Son Dakika
BAĞLANTILAR
HAVA TAHMİNLERİ
Konya Ankara
Aksaray Kayseri
Karaman Antalya
Niğde Kırşehir
Afyon Isparta

Bir Tas Çorba ve Ramazan

-

Eğer vatandaşa maddi külfeti olmayacağını bilsem ayda bir seçim olması için her gün dua ederdim.13.09.2008 12:26:40
Yazıyı KüçültYazıyı Büyüt

Yerel seçim yaklaşınca etekleri zil çalanlar eteklerindekini dökmeye başladılar. İnşallah bu dökülenlerden bizler de nasiplerimizi alır üzerimize düşeni yaparız.

Hadi hadi…

Bana öyle bakmayın, bugün siyaset yazmayacağım… Ama…

Zaten acıktım… Ama tatlı bir açlık… İftar vakti gelince oruçlunun bayramı denilen açlık…

İşte bu yüzden siyaset yazamıyorum. Gözlerim açıkken etraftaki yolsuzlukları, milyon dolarları, paracıkları görüp dolayısıyla ekmek aklıma gelince yazamıyorum, gözlerimi kapatınca da zaten o tatlı açlık telaşından yemek düşünüyorum.

Yani ben kısaca bugün Ramazan ayının bereketinden, Ramazan ayının bize hatırlattıkları ve biyolojik açlığı unutup manevi açlığı giderebilme kabiliyetimizi kazanma aşamasında yapabildiklerimize değinmek istiyorum. Gerçi birilerinin cebi ve midesi doymak bilmiyor ama… Adam pişkince söylüyor. “Ben oranın onursal başkanıyım”… Kısa yoldan imar değişiklikleriyle köşe dönerek mide dolduran herhalde yoktur. Çünkü insanın en çok yiyebileceği bir parça ekmek, giyebileceği de iki metre kefendir. Çok heyecanlı oluyor değil mi?

Ne yalan söyleyeyim bugün heyecanlı kazançları yazacaktım, ama ondan daha heyecanlı bir kazanç kapısı buldum.

Bizim arkadaşlardan birisi şu meşhur, partiyi bile kapattırabilecek kudrete (!) sahip iftar çadırına gitmiş. Birinci gün yemiş, bakmış ki yemekler çok güzel ikinci gün de gitmiş ve o gün de yemiş. Ama yemekler harika. Tam da üçüncü güne niyetlenecek ki… Çadırdan çıkmış eve gidiyor… yaşlı bir teyze küçük torununun elinden tutmuş lokantanın birinden bir tas çorba istiyor. Tahmin edileceği üzere istek geri çevriliyor ve “şimdi tam müşteri zamanı sonra gel be kadın” deniliyor. Hemen sorayım; siz lokantacının yerinde olsaydınız ne yapardınız? Hemen çağırır karnını bir güzel doyururdum,  diyenleri duyar gibi oluyorum. Bana öyle geliyor ki birkaç samimi haricindekiler yalan söylüyor. Şöyle bir teori geliştirelim isterseniz. Beş tane aynı işyerinde çalışan işçisiniz, bir toplantıdasınız, neler konuşursunuz? Durun ben cevap vereyim. Patronun maaşı az verdiğinden bahseder, sigorta primlerini doğru dürüst ödemediğini söylersiniz birbirinize... İstisnalar kaideyi bozmaz. Devam edelim. Aradan zaman geçti, sizler de işyeri sahibi oldunuz ve bünyenizde sizin muamelenizi konuşabilecek kadar personel çalıştırıyorsunuz… Ve sizin personelinizin seslerini duymasanız da artık hissedebiliyorsunuz… O bir tas çorba meselesi de, işte onun gibi bir şey…

Neyse… O arkadaş üçüncü günün çadırda yeme zevkinden tamamen uzaklaşıp, yaşlı teyzenin elinden tuttuğu gibi çadıra götürür. Hemen ilk çadıra girerler, ama maalesef yemek kalmamış. Binbir hınçla ikinci çadıra koşarlar ve kaldı ise, bir tas çorba isterler. Garsonlar çorbanın kalmadığını, ama diğer yemeklerden kalanların teyzeye ve torununa yeteceğini ve diğer günlerde de geldiği takdirde kesinlikle teyzeye yardımcı olacaklarını söylerler.

Düşünebiliyor musunuz? Herbiri iki bin kişilik olan çadırlarda bir yaşlı teyze ve onun torunu için yemek kalmadığına göre ya bizim aç insanımız çok ileri düzeyde ya da bizler yemek yapmaya üşeniyoruz. (durumu iyi olanlar çadırda yemek yiyemez kesinlikle demiyorum). İnandığımız ve bu inancımız gereği oruç tutuğumuz din, bizim birlik ve beraberlik anlayışımızı geliştirmemiz gerektiğini özellikle belirtmiştir. Buna mukabil arkadaşım da, ben o yaşlı teyze ve torununun yemeğini (hakkını) yedim ve onlara yemek kalmadıysa bu birlik ve beraberlikten çok daha farklı bir şeydir, kanısına varmış.

Bu utanç kimin olmalı sizce?

Çadırları oy toplama aracı olarak kullananların mı? Yoksa evde yemek yapmaya üşenip hazır yemek yemeye çalışanların mı? Ben bu utancın neresindeyim?

Bir tarafta bir tas çorba…

Diğer tarafta restoranlar zinciri… Ben doğru olanı yaptım ve bir tas çorbayı yazdım.

 

 

 

Bu yazı toplam 150 kez okunmuş.

Yorumlar

Bu yazı için kayıtlı yorum bulunmamaktadır.

İlk yorumu siz yapın!

Şu an sitemizde 3 aktif ziyaretçi bulunmaktadır. [+] Ayrıntılı istatistikler için tıklayın.

HakimiyetYeni Gazete İletişim ve Yayıncılık Ltd. Şti. | Copyright © 2008, All Rights Reserved. Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. Herhangi bir haber veya içerik; izinsiz ve/veya kaynak gösterilmeden kullanılamaz.