| Konya | Ankara |
| Aksaray | Kayseri |
| Karaman | Antalya |
| Niğde | Kırşehir |
| Afyon | Isparta |
Cenab-ı Allah, yaratmış ve dünyaya getirmiş olduğu her kuluna nimetleri eşit şekilde vermez. Dünya imtihan mahalli olduğu için insanların bazısına bol servet, aşırı derecede zenginlik verir. Bazılarına ise kıt kanaat geçinecek kadar mal mülk bahşeder.04.08.2008 10:34:32
Bazı kullarına da maddi ve ekonomik açıdan çok sıkıntılı bir hayat verir. Bunlar ilahi adaletin bir gereğidir.
Allah(cc) bazı insanları zenginlikle, bazılarını da fakirlikle dünya sınavına tabi tutar. Cenab-ı Hakk tarafından verilmiş olan büyük servet ve zenginlik bazılarını şımartır, kimseye ve hiçbir hayır kuruluşuna yardımda bulunmaz ve “Bunları hep ben kazandım” mantığıyla servetinin üstüne servet katmayı düşünür, bunun hesabıyla ömür denilen o manevi hazineyi tüketir.
Böylesine hasis, böylesine cimri ve böylesine ceberut bir anlayışa sahip olan servetler ve zenginlikler sahibini küfrana, nankörlüğe sevk eder. Kuluçkaya yatarak koruduğu, sakladığı ve muhafaza etmiş olduğu servet sonunda vereselere kalır. Esasında yaradanımız tarafından bizlere bahşedilmiş olan her türlü mal ve ekonomik güçte fakirlerin ve gerçek ihtiyaç sahiplerinin de hakkı vardır.
Firavunun yakın adamlarından biri olan Karun’a onca serveti, dolu dolu hazineleri, hesabını dahi bilmediği malları ve mülkleri hiçte menfaat sağlamadı. “Ben bunları aklım sayesinde kazandım” diye böbürlenen ve küfrana düçar olan Karun hazineleriyle beraber batıp gitmiştir. Her inançlı zengin, her iman ehli mal ve mülk sahibi insan bunların geçici ve bir imtihan sebebi olduğunu asla unutmamalıdır.
Cenab-ı Allah tarafından kendilerine bol miktarda, hatta aşırı derecede mal ve servet verilmiş olan insanların içinde “Ben bunca zenginliğe yaratan Rabbimin vermesiyle kavuştum. Benim bu servetimde aç ve bi ilaç olanlar, yiyecek ekmekten, giyecekten ve yakacaktan mahrum kalan din kardeşlerimin de hakkı vardır” diye gereğini yerine getirenler ve sürekli şekilde şükran içinde bulunanlar toplumun hem yüz akı mesabesinde ve hem de başkalarına en güzel örnek teşkil etmiş olurlar. Bu nevi servet sahibi kimseler dünya imtihanında başarı sağlamış sayılırlar. Demek oluyor ki bol servet aşırı zenginlik insanların bazısını şükrana bazılarını da küfrana sevk eder. Şükür; iman ehlinin malını ve servetini artırır. Şükür ehli olanlar, başkalarıyla bölüşmeyi ve paylaşmayı da önemli bir vazife addederler. Böyle kimselerin sayısı az bile olsa toplumun manevi direği kabul edilir.
Servetinden ve Karun misali dolu dolu hazinelerinden kimseyi istifade ettirmeyenler fakirlerle, fukaralarla, gerçek ihtiyaç sahipleriyle en ufak yollu bile olsa paylaşmayı ve bölüşmeyi akıllarından geçirmeyenler, sosyal ve toplumsal gelişmeler karşısında sessizliği tercih edenler, kendilerinin dar dünyalarına kapananlar, çevre ile ilişki ve iletişim kuramayanlar; bunca nimet karşısında küfran içinde bir hayatın kulu ve kölesi olarak dünya hayatını tamamlamış olurlar.
Bu yazı için kayıtlı yorum bulunmamaktadır.
- yazara ait bütün köşe yazılarını için TIKLAYIN.
Şu an sitemizde 8 aktif ziyaretçi bulunmaktadır. [+] Ayrıntılı istatistikler için tıklayın.