Son Dakika
BAĞLANTILAR
HAVA TAHMİNLERİ
Konya Ankara
Aksaray Kayseri
Karaman Antalya
Niğde Kırşehir
Afyon Isparta

İrade

-

Allah, küllî iradesiyle kâinâtın hakimi ve mâlikidir. Allah, emir ve dilemesiyle âmiri mutlak ve mürîdi mutlaktır. 15.08.2008 10:12:08
Yazıyı KüçültYazıyı Büyüt

Allah, bir şeyin olmasını murat ettiği zaman emretmesiyle dilemesi bir olur ve derhal o şey de vücûda gelir. Yani irâde-i külliye sahibidir. Allah’ın emri de, irâdesi de kâinâtı ihâta etmiştir, yani kuşatmıştır. Cüzî  irâde ile donattığı insanın hareketleri de şüphesiz ki Allah’ın irâde-i külliyesine dahildir. Kur’ân, “Âlemlerin Rabb’i olan Allah dilemedikçe siz bir şey dilemiş olmazsınız!”(1) âyetiyle buna işâret eder. Kur’ân, irâde-i külliye sahibi olan Allah’ın Alîm ve Hakîm olduğunu, yâni, her şeyi bilen ve her işte hikmetiyle tecelli ettiğini beyan buyurur. (2)

Allah’ın Âmir ismi, Kur’ân’da genellikle “Ol!” emri şeklinde tecellî eder. Kur’ân, Cenâb-ı Hakk’ın emri, fiili ve dileği arasındaki yakın ilişkiyi şöyle anlatır: “O’nun işi, bir şeyi dilediği zaman ona sadece ‘Ol!’ demektir; o hemen oluverir.”(3)

Cenâb-ı Hak, her zaman ve her yerde Âmir-i Mutlak’tır; fakat, her şeye fıtratının ve yaratılışının gayesini emreder. O’nun emri dileğidir; dileği de emri ve fiilidir. Dilediği her şey, emrinin icrâsıdır. Allah’ın emri bir iş için tecellî ettiğinde, bir çok sıfatı da emri ile birlikte aynı işte tecellî eder. Emri ve irâdesi ile birlikte kudreti, yaratması, hikmeti, san’atı, ilmi, izzeti, celâli, cemâli... vs. sıfatları hepsi birden tecelli eder.

Kur’ân’da Cenâb-ı Hak, yalnız şuur sahiplerine emretmekle kalmaz; şuur sahibi olmayan varlıklara da emir buyurduğunu ve vahyettiğini bildirir. Meselâ mutlak irâde sahibi Allah, Hz. Nuh (as) tûfânı esnasında yere ve göğe şöyle emrettiğini beyan eder: “Yere, ‘Ey yer! Suyunu çek!’ göğe de, ‘Ey gök! Suyunu tut!’ denildi. Su çekildi. İş bitti, gemi Cûdi’ye oturdu.”(4) Cenâb-ı Hak, Nemrud’un yaktırdığı ve Hz. İbrâhîm’i (as) yakmak için, içine atmak istendiği ateşe de şöyle emrettiğini bildirir: “Biz, ‘Ey ateş! İbrâhîm’e karşı serin ve selâmetli ol!’ dedik.”(5) Bu emir ve irâde sadece o ateş için geçerliydi. Aksi halde bütün yeryüzündeki ateşler  soğumuş ve sönmüş olurlardı.

