| Konya | Ankara |
| Aksaray | Kayseri |
| Karaman | Antalya |
| Niğde | Kırşehir |
| Afyon | Isparta |
Filistin, yıllardan beri İsrail saldırılarıyla Allah bilir kaç insanını ya da şöyle söyleyeyim kaç Müslümanı kaybetti. Ne yazık ki yine yıllardır tüm dünya bunu bildiği, gördüğü halde sadece seyrediyor. Biz dahil…13.03.2008 10:12:09
Ucundan kıyısından bir iki kere, sessiz sedasız kınamalar falan filan. Rutin işler anlayacağınız. Sonra gelsin bombalar, ölsün bebeler. Kimin umurunda, hiç kimsenin. Orada bir sürü günahsız hayatını yitirirken, geri kalan insanlar vur patlasın, çal oynasın.
Daha birkaç yıl önce yedi yaşındaydı sanırım, Filistinli çocuk babasının gözleri önünde İsrail askerlerinin kurşununa hedef olmadı mı? İnanın, o kurşun o çocuğa değil benim yüreğime saplanmıştı sanki. Günlerce etkisinden kurtulamadım.
Peki, o kafasında dolaşan güzel hayallerle birlikte can veren ve hiçbir günahı olmadığı halde ebediyeti boylayan gariban çocuğun babası ne hale gelmiştir sizce? İnsan aklını oynatır be! Zaten görebildiğimiz kadarıyla adamcağız taş kesilmiş ama, bu olay günlerce dünya medyasında sanki sinema filmiymiş gibi yansıtılmıştı. İnsanlar kınayacağı yerde, ibreti alem bir manzarayı, övünülecek bir film karesi yerine koymuştu.
Oysa, kimsenin film çevirdiği falan yok.
Ben, babasının gözleri önünde kurşunlara hedef olup hayatını kaybeden çocuğun o halini görünce göz yaşlarıma hakim olamadım. Kolay ağlayan birisi olmasam da, o manzara en acımasız insanı bile merhametli hale getirirdi.
Sonra kendi çocuklarımızı düşündüm. El bebek, gül bebek yetiştirmeye çalıştığımız çocuklarımızı. Kendi kendime “Acaba, Allah esirgesin kendi çocuklarımızdan birisinin başına bu tür bir olay gelse ne yapardık” diye bir kez daha ağladım.
Bakın Filistin halkına…
Aklım erdiğinden beri, ellerinde taşlarla sopalarla bombalara karşı durmaya çalışıyor. Bunca saldırı karşısında, kaç millet ayakta kalabilir? Filistin halkı, adeta küllerinden tekrar doğuyor. Elbette, bu böyle gitmeyecek.
Keser dönecek, sap dönecek. Gün gelip, hesap dönecek.
Dikkat edin, Müslümanlıktan asla taviz vermeyen milletler bu saldırılarla sürekli muhatap oluyor. Bosna Hersek’i düşünün. Giderek Hıristiyanlaşmaya başlayınca, nasıl da katliamların önü kesilmişti. Orada şimdilerde artık azınlıkta olan Müslüman kesimi, bu sözlerimden tenzih ediyorum.
Yine Filistin’e dönelim isterseniz.
Geçtiğimiz günlerde yapılan bebek katliamını yedi düvel gördü görmesine de, kimsenin aldırış ettiği yok. Birkaç cılız ses çıktı, “Kınıyoruz” diyerek işi geçiştirdi. Ölenler sabi sübyan bebeler. Onların iki eli kendilerini katledenlerin yakasında olduğu gibi, vurdumduymazların da yakasında olacak. Söylemedi demeyin.
Bebeler ölürken, bizler ne yapıyoruz?
Vur patlasın, çal oynasın. İnsan, en azından insan olduğunu hatırlar da biraz üzülür. Nerdeee? Yürekleri sızlatacak, vicdanları ağlatacak böyle bir olay karşısında herkes sus pus. Beni bir kez daha gözyaşlarına boğan diğer olay da, bu bebek katliamı sırasında bizden bazı hanımların defilelerde göbek attığını duymak oldu.
Hatta aynı gün, bir şehit askerimizin cenaze töreni sırasında şehit anası ağlarken bu hanımlar göbek atmaya devam ediyorlarmış. Kim olduklarını bilmiyorum ama, abesle iştigal diye buna dendiğini çok iyi biliyorum.
Mantık şu olsa gerek:
“Ölen ölür, kalan sağlar bizimdir”
Eğer gerçekten mantığınız buysa, yazıklar olsun ervahınıza…
Müslümanlığı, Türk milletine layık görenlerin yattıkları yerde kemikleri sızlıyor. Bu vatanı şehit kanlarıyla sulayarak bizlere emanet edenlerin, yattıkları yerden kalkıp suratımıza okkalı bir Osmanlı tokadı yapıştırası geliyor.
İnsanız elbet, bilerek de bilmeyerek de hatalar yapabiliriz. Günah işleyebiliriz, kusurlarımız olabilir. Bizler, aciz kullar olmaktan öte bir şey değiliz. Bunlar olacak.
Ama ortada vatan uğruna şehit olmuş biri varken, göz göre göre göbek atmak da neyin nesi?
***
Bu rezaletler bitmez mi?
Tramvay, Konya için büyük bir nimet. Ulaşımda gün geçtikçe yaşanan zorluklar, bir nebze olsun tramvay sayesinde kolaya dönüşebiliyor. Ama son zamanlarda tramvayla ilgili kazalar artmaya başlayınca, bunu kaleme almak zorunda kaldım.
Geçtiğimiz hafta içinde, tam üç kez tramvay kazası olması nedeniyle durakta bekleyen tramvayların rötar yaptığına şahit oldum. Sonuncusunu da, önceki gün akşam yaşadım. Suç kimde? Mutlaka sadece tramvayı kullanan kişide değil. Dikkatsiz geçen arabalar, yanıp yanmadığı belirsiz trafik ışıkları ve acelecilik yapan yayalar...
Anlayacağınız, bu suç hepimizin ortak suçu. Ne olur, biraz dikkat!..
***
Daha önce de birkaç kez yazdım. Bu bankamatik denilen teknolojik meretin üstünde “24 saat hizmetinizde” yazıyor, ama ne yazık ki çoğu zaman işlem yapmıyor.
Bir sürü bahaneye, şimdi de “Gün sonu işlemi yapılıyor” gibi bir ibare eklenmiş.
Madem hal böyle, neden “24 saat hizmetinizde” yazıyorsunuz?
Değiştirin şu tabelaları, “Ara sıra hizmet veremiyoruz” yazın da millet boşuna beklemesin bankamatiklerin önünde.
İnsanlar, buralardan kendilerine ait parayı bile çekmekte zorlanıyorsa bankamatik başka ne fayda sağlayacak? Gecenin bir vakti sıkışmış adam, hastasını hastaneye götürecek ve en büyük umudu bankamatik. Ama ne yazık ki çalışmıyor. O zaman, bırakın bu “24 saat” hikayesini…
Başka söze ne hacet?..
Bu yazı için kayıtlı yorum bulunmamaktadır.
Şu an sitemizde 9 aktif ziyaretçi bulunmaktadır. [+] Ayrıntılı istatistikler için tıklayın.