| Konya | Ankara |
| Aksaray | Kayseri |
| Karaman | Antalya |
| Niğde | Kırşehir |
| Afyon | Isparta |
Güneş, Manisa’nın caddelerinin adeta yanmasına neden oluyordu. Öyle ki, neredeyse asfalt olan yollar sıcaktan erimiş, insanlar caddeler üzerinde terlemiş ve bıkmış bir vaziyette yürüyorlardı.12.10.2008 12:19:18
Sıcak hava bütün halkı etkilemiş, ancak sokaklarda yaz tatilinin tadını çıkarmaya çalışan çocukların umursadığı bir durum olmamıştı. Sokaklar boyunca kimi çocuk çelik çomak, kimi çocuk saklambaç, kimi çocukta top oynuyordu.
Bu sokakların birisinde top oynayan iki çocuktan gözlüklü olanı diğerine seslendi:
-Fatih, topu hızlı vurma, pencerelere doğru gidiyor…
-Ali, sende topa dengeli vur, yan taraflara doğru gidiyor.
Yaşları 10 ya da 11 olduğu tahmin edilen çocukların yanına daha büyük olan ve vücudu da iri olan bir çocuk gelir. Topu iki çocuğun ellerinden alarak ve dalga geçer vaziyette oynamaya başlar. Fatih yalvarır gözlerle bakarak çocuğa seslenir:
-Ahmet ağabey, lütfen topumu geri verir misin?
-Vereceğim, ancak biraz oynadıktan sonra…
Bir kaç dakika sonra topu geri veren iri çocuk, ıslık çalarak diğer çocukların yanına gitmişti. Toplarını geri alan iki çocuk, sevinçle oyunlarına kaldıkları yerden devam ederler. Fatih kızgın bir şekilde topa hızla vurdu ve top yan taraftaki boş araziye kaçtı. Orada bulunan ve yaşı 7 ya da 8 olduğu tahmin edilen bir çocuk topu ayağı ile itekleyerek getirir ve iki arkadaşa gülümseyerek seslendi:
-Fatih ağabey, ben de sizinle top oynayabilir miyim?
-Çekil oradan ufaklık, canını yakarım…
Üzgün bir şekilde ufak çocuk yanlarından ayrıldı. Durumu izleyen Ali kızgın bir şekilde seslendi:
-Fatih, bukalemun gibi davrandın, yaptığın çok yanlıştı.
Bunları dedikten sonra, cevap beklemeden Ali oradan ayrıldı. Ali ne olduğunu anlamamıştı ve oda garip duygular içerisinde evine doğru ilerlemeye başladı…
***
Evine gelen Fatih’e kapıyı dedesi açmıştı. Evde dedesinden başka da kimse yoktu. Torununun mahzun yüzünü gören dedesi sordu:
-Fatih, ne oldu torunum? Seni sıkıntılı gördüm…
Üzgün ve biraz da kızgın tavırla konuşan Fatih soru ile söyleyeceğini anlatmaya başladı:
-Dedeciğim, bukalemun nedir?
-Yerine göre rengini değiştiren bir hayvan türü. Neden sordun?
-Ali bana darıldı, ancak neden darıldığını tam olarak anlamadım…
-Torunum, söze başlamadan şu mendilimi ıslatır mısın?
-Tabi dedeciğim…
Dedesinin elindeki mendili ıslatıp getiren Fatih olan biteni anlattı. Torununu dikkatle dinleyen dedesi konuştu:
-Fatih, nasıl ki bukalemun renk değiştiriyorsa, senin kişiliğinde şekil değiştirmiş. Büyük çocuğa farklı, küçük çocuğa farklı davranmışsın. Ali, çok okuyan bir çocuk, bu nedenden dolayı seni yadırgamıştır.
-Ama dedeciğim, ben Ali ile dargın durmak istemiyorum, bir daha da böyle bir yanlış yapmamaya çalışacağım.
Gülümseyen dedesi konuştu:
-Ali’nin dedesi benim yakın arkadaşım, muhtemelen o da şimdi Ali’ye nasihat veriyordur. Muhtemelen o da benim gibi bir mendil ıslatıp bekliyordur.
Dedesinin elindeki mendile bakan Fatih konuştu:
-O mendil ne olacak dedeciğim?
-Torunum, eskiden bizler dargın olduğumuz zaman mendil kurumadan barışırdık. Bak mendil kurumak üzere. İstersen oyun oynadığın yere bir daha git.
Bunları dinleyen Fatih hızla evden ayrıldı…
***
Oyun oynadıkları alana gelen Fatih, elindeki mendile bakıyor ve bir taraftan da etrafını gözlemliyordu. İleride duran ve elindeki mendil ile bekleyen arkadaşı Ali’ye seslendi:
-Ali, Ali…
Ali hızla Fatih’in yanına geldi. Elindeki mendili göstererek konuştu:
-Elimdeki mendil kurumadan geldim.
Fatih’te kendi elindeki mendili göstererek konuştu:
-Bende mendil kurumadan geldim.
Gülümseyerek konuşmasını sürdürdü:
-Bir daha bukalemun gibi renk değiştirmeyeceğim.
-Bende arkadaşlarımı yargılamayacağım. Ayrıca benim dedem bir söz söyledi…
-Ne söyledi?
-Kusursuz dost arayan, dostsuz kalır.
İki arkadaş, hiç bir şey olmamış gibi oyunlarına devam ettiler…
SON
Bu yazı için kayıtlı yorum bulunmamaktadır.
Şu an sitemizde 4 aktif ziyaretçi bulunmaktadır. [+] Ayrıntılı istatistikler için tıklayın.