| Konya | Ankara |
| Aksaray | Kayseri |
| Karaman | Antalya |
| Niğde | Kırşehir |
| Afyon | Isparta |
Evet yıllar yılı böyle dediler, Müslümanları bu nevi ifadelerle kandırdılar.21.10.2008 09:24:51
“Suya-sabuna dokunma” diye bu yanlışı bir slogan şekline getirerek ta içimize soktular, gönlümüzde yer ettirdiler. Ve: “Üzümünü ye bağını sorma!” diyerek bir nesli, özellikle de ülkemizin gençliğini harama teşvik ettiler.
Su ve sabun temizlik maddeleridir. Suya-sabuna dokunmayan insanın yediği içtiği başta olmak üzere üstü-başı, tepeden tırnağa her şeyi pislik içinde olur.
Suya ve sabuna dokunma ifadesi Müslümanların içinde İslam düşmanları, hususiyle de Yahudiler tarafından sokulmuştur. Bunun başlıca iki boyutu vardır. Birincisini yukarı paragrafta kısaca izah etmeye çalıştım. Esas ikinci boyutu üzerinde biraz daha geniş ve ayrıntılı olarak durmak istiyorum.
“Suya-sabuna dokunma” sözüyle Müslümanları dünya hayatından tecrit etmek esas gaye olarak karşımıza çıkmaktadır. Kim ne yaparsa yapsın sen onlara müdahaleci olma. Kim hata yaparsa yapsın, kimler yanlışa imza atarsa atsın onları düzeltmek senin vazifen değil kabilinden Müslümanları köşeyi vahdete çekilmeye, bir hırka, bir lokmaya muhtaç etmeye ifadedir bu sözler.
Müslüman’ın esas gayesi temiz toplum, temiz yönetim olduğuna göre inanan her insan, temizliğin zıttı ne varsa, yani nerede bir yolsuzluk, suistimal, hırsızlık, devlet ve millet malına zarar verme ahlaki umdeleri zedeleme varsa onlara el atacak, onları temizlemek için gayet sarf edecektir. Bu ciddi bir görevdir.
Sakın ola ki bu Yahudi taktiğine inanıp da maddi manevi temizlikten, yani kısaca sudan ve sabundan vazgeçme gibi bir yanlışa düşülmesin! Çünkü su ve sabun insan hayatının en vazgeçilmezleri arasında ön sıralarda yer alır.
Yine içimize işleyen bir Yahudi taktiğini ele almaya, dile getirmeye çalışalım. Ne diyor İslam’ın amansız düşmanı Yahudiler? “Üzümünü ye, bağını sorma!” Bu ifadeyle de Müslümanlar harama, hırsızlığa teşvik edilmektedir.
Bizler yiyeceğimiz üzümün veya herhangi bir besin maddesinin helal mi, yoksa haram mı yollardan geldiğini araştıracağız elbette! Bizim Osmanlı dedelerimiz sahipsiz bağdan koparmış oldukları üzümün bedelini çıkınlar içinde asmanın dalına asarlardı. Biz öyle asaletli soydan gelen insanlar olduğumuza göre hem üzümü, hem de bağını sorma hakkına sahibiz elbette.
Üzümü ye fakat bağını sorma diye içimize soktukları bu ifade ile bazı gafil Müslümanları su gibi biraya ve çeşitli alkollü içkilere alıştırdılar.
Nereden geldiğini, nasıl olduğunu sormayacaksın kabul ettirdiler önce; hemen ardından da dinimizin haramlarını, yasaklarını ve hırsızlıklarının servisini yaptılar. Üzümün yeyip, bağını sormamaya alıştırılan Müslüman, arkadan gelenlerin ne olduğunu, nasıl olduğunu bile sormadan, araştırma gereği duymadan yer ve içer bir duruma geliverdi.
Müslüman uyanık olacak, önüne gelen ve servis yapılan her sözü önce inceleyecek, doğru olup-olmadığına ondan sonra karar verecek.
-Suya-sabuna dokunma” sözü ile “Üzümünü ye, fakat bağını sorma!” ifadesi Müslüman-Türk Milletinin hem inancına, hem adet ve geleneklerine taban tabana zıt görüşlerdir. Müslümanları inançlarından, hak duygularından ve ananelerinden uzaklaştırmaya matuf kasıtlı deyimlerdir bunlar.
Bizleri, yeri ve zamanı gelince suya da sabuna da dokunacağız, kötülüklerle mücadele edeceğiz, yalanları, yanlışları ve hataları düzelteceğiz. Bunlar bizim inancımızın gereğidir. Hem üzümü, hem de bağını da soracağız. Göze bağlı bir hayata evet demeyeceğiz.
Bu yazı için kayıtlı yorum bulunmamaktadır.
- yazara ait bütün köşe yazılarını için TIKLAYIN.
Şu an sitemizde 2 aktif ziyaretçi bulunmaktadır. [+] Ayrıntılı istatistikler için tıklayın.