| Konya | Ankara |
| Aksaray | Kayseri |
| Karaman | Antalya |
| Niğde | Kırşehir |
| Afyon | Isparta |
Hatıra bir Edebiyat ürünüdür. İnsanı başından geçen olayların sözlü veya yazılı anlatılmasıdır. İhtiyarlar hatıraları ile yaşarlar veya avunurlar.08.10.2008 09:21:54
Ben de güzel vatanımı 25 yıl müfettişlik görevi ile dolaştım. Gezmediğim il ve ilçe kalmadı. Hepsi ayrı güzelliktedir. Vatanımın doğusu ayrı, batısı ayrı, kuzeyi ayrı, güneyi ayrı, ortası ayrı güzelliktedir. Velhasıl memleketim bambaşka bir güzelliktedir.
Epey hatıra yazdım. Zaman zaman yayınlıyorum. Kimine üzülüyorum, kimine seviniyorum.
Teftişe ilk girdiğim sıralarda, başkan elime bir dosya verdi, bunu sen becerirsin dedi. Aşırı derecede heyecanlıydım. Tirtir titriyordum. İçindeki ne idi? acaba yapabilir miyim? Tebligatı yaptım, hemen odaya gittim. Zarfı heyecanla açtım. Üç, dört satırlık, bir şikâyet dilekçesi… Satırları okuyunca dondum, diyor ki okul müdürü yemekten önce ve sonra ellerini yıkatarak şeriatı uygulatıyor. Nihayet ilgili şehre geldik. Utanarak yazıyorum. Şikâyetçi Din Kültürü ve Ahlâk Bilgisi Öğretmeni… Okul müdürünün ayağını kaydırabilmek için bu şikâyeti yapmış. Kendisine İslam da temizlik diye bir ödev verdim. Her şeyi yazmış, şikâyet konusunun hadis metnini yazmış. Demek ki insanda iman zafiyeti olunca tuttuğu dalı bile keser. İşte mevki, rütbe için imanı zedelemiş, bu bilgisizlikten değil bu hinlilik ve hainliktendir. Kulağına küpe olsun diye kendisine ceza da verdim. Kendisini geçenlerde gördüm: hocam yaptığımdan hala pişmanım. Diyordu.
Aynı konudaki ikinci hatırada, Mekke'de cereyan etti. Tavaf ediyoruz. Sıcak mı sıcak, kalabalık mı kalabalık… Arkamdan bir ses yüksek sesle dua ediyor, diyor ki yarabbi bizleri, memleketimizi şeriat belasından koru işitince beynim dondu, biz niye geliyoruz?ne işitiyoruz?
Sel gibi insan geliyor, biraz yavaşladım. Adamın elinden tuttum. Kardeş sen nasıl dua ediyorsun? Bindiğin dalı kesiyorsun, şu yaptığın işte şeriattır dedim. Ali Galip Doğan yanımda idi. Adamı Ali Beye havale ettim.
Bu adamın işi de yanlış bilgiden kaynaklanıyor. Köy enstitüsü mezunu imiş. Bu bilgiyi kendisine yanlış öğretmişler. Bu konuda da bilgisiz ve cahil…14 asır önce o yüce Peygamber (sav) kişi bilmediğinin düşmanıdır dememiş mi? Doğru bilgi öğretilirse eğri bilgi doğrulu verir.
Ali Bey ilgiliye şeriatı öğretmiş, adam beni buldu iki gözü iki çeşme ben ne yaptım? Allah'ım beni affet diye pişmanlık duası ediyordu.
Şimdi ehli tarik, sakallı ve gözü devamlı yaşlı…
İrşat ekibi böylelerini ele alsa, çok şeyler aydınlamaz mı? Karanlık nesne kalır mı? katılaşan kalpler yumuşamaz mı? Kirlenen kalpler temizlenmez mi?
Din adamlarına bu hususta büyük yük ve iş düşüyor.
Hem toplu hem de ferdi nasihatler etmeleri lazım. Bu yönü ile karanlık yollar aydınlanmaz mı?
Çoğu konularda, dini yönden çok zayıfız. Okumuyoruz kulaktan dolmuş bilgilerle kendimizi avutuyoruz. Her konuda çok kitabımız var ama okuyanımız çok az. İslam bir umman bir deniz, bir derya bundan faydalanmamız gerekir.
Hiçbir dinde olmayan bilimle ilgili sözler bizde var. Ama faydalanamıyoruz, uygulayamıyoruz. Ah bir uygulasak… Aşmadığımız dağ kalır mı? Çözülmeyen düğüm kalır mı?
İşte birkaç örnek;
-İki günü aynı olan ziyandadır. Hadis
-Alimin ölümü alemin ölümüdür. Hadis
-Kişi bilmediğinin düşmanıdır. Hadis
-İlim müminin yitik malıdır. Hadis
-İlim Çin'de de olsa öğreniniz. Hadis
-Bana bir harf öğretenin kölesi olurum. Hz. Ali
-Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? Ayet
Bu yazı için kayıtlı yorum bulunmamaktadır.
- yazara ait bütün köşe yazılarını için TIKLAYIN.
Şu an sitemizde 7 aktif ziyaretçi bulunmaktadır. [+] Ayrıntılı istatistikler için tıklayın.