| Konya | Ankara |
| Aksaray | Kayseri |
| Karaman | Antalya |
| Niğde | Kırşehir |
| Afyon | Isparta |
Konyaspor-Denizlispor karşılaşması Cumartesi günü saat 20.00’de başlayacaktı. Ramazan dolayısı ile iftar saat 19.12’de yapılırken; Gazetemizin sahiplerinden Celalettin Boyalı ile bir yerde iftarımızı açtık. 15.09.2008 08:09:50
Çorbalarımızı içtikten sonra geç kalacağız diye hemen yola koyulduk. Henüz arabamıza binmeden üzerinde Yeşil-Beyaz formalı birisi yol kenarında duruyordu. Maça mı diye sordum evet ağabey dedi. Fakat ileride bir arkadaşım daha yola çıkacak onu da alabilirmiyiz dedi. Bizde olur dedik ve biraz ileride yine Yeşil-Beyaz formasını giymiş zorlu karşılaşmaya konsantre olmuş bir arkadaşı daha arabamıza alarak stadyumun yolunu tuttuk. Genç arkadaşlar Saraçoğlu mahallesinde bir ilköğretim okulunda öğretmenlermiş. İkisinin de Konyaspor sevdalısı olduğu üzerlerine giydikleri formalardan belliydi. Belki onlarda iftarlarını açmışlar ve alelacele bir iki kaşık yemek yedikten sonra yola koyulmuşlardı. Neden mi çünkü Konyaspor sevdalısıydı bu genç iki arkadaş. Konyaspor’un; Denizlispor önünde alacağı galibiyet onların açlık hissini fazlasıyla giderecekti. Böyle umutlarla stadyuma koşmuştu herkes gibi onlarda.
Ama gel gelelim geçtiğimiz sezon sonlarına doğru Konyaspor’u emanet ettiğimiz teknik direktör Raşit Çetiner’in hata üzerine hatalarını Denizlispor maçında da eklemesi bardağı taşıran son damla oldu.
Konyaspor kulüp başkanı Sayın Mehmet Ali Kuntoğlu keşke sezon başında aceleci davranıp da yeni sezonda Teknik Direktör Raşit Çetiner ile yolumuza devam edeceğiz açıklamasını yapmasaydı.
Ligin 3.Haftasında kendi saha ve seyircisi önünde Denizlispor’u konuk eden Yeşil-Beyaz’lılar teknik kadronun hatası ve futbolcuların beceriksizliği yüzünden sahadan bir puanla ayrılmak zorunda kaldı.
Kafasında standart bir kadro oluşturan Sayın Çetiner; ilk iki hafta sahaya sürdüğü kadroda sadece kart cezalısı olan Cihan’ın yerine sağ tarafta Şener’e forma şansı verdi.
Müsabakanın ilk yarısı golsüz sona ererken; tek tehlikeli atak konuk ekipten geldi ve altı pas içerisinde konuk ekipten Fatih topu kaleci Jefferson’a nişanlayınca karşılaşmada ilk yarı golsüz sonuçlandı.
Takım ikinci yarı için sahada yerini alırken ilk yarıda kadroda yer alan Zafer Demir’in oyundan alındığını ve yerine Tehoue’nin oyuna dahil edildiğini gördük. Niçin böyle bir değişikliğe gidilmişti. Amaç çift forvete dönmekmiydi. Madem böyle bir düşünceniz var niye müsabakanın başında kendi evinizde oynamanın getirdiği avantajı düşünerek çift forvet başlamadınız.
Zafer Demir’in oyundan alınmasını gerektirecek sebep neydi. İlk yarıda ceza alını içerisinde kaçırdığı gol pozisyonumuydu.
