Son Dakika
BAĞLANTILAR
HAVA TAHMİNLERİ
Konya Ankara
Aksaray Kayseri
Karaman Antalya
Niğde Kırşehir
Afyon Isparta

Güzelliğin Sırrı

-

“Kim Kur’an okursa ömrünün en fena devresine, en kötü noktasına iletilmez. Bunun delili Allah(c.c.)’ın şu sözüdür: “Sonra insanı aşağıların aşağısına çevirdik. Ancak iman edenler hariç.” İman edenler “Kur’an okuyanlar” anlamınadır.” HADİS-I ŞERİF11.10.2008 12:17:55
Yazıyı KüçültYazıyı Büyüt

Hafızamdan ziyade gönlümün derinliklerinde yer etmiş en nadide görüntülerden birisini sizlerle paylaşacağım. Üzüm asmalarının ve çıtır güllerin süslediği bahçe girişinden sekiz –on adım ilerledikten sonra, balkon korkuluklarıyla karşılaşırdım. Mis gibi kokan rengârenk güller, kâh çiçekli kâh meyveli ağaçlar, cıvıl cıvıl ötüşen kuşlar, gözleri ve kulakları kendine meftun ederken, gönlüm beni başka tarafa çekerdi. Gözümün aradığı, balkon korkuluklarının arkasında olmalıydı. Çünkü bu bahçeye ne zaman girsem, o mütebessim çehre, başını Mushafından kaldırarak beni karşılardı… Nezaketin en doruk noktasında bir ses tonuyla içeriye buyur ederdi. Kapıdan içeriye girerken, kalbimi tarifsiz bir duygu kaplardı. Balkona geçip, oturduğu mindere yaklaştığımda, gözlüklerini çıkarıp sehpanın üzerine bırakır, hürmetle kapattığı Kur’an-ı kerim’i de öpüp alnına koyardı. Her yaşlı insan gibi o da, ziyaret edilmekten çok mutlu olurdu. Ben de hürmeten elini öperdim.  Öperken, beyazlıktan adeta şeffaflaşmış bu elin doksan yaşında bir insana ait olması beni şaşırtırdı. Yüzüne baktığımda ise, “nur yüzlü” deyiminin sözlük anlamını bulmuş gibi olurdum. “Bu söz bu teyze için söylenmiş olmalı” derdim. Kendisinden hiç duymadım ama çevresindekiler, evlatlarından yana bazı sıkıntıları olduğundan bahsederlerdi. Ancak o dilini böyle konuşmalarla kirletmek yerine, Kur’an’la tertemiz yapmayı tercih ederdi.   Hal hatır faslından sonra, konuşmalar hep Kur’an üzerine olurdu. Kendisi okumaktan doymaz, başkalarından dinlemekten de büyük bir haz alırdı. “Hadi evladım, biraz Kur’an oku da kulaklarımızın pası gitsin” derdi. Düşünürdüm, kulak nasıl paslanır diye… Kullanılmamaktan değil, malayani duymaktan paslanırmış kulağı. “Allah bu kulakları hak sözü duysun diye yarattı. Boş şeyler dinlemek onu muzdarip ediyor” derdi. Okunan Kur’an’ı öyle büyük bir huşu ile dinlerdi ki, Arapça bilmediği halde, duyduğu kalbi haşyetten dolayı gözlerinden yaşlar dökülürdü… Doksan yaşında olmasına rağmen, gençlerin türlü kozmetik ürünlerle elde edemedikleri parlaklıktaki yanaklarından süzülen yaşları silerken derdi ki; “ kızım, bir de getirdin yüce Kur’an’ı ilahisini söyler misin?”…

            Yukarıda zikrettiğim hadis-i şerifi okuduğumda, kalbim dilimden önce bu nadide insanın yüksek ruhuna bir fatiha gönderdi. Şimdilerde bu sahneler zihnimde canlandıkça, daha derin duygular yaşatıyor bana… Kur’an sevgisinin boyutunu anlamada capcanlı bir örneğin, ilerlemiş yaşlarındaki hal güzelliği, başka türlü büyülüyor beni… Demek ki insan Kur’an’la hemhal olunca, gülleri kıskandıracak bir nurani güzelliğe sahip olabiliyormuş. Yüzü gibi gönlü de tertemiz oluyor, dilinden ancak hayır söz dökülüyormuş. Kelamullah’ı okuyan dile kötü söz söylemeyi yakıştıramıyormuş. Böylece ne kendisine ne de çevresindekilere günah kazandırıyormuş. Sıkıntılara sabrederken en büyük desteği Kitabullah’tan alıyormuş. İmtihandan şikâyetin, imtihanın sahibini inciteceğini düşünüyor,  imtihanın sahibine duyduğu derin sevgiyi onunla söyleşerek perçinliyormuş.

            Sohbetlerimiz esnasında O’na duyduğum hayranlığı dile getirmeden edemezdim. “Maşallah hacı anne, senin yaşındakilerin çoğu çevresindekilere muhtaç durumdayken, ihtiyaçlarını kendin karşılaya biliyorsun. Gözleri görmezken, sen ne güzel Kur’an okuyorsun.” dediğimde verdiği cevap, bir hayatın özetiydi adeta: “ Evladım, Kur’an olmasa ben ne yaparım? Rabbim beni ona hasret bırakmasın” … O güzel insan, yüz yaşına yakılaştığı demlerde Rabbine yürüdü… Kur’an’a hiç hasret gitmeden, Mushafı başucundayken âlemini değiştirdi. Eminim ki, yüz akıyla çıktığı o yüce makamda onu ilk karşılayan, elinden hiç bırakmadığı kadim dostu olmuştur. Rahmet ve dua ile anıyorum.

            Çevremde pek çok hanım tanıyorum. Kur’an-ı Kerim’i öğrenme fırsatını gençliklerinde elde edememişler. Şimdi de cesaretleri kırılmış, mahcup olma korkusu kalplerini sarmış veya dünya meşgalesi eteklerinden tutmuş, onlara izin vermiyor. Nice gençler biliyorum, televizyon karşısında gözlerini ve kulaklarını ziyan ediyorlar.  Gelin, şeytanın vesvesesinden ibaret olan tüm bu bahaneleri bir kenara itelim. Allah’ın ipine sımsıkı sarılalım… Gözlerimizi, beynimizi ve gönlümüzü O’nun yolunda yorarsak, hem dünyada hem de ahirette bahtiyar olanlardan oluruz.

            Bir Kur’an aşığının bize vasiyet olarak bıraktığı şu dua ile yazımızı noktalayalım: “Rabbim bizi Kur’an’a hasret bırakma. Öğrenip, okuyup, amel edenlerden eyle…” ÂMİN!

Bu yazı toplam 79 kez okunmuş.

Yorumlar

Bu yazı için kayıtlı yorum bulunmamaktadır.

İlk yorumu siz yapın!

Şu an sitemizde 3 aktif ziyaretçi bulunmaktadır. [+] Ayrıntılı istatistikler için tıklayın.

HakimiyetYeni Gazete İletişim ve Yayıncılık Ltd. Şti. | Copyright © 2008, All Rights Reserved. Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. Herhangi bir haber veya içerik; izinsiz ve/veya kaynak gösterilmeden kullanılamaz.