| Konya | Ankara |
| Aksaray | Kayseri |
| Karaman | Antalya |
| Niğde | Kırşehir |
| Afyon | Isparta |
Geçen gün öğretmenevine uğradım, Yanımdaki masada iki emekli öğretmen Osmanlı’nın icraatların, tartışıyorlardı. İkisinin de haklı tarafları vardı ama birisi Osmanlıyı tamamen kötülüyordu.10.09.2008 07:03:44
Hele hele mehter için olumsuz sözler söylüyordu. Dayanamadım, kendiliğinden ben de tartışmaya girdim. Emekli başmüfettiş olduğumu öğrenince gözlerimi itirazsız dinlediler.
Bunun için aydınlatılması gereken mehter hakkında öz ve kısa bilgi vereceğim.
Osmanlının askeri müzik topluluğudur. Savaşlarda askeri coşturur, barışta tören karşılama ve uğurlamalarda dinleyenlere heyecan veren müzik topluluğudur.
Dilimize Farsçadan gelmiştir. Farsçada “Mihter” olarak kullanılan bu kelime bizde “Mehter” olarak kullanılmaktadır. Mehter, ekber (en büyük, azam,ulu) manasında kullanılır. Çoğulu ise mehterandır. Mehter bölüklere ayrılır. Aynı çalgıyı çalanlar bir bölükte toplanırlar. Her bölüğün bir başkanı vardır, buna (ağa) denir, Davulcu başına ise baş mehteranağa denirdi. Ayrıca başta yürüyen bir de mehterbaşı bulunurdu. İki türlü mehter vardı, biri resmi teşkilata bağlı mehter, diğeri ise esnaf mehterleri idi, padişahlar, mehter nevbetini ayakta dinlerlerdi. Bu mehterler resmi mehterlerdi, Buna. mehterhane-i Tabil Alem-i Hassa denirdi.
Daha sonraları, vezirler de mehter kurdular. Fatih devrinde, mehterhanede, dokuz zilzen
(zil çalan), Dokuz nakkaze (kudüm çalan), dokuz boruzen (boru çalan), dokuz tabızen (davul çalan), dokuz çavuş ve bir içoğlan vardı. 64 kişilik mehterhane takımına dokuz kat mehter takımı adı verilirdi. Sonraları ise, padişah mehterleri 12 kat olurdu. Padişah mehterlerinde bir çalgıdan 12 şer tane bulunurdu.
Sefer ve barışta padişah mehterhanesi saltanat sancağının altında durup nevbet vururdu. Otağın önünde nevbet vurmak bir adet haline geldi. Mehterler harp meydanlarında gece karanlığında ordugah nöbetçilerinin uyumaması için devamlı çalarlar “Yektir Allah’ diye bağırırlardı.
Harp zamanlarında da padişahın yanında gösterişleri ile düşmana dehşet vermek, askeri coşturmak için çalarlardı. Vezir mehterleri ise ikindi ve yatsı zamanından sonra çalarlardı, Bunlardan birincisi akşam yemeğinin, ikincisi ise uykunun işareti idi.
Mehter duası “Allah Allah” sözü ile başlar. Allahın adıyla başlayan sözden hiç zarar geldiğini gördünüz mü? Binlerce kişi “Yektir Allah” diye bağırınca, hiç o ordu yerinde durur mu? Mehter dünyanın en eski askeri bandosudur. Türk kahramanlığını temsil eder. Giysileri renk ve biçim bakımından asaletin, cesaretin, azmin ve kahramanlığının nişanesidir. Tüm renkleri üzerlerinde görmek mümkündür. Dünya askeri bandolarının temel taşıdır. Gönül isterdi ki bu günkü askeri bandonun mehter olmasını, yüzyıllarca, dünyayı titretmiş bu sesin ordumuzun bandosu olmasını kim istemez ki. 1980 ihtilalinden sonra, okullarda ve kuruluşlarda teşekkül ettirilen bütün mehter takımları lağvedilmişti. Sadece ordu bünyesinde mehter takımı kalmıştı. Bu durum milletin yüreğinde uzun yıllar kanayan bir yara olarak kaldı.
Bazıları, mehterin iki adım ileri bir adım geri gitmesi konusunu alay mevzuu yapıyorlar. Bunları hepsi Osmanlı karşıtı kişilerdir. Mehter müziğini bozmak için ellerinden geleni yapıyorlar, Eserlerinin müziklerini kendilerin göre yorumluyorlar. Ritmi bozmak için, o yapıyı yıkmak için ellerinden geleni artlarına koymuyorlar. Osmanlı fetihlerinde gasp yoktu. Her gittikleri yerde halkın serbestliği vardı. Herkes kendi dinine inanıyor, dilini kullanıyor, adet ve geleneklerini serbestçe yaşayabiliyordu, Fetih mehterle yapıldığına göre mehter bağımsızlığın, hürriyetin, gösterişin, heybetin ve cesaretin kaynağıdır.
Mehter iki adım atar, bir defa sağ, yine iki adım atar, bir defa sola selam verir. Geri adım attı diyenler müthiş yanılgıcılar. Görmeden yayan söyledikleri için de müfteri durumundalar. Bu yürüyüşün özelliği şudur, Ey halk veya azınlık; siz dilinizi, dininizi, kültür ve ticaretinizi istediğiniz gibi yapın yalnız kanunlara uyun. İşte bu mehter yürüyüşünün özüdür.
Bu yürüyüşte baskı yok, zulüm yok. Eğer Osmanlı bunları kullansaydı her yerde dili konuşulurdu, eserleri kalırdı. Bu ün Osmanlıya bağlı birçok yerde Osmanlı eserleri yerle bir edilmiştir. Yerine geçen işgalci kuvvetler hem dillerini hem dinlerini hem de kültürlerini kabul ettirmişlerdir.
Mehter bölüğü komutanı, başına heybetli ve görkemli üsküf giyer, sol tarafında zırhlı muhafızlar yeşil sancak, odada istiklal alameti olan ak sancak, sağ tarafta ise zırhlı muhafızlarla birlikte kırmızı sancak bulunurdu. Sancakların arkasında da yeniçerilerin taşıdığı hücum tuğu vardı. En arkada ise at sırtında taşınan kös bulunurdu. Bunların hepsi ahenklidir. Seste ahenk, sözde ahenk, disiplin ve renk çeşidi mehterin yapısıdır. Uyumludurlar, binlerce ses bir ses gibi görünür. Bu da birlik ve beraberliğin ifadesidir.
Mehter daire şeklinde nevbet nizamını teşkil eder. Nakkarelerin oturup, diğerlerinin ayakta durmasıyla hilal görünümü verilir. Kösler hilalin orta ilerisine konulur.
Bu da bu milletin bayrağına, sancağına düşkün olduğunu gösterir, işte bu ordu, bu sayede Avrupa içlerine kadar girmiştir, Afrika, Asya ülkelerinin pek çoğunu fethetmiştir. Bu aşk; bayrak sevgisi, insan sevgisi, toprak sevgisinden kaynaklanmaktadır
Sevgili okurlarım, mehterin diğer özelliklerini ileriki tarihlerde yazacağım, Şimdilik bir ağız tadı vermek istedim, Sağlıcakla kalın.
Bu yazı için kayıtlı yorum bulunmamaktadır.
- yazara ait bütün köşe yazılarını için TIKLAYIN.
Şu an sitemizde 5 aktif ziyaretçi bulunmaktadır. [+] Ayrıntılı istatistikler için tıklayın.