| Konya | Ankara |
| Aksaray | Kayseri |
| Karaman | Antalya |
| Niğde | Kırşehir |
| Afyon | Isparta |
Sabrım doldu, saat ise gece yarım. Ne kokun burnumda kayıp ne de öpücüğün yanağımda garip. Bir gülüşün, kahkahan uzak; bir “an”ımız var hayalimde tutsak. Radyonun müziği bir ateş gibi yakarken yüreğimi, camdan giren hava buz etti gözlerimin tanesini. Rüzgârla müzik ancak, bu kadar sarılabilirdi sana adadığım mırıldanmalarımda. 15.08.2008 10:12:45
Otogar, bir körük gibi doldurup boşaltıyor insanları; kimi kavuşma kimi
kaçma telaşında belli. Ama hepsi tedirgin, hepsinin gözlerindeki yaş akıvermeye
meyilli... Hasrete hasret onca insan uykudayken hasretler satılıyor koltuk
numaralarında. Kimi hasretini bekliyor kimi hasrete gidiyor. Bahara budanmış
körpeler asker, öğrenciler ana kucağı, hastalar şifa, gönlünün filizleri
kopartılanlar ise fizan yolunda. Kimileri gözlüyor gelenleri, gözlerinden
akıyor uykuları ve sevgileri. Her gelen otobüse ilgiyle bakıyorlar, kimi nerden
geldiğine kimi firmanın ismine. Sarılmalar gecikince elem dolu gıcırdıyor
banklar da. Onların derdi ise sırtlarına basılan sigaralardan belli ki.
Ve gece ve ben…
Bizde güneşlerimizi bekliyoruz, yok olmaya beş kala; karanlığın
kucağında. Üzerine oturmuş yelkovanın, ilerletmeye çalışıyorum zamanı. Ama at
değil elbet yelkovan, üzerine oturanları ancak ihtiyarlatıyor durmadan. Ne bir
dakika ilerliyor ne de bir saat geri kalıyor; keyfi yettikçe ancak bir nefeslik
gidiyor.
♥ ♥ ♥
Daha fazla arabada bekleyemeyip
dışarı çıkıyorum. Birkaç volta da ben atıyorum, “han duvarları” misali
koridorlarda. Gözüm her yaklaşan ışıkta, ayaklarım ise yere mi
basıyor yoksa boşlukta mı yürüyorum muallâkta. Gidenlere bakıyorum; boynunu
büküp gidenlere. Bazen diyorum, geceleri uykum kaçınca umutsuzca yuvarlanmak
yerine gelip otogara; kendisine sallanacak bir el bulamayanlara moral olsam.
Hiç tanımadıklarıma el sallasam, bir daha görmeyeceklerimin yüzlerinde neşe
olsam…
♥ ♥ ♥
Kaç zaman oldu, ay yarımı kaç
geçti bilmem ama cananım belirdi karşımda. Ben; gözüm, kulağım, elim, ayağım,
aklım, sabrım… Olmayan sabrım… Hepimiz canan olduk,
canana sarıldık. Onun kollarında tekrar canlandık. Aşk, ana babadan çok
sevgiliye yakışıyormuş meğer işte kollarında onu anladık.
♥ ♥ ♥
Bu rüya, bu sarılma çağlar mı
sürdü yoksa yok mu oldun kavuştuğumuz gecenin sabahında bilmiyorum ama
uyandığımda bir kokun kalmıştı yastığımda birde birkaç tel saçın. Bir süre
zamanı kaybettim fakat bir “alo”na bağlıymış takvim yapraklarım. Şimdilerde
sesin her ne kadar telefondan gelse de evimin her yerinde sana rastlamaktayım.
Bu yazı için kayıtlı yorum bulunmamaktadır.
BEKİR CEVİZCİ - yazara ait bütün köşe yazılarını için TIKLAYIN.
Şu an sitemizde 14 aktif ziyaretçi bulunmaktadır. [+] Ayrıntılı istatistikler için tıklayın.