Cenâb-ı Hakk’ın emri, bütün canlı ve cansız âlemler için geçerlidir. Meselâ bal arısı petekten çıkar çıkmaz, sanki başka bir âlemde eğitilmiş gibi iş başı ve bal yapar. Halbuki bunun kendiliğinden olmayıp Allah’ın emir ve iradesiyle bal arısının gayr-i şuurî hareketlerini kontrol eden vahiyle olduğu beyan edilir. Hakîm olan Allah şöyle buyurur: “Rabb’in bal arısına: ‘Dağlarda, ağaçlarda ve hazırlanmış kovanlarda yuva edin. Sonra her çeşit üründen ye. Sonra da Rabb’inin (bal yapman için) gösterdiği yollarda yürü’ diye vahy etti. Karınlarından insanlar için şifâ olan çeşitli renklerde bal çıkar. Düşünen bir millet için bunda ibretler vardır.”(6)

İnsan cüz’î iradesiyle, azıcık ilmiyle ve küçücük kudretiyle ve geçici zâhiri mâlikiyetiyle kendi hânesini bina eder. Böylece bu kâinât ustası olan Allah’ın yüce mâlikiyetini, sanatını, iradesini, ilmini ve kudretini kâinâtın büyüklüğü nisbetinde anlar. Bütün zerrelerine kadar kâinâtın, bütün meleklerin ve bütün varlıkların Cenâb-ı Hakk’ın “Kün! = Ol!” emrine karşı harfiyen mutî (itaatlı) olduklarını ve mutlak boyun eğdiklerini kavrar.

Kâinâtın her bir zerresi, Allah’ın mutlak emri altında mütemâdiyen istikbalden gelip, hâle uğrayarak teneffüs eder ve mâziye dökülür.(7) Allah, karma karışık, sel gibi akan maddeler ve nesneler arasından, birbirine zıt unsurların müdahalelerine rağmen bütün canlıları yaratır. Birbirine benzer ve benzemez şeylerden her bir sanat eserini ayırır. Hassas ölçü ve mizanlarla cansız topraktan canlı bitkileri çıkarır. Basit bir yumurtadan çok süslü kuşları yaratır. Birbirine benzeyen insan yüzerine özel şahsiyetlerini yerleştirir. Böylece her insanı diğerinden ayıran yüzüyle kişilik ayrıcalığını belli eder. Sanatında sonsuz kudretini ve iradesini gösterir.

  Sayısız çiçek ve ağaçları, (karbon, azot, hidrojen ve oksijen gibi) aynı maddelerden mürekkep tohumlardan çıkarması ve birbirine benzer-benzemez yaratması O’nun sonsuz kudretine ve iradesine işaret eder. Her bir tür ve cins canlıların birbirine benzerliği, onları yaratanın birliğine ve her bir ferdinin ayrı suret ve şekilde inşa edilmeleri de sanatkarın kudret ve iradesine delildir.

Göklerde kendi yörüngesinde dönen yıldız ve gezegenleri atom zerreleri gibi evirip çeviren  O’nun kudret ve irâdesidir. Baharı, bir çiçek kadar kolay halkeden Allah’ın irâdesi olduğu gibi, gökyüzü baharının çiçekleri gibi güneşleri de yaratan O’nun kudretidir. Bir adamı yaratmakla bir milyar insanı yaratmak O’nun kudretine göre müsâvîdir. Yeniden dirilme gününde de bütün insanlığın dirilmesi, bir adamın dirilmesi gibi, O’nun kudret ve irâdesine kolay gelecektir.(8)

 

Dipnotlar:

1- Tekvîr Sûresi, 81/29

2- İnsan Sûresi, 76/30

3- Yâsîn Sûresi, 36/82

4- Hûd Sûresi, 11/44; Fussilet Sûresi, 41/11

5- Enbiyâ Sûresi, 21/69

6- Nahl Sûresi, 16/68,69

7- Mektûbât, s. 233

8- Lokman Sûresi, 31/28

Bu yazı toplam 97 kez okunmuş.

Yorumlar

Bu yazı için kayıtlı yorum bulunmamaktadır.

İlk yorumu siz yapın!

Şu an sitemizde 3 aktif ziyaretçi bulunmaktadır. [+] Ayrıntılı istatistikler için tıklayın.

HakimiyetYeni Gazete İletişim ve Yayıncılık Ltd. Şti. | Copyright © 2008, All Rights Reserved. Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. Herhangi bir haber veya içerik; izinsiz ve/veya kaynak gösterilmeden kullanılamaz.