Son Dakika
BAĞLANTILAR
HAVA TAHMİNLERİ
Konya Ankara
Aksaray Kayseri
Karaman Antalya
Niğde Kırşehir
Afyon Isparta

Yerli savaş uçağı ve yerli savaş gemisi başımıza bela mı açıyor?

Mustafa GÜDEN - maratoniletisim@gmail.com

Her ne kadar, Amerika kıtasının kaşifi Portekizli denizciler olsa da, yer küre de en çok devlet kurup, en çok devlet kapatan millet olarak, denizlerin de efsanevi kahramanları bizdendir, ne mutlu!07.10.2008 01:09:14
Yazıyı KüçültYazıyı Büyüt

Selçuklulara denizciliği öğreten, denizlerin aslanı Çaka bey, Türk denizciliğinin olduğu kadar, dünya denizciliğinin de duayenidir.

Sonra Piri Reis’ler, Barbaros Hayreddin’ler, Turgut Reis’ler komutalarındaki donanmalarla cesaretleri kadar, zekalarını da hırçın dalgalara yazmışlar, okyanuslaşmışlardır.

İnsanoğlu daha jetleri, fantomları icat etmeden, uçmaya kanat çırpan Hazerfen Ahmet Çelebi’de bugün bulutların üstünde “iyiliğe kötülüğe, her ne amaçla olursa olsun, cirit atan” uçakların piri olsa gerektir!

Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Atatürk’ün işaret ettiği gibi istikbal ilim ve fendedir!

Ve fakat ilim ve fen adına karınca adımıyla bile yol alamamış olmak, yıllar yılı Anadolu’yu muasır medeniyetlerin çok çok gerisinde bırakmıştır.

Şimdi  bu konu nereden mi çıktı?

Çakabey’den bu yana, deniz savaşlarında destanlar yazan biz Türkler, ilk Türk Savaş Gemisini daha yeni denize indirebiliyor da ondan!

Adı “Heybeliada” konulan ilk savaş gemimiz, arefe günü denize indirildi.

Bugünü Türk denizciliği adına bayram kabul etmek gerek!

Piri Reis, dünyada bugün bile hayret uyandıran bir haritayı gelecek nesillere bırakmış olsa da, sonraki nesil bugüne kadar bir çivi çakamamış, ithal gemilerle donanmış, ithal vapurlarla seyrüsefer etmiştir.

Adına belediye ihdas etsek de Akdeniz’in fatihi Turgut Reis’i tam anlamıyla ihya edemediğimiz gerçeğini de kabullenmek zorundayız.

Keza havacılıkta, Hazerfen’den sonraki icraatlarımız da ortadadır.

Çelebi Ahmet, Galata kulesinden kanat çırparak Üsküdar’a doğru havalandığında yıl 1632 idi.

Nuri Demirağ, kendi üretimi ilk Türk uçağını İstanbul’dan Divriği’ye uçurduğunda ise yıl 1941 idi.

Sonra her ne olduysa, Türk semalarında Türk üretimi uçaklara yer kalmadı.

Ya da semaya çıkacak Türk üretimi uçağımız kalmadı.

Doğrusu, teknolojiye ayak uyduramamak, sadece “uçan demir kuştan” başka bir şey kazandırmazdı da!

İlimde ve fende bir arpa boyu yol alamayışımız nedeniyle başımıza türlü çoraplar örülmek istenmiş, vatanı, namusu savunmak, düşmanı boğabilmek için  kan gölü oluşturmaktan başka çaremiz kalmamış!

Bolu dağlarının efsanesi Köroğlu bile, kılıcıyla kılı kırk yararken, alnına tüfek dayanınca “delikli demir çıktı, mertlik bozuldu” derken; sonraki nesiller, o delikli demirlerin önemini yeterince kavrayamamıştır.

Yakın tarihte, Saddam’ın İsrail’e attığı füzelerin, İsrail tarafından anında havada imha edilmesi, ibretli bir örnektir.

“Düşmandan aldığınız silah, düşmanınızı vurmaz”

Uçakların düşme sebeplerini öğrenmek için kara kutuları deniz aşırı ülkelere yollama mecburiyeti bile, teknolojik gelişmelere karşı alınan yenilginin ve hatta mahkumiyetin büyük ve ibretli bir delilidir.

Bütün bunlardan sonra “Allah kahretsin” deyip, boynumuzu bükmek, ölesiye bir teslimiyet göstermek mi gerekir!

Yoksa Barbaros Hayreddin Paşa’nın, Turgut Reisi’i kurtardığı gibi, akılcı hamlelerle yeni keşiflere mi yol olmak gerekir!

İşte Ramazan bayramı arefesinde,  İlk Türk savaş gemisinin suya indirilmesi devrim anlamı taşıyor.

Sonu, 60’lı yılların Devrim adlı otomobiline benzemez inşallah!

Bugün teknolojik gelişmelerin hakimi ülkeler, kimsenin teknolojik gelişmelere ayak uydurmasını istemiyor.

Kendi ufuklarından bakıldığında haklı olduklarını düşünmek mümkün.

Ve fakat bizim de kendi cephemizden bakma zorunluluğumuzu unutmamak gerek.

İlgili olanlar hatırlayacaktır; Türk Havacılık ve Uzay Sanayii A.Ş. tarafından motoru hariç tüm aksamı üretilen ilk Türk uçağı Turna, Nisan 2008’de test uçuşunu gerçekleştirmişti.

Namlulu uçaksavar özelliği taşıyan Turna, insansız atış hedef uçağı olarak da tasarlandı. Suya ve karaya iniş yapabildiği gibi, acil durumlarda gövde üzerine bile inebiliyor.

İşte denizcilikte ve havacılıkta bu iki mühim adımı bir silkiniş, bir uyanış olarak değerlendirebiliriz.

Türkiye’yi bölgede hatırı sayılır bir güç yapacak olan bu gelişmeler ve tabii ki dik bir siyasi duruştur.

Tam da bu noktada zihnim bulanıyor. Aklıma son yıllarda ülke olarak başımıza sarılan türlü belaların “yerli savaş uçakları, yerli savaş gemileri yüzünden mi geldiği” sorusu takılıyor.

Ama sorunun cevabı bende değil maalesef!

Bu yazı toplam 69 kez okunmuş.

Yorumlar

Bu yazı için kayıtlı yorum bulunmamaktadır.

İlk yorumu siz yapın!

Şu an sitemizde 13 aktif ziyaretçi bulunmaktadır. [+] Ayrıntılı istatistikler için tıklayın.

HakimiyetYeni Gazete İletişim ve Yayıncılık Ltd. Şti. | Copyright © 2008, All Rights Reserved. Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. Herhangi bir haber veya içerik; izinsiz ve/veya kaynak gösterilmeden kullanılamaz.