştan filizlenme ve gelişme imkanı bulmuştur.
Yalnız Allah rızası için bazen gizliden gizliye, bazen de açık bir şekilde Kur’an eğitim ve öğretimini en zor şartlar altında sürdürenler, neslimizi İslami açıdan yetiştirmede olanca gayret ve çabayı sarf edenler, bu milleti manevi bir bataklığa batmaktan ve başkalarının tesiri altında kalarak din değiştirmekten kurtarabilmişlerdir.
Din-i mübine hizmeti geçenleri bu hususta hapishanelerde yatanları, hatta idam edilenleri burada yeri gelmişken bir kere daha rahmetle, minnetle yad ediyor ve her birinin makamları Firdevsi âlâ olsun diye Cenab-ı Hak’ka niyaz ediyoruz.
Her ferdin, her toplumun ve her milletin bir din anlayışı, bir inanç sistemi vardır. Dinin inançtan mahrum olan toplumlar kısa ömürlü olur. Bunun en açık örneği o kadar baskıcı bir rejim olmasına rağmen komünizm sistem Rusya’da 80 yıl ancak varlığını sürdürebilmiştir.
Dün olduğu gibi bugünde Türkiye’mizde İslami gelişmelerden rahatsız olanlar eksik değildir. Böyleler her ne kadar azınlıkta bile olsalar yarınlarda da olmaya devam edeceklerdir. Onların bilmedikleri, akıllarının ermediği, küçücük beyinlerine bir türlü sığdıramadıkları bir gerçek vardır. O gerçek; her türlü baskılara rağmen Allah nurunu tamamlayacak ve bu hakikat kıyamet sabahına kadar kesintisiz şekilde devam edecektir.
İslamın yaşandığı sıkıntılı zamanlarda Cenab-ı Allah (cc) bir uyarıcı, bir aydınlatıcı ve bir mürşit göndermektedir. Bir Mahmud Sami Ramazanoğlu, bir Mehmed Zaid Koktu ve bu özellikte olan İslami önderleri pek çok insanımızın elinden tutmuş, gitmekte oldukları yanlış yoldan kurtarmış ve dinin nurlu yoluna kavuşturmaya vesile olmuşlardır. Bu arada Necmeddin Erbakan hocanın; İslami açıdan bilhassa gençler üzerinde yapmış olduğu hizmet ve katkı her türlü takdire şayandır.
Dinimize rıza-i bari için hizmet eden, Kur’an yolunda emek veren ve ter dökeni bir gençliği ve bir nesli batıl yoldan kurtaran, hak yoluna kavuşturan, İslami hükümleri halkımıza en bariz şekilde anlatan kim olursa olsun onları tenkit değil takdir etmek, minnet ve şükran duygularıyla yad etmek lazımdır. Şucu bucu diye islama hizmeti geçenleri ayırmak, türlü şekillerde tenkit etmek ve eleştiriye tabi tutmak kesinlikle yanlıştır. Öyle muhterem zatlar ömürlerinin her çeşit imkânsızlıklara rağmen İslama ve Kur’ana hizmet hususunda geçirmişlerdir. Şayet o hizmet ehli, o gönül ehli olmasaydı bugün ülkemizin durumu bundan daha sıkıntılı ve islamdan daha da uzak olurdu. Öyle ise ayrımcılık kayrımcılık yapmadan dini mübine hizmeti geçenleri hayırla yâd etmek gerekir.
Bu yazı için kayıtlı yorum bulunmamaktadır.
VEYİS ERSÖZ - yazara ait bütün köşe yazılarını için TIKLAYIN.
Şu an sitemizde 1 aktif ziyaretçi bulunmaktadır. [+] Ayrıntılı istatistikler için tıklayın.