Son Dakika
BAĞLANTILAR
HAVA TAHMİNLERİ
Konya Ankara
Aksaray Kayseri
Karaman Antalya
Niğde Kırşehir
Afyon Isparta

Değerini ve yaratılış gayesini bilmek

-

İnsan denilen bu varlık yaratılmışların en yücesi, en üstünü ve en mükemmelidir. Onun için insana: “Esrefi mahlukat” denir. Yani yaratılmışların en şereflisi, en azizi ve en izzetlisi demektir. 13.10.2008 09:26:37
Yazıyı KüçültYazıyı Büyüt

Böylesine şerefli olan insanların içinde kendi değerini bilmeyenler, yaratılışındaki yüce gayeyi idrak edemeyenler hiçte eksik değildir.

İnsan denilen bu müstesna varlık elbette ve elbette bir maksat, bir gaye ve bir amaç için yaratılmıştır. Bunun en başında kul olduğunu ve kulluğunun; yapmakla, yerine getirmekle yükümlü bulunduğu bir takım görevlerinin olduğunu her zaman idrak etmesi gelir.

Her varlığın, canlı veya cansız her yaratığın bir maksadı vardır. Yaratılış gayesine uygun görev yapmak her insan için çok önemlidir. İnsanı yaratan Cenab-ı Allah (CC) herkesin yapması, uyması veya sakınması gerekli bir takım kurallar koymuştur. Bu kurallara uyanlar, O ilahi emirleri ve yasakları baş tacı yapanlar mükafata, yapmayanlar da mücazata (cezaya) nail olurlar.

Her toplumda, her milletin içinde Hak’ka ve hakikate inananlarda vardır. İnanmayanlarda. Yaratanımız tarafından gönderilen Kur’an hükümleri ile Peygamber Efendimizin sünnetlerini ve hadislerini en ufak şüphe duymadan baş tacı edenlerde mevcut etmeyenlerde. İşte burada birinci gurubu oluşturanlar yaratılış gayesini tereddütsüz şekilde idrak etmişlerdir. İkinci gurubu oluşturanlar ise ne kendilerine bahsedilen üstün değeri ne de dünyaya getirilişteki amacı idrakten acizdirler. Bunlar zavallıdırlar.

İbrahim Suresi 34. ayeti kerimede Cenab-ı Hak-mealen-şöyle buyurmaktadır:

“O-Allah-size istediğiniz her şeyi verdi; öyle ki Allah’ın nimetini saysanız, onu bitiremezsiniz. Muhakkak ki insan çok zalim ve çok nankördür.” Kendisine verilen bunca nimetlere, bunca iyiliklere, güzelliklere ve sıhatte rağmen nankörlük eden, yaratanın emirlerini ve yasaklarını yerine getirmeyen, gurur ve kibir illetine kapılan zalimlerin, mütekebbirlerin, kendi beğenmişlerin, başkalarını küçük görenlerin olduğu gibi bütün benliğiyle kendini Hak’ka bağlayanlar, ilahi emirler ve yasaklar karşısında mum gibi eriyenlerde mevcuttur.

“Bunları hatırla ve sakın Allah’ı zalimlerin yaptıklarından gafil sanma! O-Allah-onları, ancak öyle bir güne tehir eder ki, o gün gözler dehşetten dona kalır.” İbrahim Suresi’nin 42. ayeti kerimesi zalimleri ikaz etmekte, yaratılış gayesinden uzak bir yaşantı içinde olanları en açık şekilde uyarmaktadır.

İnsan dünyada bir ot-çöp, bir hüdai nabit olarak getirilmemiştir. Bir takım yükümlülükler, bir takım vazifeler, bir takım emirler ve bir takım yasaklar yüklenmiş olarak geçici dünya hayatına getirilen insan bir taraftan kendi üstün değerini düşünecek, öbür taraftan da yaratılış gayesini ve mükellefiyetini tefekkür edecek ve mutlu bir yaşamın sonunda ebedi hayata yolcu olacaktır. Gerçek izzet, gerçek şan ve şeref yaratımıza karşı acziyetimizi bilerek ve kulluk görevlerimizi hakkıyla yerine getirerek kavuşmaktır.

Bu yazı toplam 79 kez okunmuş.

Yorumlar

Bu yazı için kayıtlı yorum bulunmamaktadır.

İlk yorumu siz yapın!

Şu an sitemizde 3 aktif ziyaretçi bulunmaktadır. [+] Ayrıntılı istatistikler için tıklayın.

HakimiyetYeni Gazete İletişim ve Yayıncılık Ltd. Şti. | Copyright © 2008, All Rights Reserved. Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. Herhangi bir haber veya içerik; izinsiz ve/veya kaynak gösterilmeden kullanılamaz.