| Konya | Ankara |
| Aksaray | Kayseri |
| Karaman | Antalya |
| Niğde | Kırşehir |
| Afyon | Isparta |
Baharı Beklerken15.03.2008 08:39:21
Sarmış yine âfâkını bir dûd-ı munannid,
Bir zulmet-i beyzâ ki peyâpey mütezâyid.
Bu dizeler 1902 yılında Tevfik Fikret’in Tanin dergisinde bu aylarda yazdığı bir şiir olup o yıllardaki İstanbul’u, Devleti, padişah Sultan Hamid’i, yöneticileri ve insanların düştüğü çaresizliği, ikilemi, eleştiren, yeren, hicveden, Tevfik Fikret’in kendi kişilik yapısı hakkında ipuçları veren edebiyatımızın önemli şiirlerinden biridir.
Kış mevsimi birçoğumuz için özelliklede soğuktan korkan, soğuğun sebebi olduğu hastalıklardan muzdarip olanlar için tıpkı şiirde olduğu karamsar bir tablo ile yaşamak zorunda ve biran önce bahar gelse de şöyle havalar ısınsa, ağaçlar çiçek açsa, derelerden şırıl şırıl sular aksa, meralar kırlar bayırlar yeşillense, kuş sesleri doğaya bir cennet havası verse, giydiği kalın urbalardan, ağırlığı kiloları bulan ayakkabılarından kurtulsam diye düşler. Bu dileğini her fırsatta dile getirirler. Ülkemizin bulunduğu kuzey yarı kürede kışlar daha yukarılarda olan ülkeler kadar yağışlı ve soğuk geçmese de yinede Ortadoğu, Afrika, Pasifik ülkelerinin hissettiğinden daha soğuk iklimle yüz yüze yaşamaktadır.
Kış mevsimi bu günlerde son günlerini yaşamakta, bu süre içinde onun getirdiği birçok bereket bulunmaktadır.
Nelerdir onlar?
Bir irdeleyelim: Kış mevsimi ne kadar çok kar yağışlı geçerse bilin ki, o yıl kuraklık ve susuzluk olmayacağı gibi, hastalık ve salgın riski bir o kadar az olacaktır. Irmaklar, dereler, göller, kaynak suları hiç eksilmeyecek yaz boyu akıntısına devam edecektir. Bunu neticesi olarak tarımda da sulama için kaynak olacaktır. Bir diğer etkisi ise bütün bitki örtüsünün kış mevsimi boyunca hayatsal faaliyetlerini durdurması, kış çıkarken cemrelerin havaya, suya, toprağa düşmesi sonucu ağaç ve diğer bitki türlerinin soymuk borularına can suyunun yürümesi akabinde tekrar canlanıp çevremizdeki cennet misali güzelliklere yol açar.
İşte tam bu sırada yani mart ayını yaşıyoruz. Mart ayı der ayı derler bizim eskiler. Onların bakış açısı farklıda ondan. Nedene öyle derler? Anadolu insanı yaşamını tarım ve hayvancılık üzerine kurduğu için samanlıkta samanı kalmamış ya da bitmek üzeredir. Isınmak için odun da bitmiş ya da bitmek üzeredir. Atasözü bile var.”Mart kapıdan baktırır, kazma kürek yaktırır” diye. Ambarda un da kalmamıştır. Hayvanlar yeni yavrulamıştır ve onların bahara sağlıklı şekilde girmesi gerekir. İyi hatırlıyorum yeni doğan kuzuyu günlerce sobanın kenarında bakıp, beslemiştik kardeşlerimle. Onun büyüyüp kesileceğini anımsayanıca da çok üzülmüştük. Mart ayında işlerde artar, her alandaki işe yetişmek gerekir. Kış boyu yatan yurdum insanı için birden bire yoğun iş yükü ile karşılaşınca böyle tepkiler verir doğaldır. Mart fidan dikmek, bağ bahçe yapmak, ağaçlarını budayıp, verimli hale getirmek aşı yapmak, ilaçlama yapmak isteyenler için bulunmaz bir aydır. Çünkü toprak ta yeterince nemlidir, ağaçların soymuk borularına henüz can suyu yürümemiştir, toprak balçık halinde değildir, havalar çok soğuk değildir, yolar açılmıştır, dikilen fidanların ihtiyacı olan su yağışlı geçtiğinde onları besler, güneş açmıştır.
Tüm veriler mart ayının bizim gibi kuraklık ve çölleşme tehlikesi yaşayan ülkeler ve bölgeler için elzemdir. Meram Halk eğitim Merkezi olarak mart ayı içerisinde Meram Dutlu kırı mevkiinde kursiyerlerimiz, idareci ve öğretmenlerimizin katılımları ile fidan dikimi ve şenliği yapmaktayız. Bu yıl 26 Mart tarihinde beşincisini gerçekleştireceğiz. Çevre il müdürlüğünün vermiş olduğu çam, ardıç, sedir gibi susuzluğa dayanıklı yaprağını dökmeyen ağaçların fidanların dikiyoruz. Bütün herkesi bu ayda böylesi bir aktivitede bulunmaya davet ediyorum.
Bu yazı için kayıtlı yorum bulunmamaktadır.
Şu an sitemizde 3 aktif ziyaretçi bulunmaktadır. [+]> 01.07.2006 itibariyle sayfa gösterimi