| Konya | Ankara |
| Aksaray | Kayseri |
| Karaman | Antalya |
| Niğde | Kırşehir |
| Afyon | Isparta |
İman yaratılışını bilen, ana rahmine düşmeden önceki ve sonraki gelişmeleri ve olayların seyrini normal şartlar altında tefekkür eden herkes denizlerdeki balıkları, havadaki kuşları ve karada yer alan irili-ufaklı canlı varlıkları, yer kürenin her tarafına serpilmiş şekilde hayat süren insanları var eden, olara hayat ve rızk veren muazzam bir gücün olduğu hakikatini kolayca anlamış olabilir.13.08.2008 08:53:15
Ortada bunca deliller olmasına rağmen gerçekten yüz çevirenler, hakikatleri bilmezden, görmezden ve duymazdan gelen gafiller eksik değildir her toplumun içinde. Ayetlere, hadislere, zaman içinde Peygamberlerin göstermiş olduğu mucizelere inanmayan, onlara kulak vermeyen ve inkâr eden kavimlerin akıbetlerinden ibret dersi almayan zalimlerin sonu hüsran ile çok zelil bir şekilde noktalanmıştır.
Ölüme inandığı halde ölümden sonraki hayata inanmayan, dünyada yapılan iyi veya kötü, doğru veya yanlış, hak ve batıl her şeyden çekileceğini beyinciklerine sığdıramayanlar her fırsatta gerçekleri yalanlamayı ve inkâr etmeyi bir alışkanlık haline getirmişlerdir.
Rabbimiz Teala Hazretleri Dukan Suresi arka arkaya gelen 7 ve 8 nci ayeti kerimelerinden mealen şöyle emri ferman buyurmaktadır.
“Eğer kesinlikle inanıyorsanız, o göklerin, yerin ve arasındakilerin Rabbidir! O’ndan başka ilah yoktur. O diriltir ve öldürür; O hem sizin Rabbiniz, hem de önceki atalarınızın Rabbidir!” Dirilten ve öldüren yalnız Allah (CC) olduğu hakikatine türlü bahaneler bulan ve küfrün derinliklerinde bocalayan insanlar her devirde ve her yerde mevcut olmuştur. Zira imanla küfür kıyameti haşre kadar devam edecek bir görüntü sergilemektedir.
Dünyaya gözlerini açan her çocuk İslam fıtratı üzerine bu hayata başlar. Büyüdüğü, reşit çağa gelinceye kadar ki süreçte her çocuk annesinin, babasının ve yakınlarının veya çevresinin telkinleri altında kalarak ya doğduğu zaman ki İslam fıtratını yeni yeni bilgiler öğrenerek geliştirir, ya başka bir dine tabi olur, ya da dinsizliği seçer.
Vahyin ve Peygamber Efendimizin beşeriyete vermiş olduğu iman mesajını ve bununla birlikte kulluk görevlerine samimiyeti ve sadakati çok iyi anlamak, iyi algılamak lazımdır. Bu arada ölüm ve ölümden sonra yaşanacak gerçeğin sürekli olarak hatırda tutulmuş olması imanın ve inancın ve İslam kimliğin en önemli özellikleri arasında ilk sırada yer alır. Her türlü açık delillere rağmen ölümden sonraki hayatı kabulde zorlanan veya bu gerçeği reddeden, hayat, “Ancak dünya hayatıdır” diyen “beyinsizlerden eylemi bizleri diye” Allah’a dua etmemiz yakarıda bulunmamız inancımızın ve kulluğumuzun en önemli görevlerinden olduğu asla unutulmamalıdır.
Allah’ın bunca emirlerine, Peygamberinin ikazlarına, hak tarafından gönderilen kitabın uyarılarına rağmen ölüm sonrasına inanmakta zorlananlar inadi bir küfrün batağına saplanmış kalmış sayılırlar. Böylelerine diyoruz ki: “Geliniz tövbe ve kurtuluş kapıları kapanmadan hakka dönünüz, hakikat yoluna başkoyunuz”
Her şey ayan beyan besbelli olmasına rağmen, ölüme inandıkları halde ölümden sonra gelecek olan hayatı ve dünyada yapılanlardan hesaba çekilmeyi kabul etmeyenlerin hiçbir şekil ve surette geçerli bir dayanakları yoktur. Bazı dinsiz akımların tesiri altında veya yalan-yanlış ve Hakkın karşısında yer alan batıl inançların güdümüne girmiş olan insanların zaten çoğu bir boşlukta bocalayıp durmaktadır. Yapılacak yegane şey hakka ve hakikate teslim olmak ve öyle kimselerin kendilerine İslami yolda yeni bir hayatı benimsemektir.
Bu yazı için kayıtlı yorum bulunmamaktadır.
- yazara ait bütün köşe yazılarını için TIKLAYIN.
Şu an sitemizde 6 aktif ziyaretçi bulunmaktadır. [+] Ayrıntılı istatistikler için tıklayın.