| Konya | Ankara |
| Aksaray | Kayseri |
| Karaman | Antalya |
| Niğde | Kırşehir |
| Afyon | Isparta |
Evet, ortada bir gerçek vardır ki, inkarı mümkün değildir. Kim aksini iddia ederse etsin ki ben dedemin konuşmalarını ve yazdıklarını anlatmakta çok güçlük çekiyorum, hatta çoğu zaman 80-90-yıl öncesinin Osmanlıca ifadelerini hiç anlayamıyorum. Benim torunlarımda benim sözlerimden bazılarına tamamen yabancı kalıyor. 09.10.2008 09:56:21
Bundan yaklaşık 85 veya 86 yıl önceleri benim adını almış olduğum merhum amcamın rahmetli babama-askerde iken-yazmış olduğu mektubun ilk cümlesini aynen yazıyorum. Bakalım okuyucularımızın arasında mektupta geçen ifadelerden kimler ne kadarını anlayıp bir değerlendirmeye tabi tutabilecektir?
Bahsi geçen mektubun ancak aklımda kalan ilk cümlesi şöyledir:
“Muhibbi sadıkım, refiki muhteremim! Müferakatınızdanberi intizar etmekte olduğum mektubunu geçen postayı küşadımda aldım.” Mektup böyle başlıyor ve bu minval üzere devam edip gidiyor. “Sadık dostum, muhterem arkadaşım, ayrılığınızdan beri beklemekte olduğum mektubunu geçen postanın açılışında aldım” şeklinde Türkçeleştirilen bu mektubun tamamı ne yazıktır ki elimizde değildir.
Şimdi bizler bir asra bile varmayan zaman öncesinin diline o kadar yabancı kalmışız ki dede ile torun arasında dil bakımında korkunç derecede bir kopukluk ve bir yabancılaşma meydana getirilmiştir. Bir toplum için, bir millet için dil en önemli maddi ve manevi özelliklerden biri belki de birincisidir.
Türk Milleti olarak neden nesiller arasından dil bakımından bir yıkım, bir dejerasyon ve bir başkalaşım gerçekleştirdik? Öz Türkçe diye bir takım uydurmasyon kelimelerle, esas dilimizi içinden çıkılmaz hale getirmekle sanki dede ile torun ayrı ayrı dünyaların ve değişik milletlerin adamı imiş gibi dil hususunda birbirlerine karşı büyük ölçüde yabancılık çeker hale gelmişlerdir, getirilmişlerdir.
Dilde oyun oynanmaz. Dil bir milletin ortak özelliklerini üzerinde taşıyan en etkin bir olgudur. Bu olguyu bozmaya ve değiştirmeye herhalde kimsenin hakkı yoktur.
Sanıktan, tanıktan, yanıttan, yargıçtan, sınavdan, olanaktan, olasılıktan, ötelemekten yaşı bir hayli ilerlemiş olanlar emin olunuz ya hiçbir şey anlamaz, yahutta yanlış anlar. Bunun hiç kimse aksini iddia edemez ki dilde, bilerek veya bilmeyerek açılan bir gedik, ciddi manada problemler oluşturur.
Aynı milletin fertleri ve aynı toprağın insanları olarak bayrağımıza, dinimize, yurdumuza ve kültürümüzün bütün dallarına ve kollarına sahip olduğumuz gibi dilimize de sahip olmakta aynı hassasiyeti, aynı duyarlılığı göstermemiz lazımdır. Aksi halde dilimizi yozlaşmaktan kurtarmak mümkün olamaz.
Ben dedemin, dedem de benim konuşma ve yazma dilini anlamada her hangi şekilde bir zorluk, bir güçlük çekmemelidir. Dede ile torun arasındaki manevi köprülerin yıkılması ve dil denilen anlaşmanın yozlaştırılması nesiller arasında bir kopukluğun yaşanmasına yol açar. Ben dedemin torunum da benim dilimi ayniyle anlamalıdır.
Bu yazı için kayıtlı yorum bulunmamaktadır.
- yazara ait bütün köşe yazılarını için TIKLAYIN.
Şu an sitemizde 6 aktif ziyaretçi bulunmaktadır. [+] Ayrıntılı istatistikler için tıklayın.