| Konya | Ankara |
| Aksaray | Kayseri |
| Karaman | Antalya |
| Niğde | Kırşehir |
| Afyon | Isparta |
Türk İslam tarihi içinde yargıya ne kadar önem verildiği biliniyor. Bu önemi izah için de çeşitli örnekler anlatılır.04.09.2008 08:41:02
Türk İslam tarihi içinde yargıya ne kadar önem verildiği biliniyor. Bu önemi izah için de çeşitli örnekler anlatılır. En çarpıcı olanı da Fatih Sultan Mehmet han ile kadı Mehmet Çelebi arasında geçer. Kadı, Fatih’in çocukluk arkadaşıdır. İstanbul fethedilince, Bursa kadısı iken İstanbul’a Baş Kadı tayin edilir. Fatih, bir Rum mimara inşaat işi verir. Mimar inşaatı projesine göre yapmaz. Hile yapar. Fatih de mimarın kolunun birini kestirir. Mimar Fatih’i mahkemeye verir. Duruşmaya Fatih sade vatandaş gibi “Murat bin Mehmet” diye çağrılır, huzura korumasız alınır. Duruşma yapılır. Fatih haksız bulunup mimara tazminat ödemeye mahkum edilir. Fatih ‘Bu inşaat devletin idi bu parayı devlet hazinesinden ödemek isterim’ der. Kadı kabul etmez. Bunun üzerine, Fatih, belindeki kılıcı göstererek, “Bak a kadı efendi…. padişahım diye adil olmasaydın, bu kılıçla kafanı uçuracaktım” der. Kadı Mehmet Çelebi de, cübbesinin altından gürz çıkararak, “Bu hükmümüzü dinlemeseydiniz ben de sizin kafanızı patlatacaktım” der. Bu örnekte bir yargıcın adaletin gerçekleşmesine, tarafsızlığa ve bağımsızlığa verdiği önemi -bunlar için ölmeye hazır olduğunu- görüyoruz... Hakim illa hakim… Bu noktadan hareketle geçmişteki hatalarına da bakarak Türk yargı sisteminin içine düştüğü, düşürüldüğü durumu, siyasallaşmayı, buna bağlı olarak da tarafsızlığın, bağımsızlığın, hakim teminatının zedelenişinin sorumlularının hakimler ve savcılar olduğun söyleyebiliriz.
Şimdi hakim ve savcıların seslerini duyar gibiyim. Efendim yasamız… maaşımız…. Ne olmuş onlara… onların da sebebi sizsiniz… Kendi kendinizin değerini azattınız. Tarihe dönüp bir bakın, önünde eğilinmesi gereken sizlerin yaptığı yanlışlar yüzünden. Vatandaşın yargıya ve hakime olan inancı sarsıldı. Elbette istisnaları vardır… Ülkemizdeki tüm ihtilallerin meşrulaşmasında bazı yüksek yargıçlar vardır. Bu ülke sanığa seni buraya tıkan güç böyle istiyor diyen hakimler görmüştür. 28 Şubat’ta, bazılarınızın ne işi vardı brifinglerde… Siz buyuransınız, buyrulası değilsiniz. Bugün üst kademe yargıçlar, yetkileri olmadığı halde, bir siyasî başkan gibi görüş bildirmiyorlar mı? Yargıçlık kimlikleri ile siyasî düşüncelerini açıklamıyorlar mı? Bu ülkenin yargıçları olarak kendileri gibi düşünmeyenleri de yargılayacaklarını düşünmeden açıkça, biz şöyle bir tarafız diyerek ihsası reyde bulunmuyorlar mı? Evet öyle yapıyorlar. Van Savcısı Ferhat Sarıkaya neden işinden oldu? Peki tüm bunlara tepkiniz oldu mu? Olmuyor. Sorgulayın kendinizi… Bu gidişle bölüneceksiniz. Bu ülkenin yargı mensuplarını bölecekler. Hatta böldüler bile… Bunun belirtileri de görülmeye başlandı. Yine bazı üst tabaka yargıçlar marifeti ile, güya yargıç ve savcıları korumak, mesleki faaliyetleri gözetlemek amacı ile YARSAV ismi ile bir dernek kuruldu. Hayırlı olsun dedik. Başlangıçta biz siyasetle uğraşmayacağız dense de işin içine siyaset ve ideoloji girdi. YARSAV Başkanı, iddiaya göre sahte raporla askerliğe gitmeyen savcı Ö. Faruk Eminağaoğlu’nun, iç ve dış basına yansıyan açıklamaları tamamen siyasi ve bu toplumun inanç değerlerine terstir. YARSAV, adeta hükümete muhalefet partisi gibi görev üslenmiş konumdadır. CHP’nin yan kuruluşu gibi çalışmaktadır. Bu husus çok tehlikeli bir durumdur. Bu durum da göstermektedir ki, Türk yargı mensupları bu dernek ya da ileride kurulacak başka dernekler aracılığı ile ayrıştırılacaktır. Bir ülkenin birlik ve beraberliğinin huzurunun teminatı, güvencesi olan yargı paramparça edilip, işlevsizleştirilecektir. Bu ülkemizin ve milletimizin bekası için son derece tehlikelidir.Hukukun olmadığı yerde hiçbir düzen olmaz. 12 Eylülden önce bile, ülkedeki tüm meslek mensupları bölünmüş iken yargı mensupları bölünmemişti. Evrensel hukuk prensibi gereği, bağımsız bir erk olan yargının güya böyle yöntemlerle korunma güdüsü içine girmesini masum hane bulmuyorum ve sorguluyorum.Ülkem adına da çok üzülüyorum. Bu nedenle hukukumuz ve hukukçularımızın geleceği adına, YARSAV’ın kapatılması yargıç ve hakimlerin hiçbir dernek mensubu olmaması gerekliliğine inanıyorum. 1991 yılında Demirel-İnönü Hükümetinin solcu Adalet Bakanı Mehmet Moğultay tarafından Adalet Bakanlığı’na ideoloji sokulmuştur. Bugün yargımızda olmaması gerekli ideolojik siyasallaşmanın temeli ogünlerde atılmıştır. O temel 28 Şubat’a da omuz vermiş, bazı Cumhurbaşkanlarının adalet teşkilatındaki kurullara ideolojik yaklaşımla yaptıkları seçimleri kolaylaştırmış ve yargı siyasallaşmış konumuna gelmiştir.Yargı kurullarına sürekli ideolojik atamalar yapan Süleyman Demirel ve Necdet Sezer’in kulakları çınlıyor mu acaba…
Bu yazı için kayıtlı yorum bulunmamaktadır.
- yazara ait bütün köşe yazılarını için TIKLAYIN.
Şu an sitemizde 2 aktif ziyaretçi bulunmaktadır. [+] Ayrıntılı istatistikler için tıklayın.