| Konya | Ankara |
| Aksaray | Kayseri |
| Karaman | Antalya |
| Niğde | Kırşehir |
| Afyon | Isparta |
Beşeriyetin yaratılmasından beri hiçbir kula, bu kullar içinde hiçbir Allah (cc) dostuna ve hiçbir peygambere nasip olmayan, ancak nebiler nebisi, peygamberler peygamberi Hazreti Muhammed(sav) Efendimize kısmet olan İsra ve Miraç hadisesi akıllara durgunluk verecek derecede bin bir esrar manzarası ile dopdolu bir vakadır.29.07.2008 08:52:16
Bu muazzam ve müstesna hadise Recep ayının yirmi yedinci gecesinde hem ruh, hem de neden ile vuku bulmuÅŸtur
Bu müstesna olay geceleyin olduÄŸu için “İsra” denilmiÅŸtir. İsra, geceleyin yürütmek manasında kullanılır. “Miraç” ise lügat manası itibarıyla yükseklere çıkmak, yüceltmek demektir. İsra Suresi’nin birinci ayet-i kerimesinde ÅŸöyle buyrulur:
“Kulunu geceleyin Mescid’i Haram’dan alarak ayetlerimizi göstermek için civarını mübarek kıldığımın Mescid-i Aksa’ya götüren Allah noksan sıfatlardan münezzehtir. O gerçekten iÅŸitendir, görendir.”
Bazı deÄŸiÅŸik görüÅŸlere ve ihtilaflara raÄŸmen büyük çoÄŸunluÄŸu kabul ettiÄŸi ve esasta birlemiÅŸ olduÄŸu nokta kısaca ÅŸöyledir:
Miraç hadisesi Hicret’ten önce ve Receb ayının yirmi yedinci cuma gecesi vuku buluÅŸtur. Miraç; insan idrakinin çok üstünde bir olay olup dilin anlatması, kalemin yazması ve aklın kavraması mümkün olmayan harikulade hadiseleri içinde toplamaktadır. Bu muazzam ve müstesna hadisenin vukuunda zaman ve mekan kaydı ortadan kaybolmakta, yerler ve gökler birleÅŸmekte, bütün maddiyat unsurları ile beÅŸeriyet kanunları yok olmaktadır.
Ehli imanın en ufak bir ÅŸüpheye, en küçük bir tereddüde düÅŸmeden kabul etmiÅŸ olduÄŸu Miraç olayı ile Cenab-ı Allah, habibini, Ahir zaman nebisini huzuru izzete davet ederek lâhut âlemini seyrettirmiÅŸtir. Bu muazzam seyirde pek çok acayip ve garaib olaylar ve vakıaları-ruh ve beden halinde-müÅŸahede eden Resullullah (sav) daha yatağının sıcaklığı soÄŸumadan yerine avdet ermiÅŸtir.
Fikir, inanç ve iman sahipleri Miraç hadisesi karşısında en küçük bir ÅŸüpheye düÅŸmeden olayı aynen kabul ettiler. Fakat Mekke müÅŸrikleri bu hadiseyi önemli bir fırsat bilerek inananları inançlarından ve Müslümanları liderlerinin çevresinden vazgeçirmeye çalıştılar. MüÅŸriklerin, ilk, karşılaÅŸmış olduÄŸu Hazret-i Ebu Bekir’e olayı alaylı bir ÅŸekilde anlatıp O’nu Hakk davadan vazgeçirebileceklerini zanneden gafiller; Sıdık-ı Azma’ı ÅŸu tarihi ve emsalsiz cevabı ile karşılaÅŸtılar:
“EÄŸer O (Hazret-i Muhammed) bunu söylüyorsa doÄŸrudur. Ben O’nu bundan daha mühiminden tasdik ediyorum. AkÅŸam, sabah kendisine Allah’ın vahyi geldiÄŸini haber veriyor, ben de bütün bunlara her ÅŸeyimle inanıyorum. İsra ve Miraç hadisesini de tasdik ederim.” dedi. Bundan sonra: Hazreti Ebu Bekir’e tasdik edici manasına gelen “Sıddık” unvanı verilmiÅŸ oldu.
Merhum üstat Necip Fazıl Kısakürek, Miraç hadisesini ÅŸu kısa ve öz cümlelerle dile getirmektedir:
“Allah Resulü’nün yükseklikler âlemine uruç etmesi. Derece derece ötelerin sırlarına ermesi. Nihayet (son)un, son haddini de geçmesi ve hadsizlik ufkuna varması. Allah’ın görmesi, Allah ile, konuÅŸması, Allah’tan emir alması. Miraç; kelâm aynasında budur ve bundan Allah’a mekân ve istikamet tayini yoktur. Ve bu büyük oluÅŸ, ruhani ve cismani, ruh ve madde bir arada mutlaktır.” Bunun dışında fazla söz ne hacet!
Bu gece idrak edeceÄŸimiz İsra ve Miraç’ın yurdumuz, milletimiz, İslâm âlemi ve beÅŸeriyet için hayırlara, iyiliklere ve güzelliklere vesile olmasını Cenab’ı Zül Celâl ve Kemal Hazretlerinden temenni ve niyaz eylerim.
Bu yazı için kayıtlı yorum bulunmamaktadır.
VEYİS ERSÖZ - yazara ait bütün köşe yazılarını için TIKLAYIN.
Şu an sitemizde 3 aktif ziyaretçi bulunmaktadır. [+] Ayrıntılı istatistikler için tıklayın.