Sezon başında yapılan transferlere bakıyoruz. Yıllardır futbolu takip edenler İsmail Güldüren’in hangi mevkide oynadığını soracak olursanız herkes sol kanatta der. Ama yaşlanmanın da vermiş olduğu doğallıktan olacak ki; sayın hocam İsmail Güldüren’i ısrarla istedi. Sol tarafta oynatsa İsmail iyiden iyiye sırıtacaktı. Ama Sayın Çetiner; Güldüren’i son adam olarak oynatıp O’nun Konyaspor’dan nemalanmasını sağlayacaktı. Bir takımda en rahat yerlerden birisidir son adam oynamak. Hele bir de önünde iyi bir stoperin varsa değme keyfine. Ama en rahat yerlerden biri olmasına rağmen İsmail Güldüren hala herkesi kendisine güldürmeye devam ederken, yılların tecrübesi Ömer Gündostu ise saha yerine tribünde yerini almaya devam ediyor.
İddia ediyorum sol tarafımız hala felç. Da Silva duran toplara çok iyi vuran bir oyuncu olabilir. Ama özellikle müdafaa anlayışı o kadar zayıf ki; her karşılaştığımız takım özellikle bizi sol taraftan göçertmenin çarelerini arıyor.
Hani çift forvete döndük ya. İyi güzel golü de bulduk.
Ama gel gelelim iyi giden işleri bozmak için sen elinden geleni arkana koyma. İleride Veysel’in baskısı yüzünden çıkamayan Denizlispor defansı Çetiner’in Veysel’i oyundan alması ile ileri çıkmaya başladı ve golü de defans oyuncusu Kratochvil’in ayağından buldu.
Hadi buna da eyvallah hala aklımın almadığı bir olay geçen de belirtmiştim; Konya’lı tabiri ile iki oda bir maben olmuş adam diye; ama ben yine doğru olanını yazayım da anlamayanlar iyice anlasın. İki oda bir salon olmuş; yani kilo fazlası bulunan Erhan Albayrak’ı hangi zihniyet ne amaçla sahaya sürmüş olabilir. Sakın ha yanlış anlaşılma olmasın. Ben Erhan’ı yakından ve uzaktan tanımam. Yolda görsem ne o beni ne de ben onu tanırım. Benim kendisi ile hiçbir alıp vereceğim yoktur. Ama Konyaspor menfaatleri ön plana çıkmış ise değil Erhan kim olursa olsun eleştirmek bizim görevimizdir.
Sayın hocam bu yazıyı bir gün sonra yazdım. Eğer ki müsabaka bitiminde değerlendirme yapmış olsaydım yaklaşımım çok daha farklı olurdu bilesiniz. Müsabaka sonrasında siz belki vurdumduymaz davranıp uykunuzu almışınızdır; ama inanın ben sabaha kadar uyuyamadım. Uyuyamadığım süre içerisinde devamlı istişare yaptım. Acaba sıkıntı neredeydi. Konyaspor niçin Denizlispor gibi sıradan bir takıma kendi evinde puan kaptırmıştı.
Aklıma iftar vaktinde yoldan aldığımız o iki genç geldi. Onların günahı neydi ne heveslerle gelmişlerdi Atatürk stadyumuna. Acaba yapmış olduğunuz hatalarla siz bunun vebalini ödeyebilecekmisiniz.
Konyaspor aradığı golü bulmuş tribünler hep bir ağızdan tezahürat yapıyor. En büyük başkan bizim başkan diye. Hiçbir şeye üzülmem ama gerçekten fedakarlık örneği sergileyerek büyük riskler alarak takıma sahip çıkan Sayın Mehmet Ali Kuntoğlu’nu üzmek gibi bir lüksünüz olamaz.
Raşit Çetiner iyi insandır; hoş insandır; Dünya tatlısıdır.
Yedek kulübesinde devamlı pantolununu yukarıya çeken Sayın Hocam
Üzerinde giyindiğin pantolon gibi; bu pantolon da sana bol geliyor.
Bu takımın selameti için, geleceğinin daha aydınlık olması için.
Lütfen hocam bu görevi bırakınız.
Bu yazı için kayıtlı yorum bulunmamaktadır.
Şu an sitemizde 3 aktif ziyaretçi bulunmaktadır. [+] Ayrıntılı istatistikler için tıklayın.