1. YAZARLAR

  2. Yaman ADAM

  3. Yazıklar olsun bize !
Yaman ADAM

Yaman ADAM

Yazarın Tüm Yazıları >

Yazıklar olsun bize !

A+A-
Yeni serüvenlere yelken açıyoruz.
Hz. Pîr(ks)’in 739. Şeb-i Arûs/Düğün Gecesi Kutlamaları bugün sona eriyor.
Kardeşlik, barış mesajları verilirken bile aba altından sopa gösteriyoruz; birilerine, bir yerlere göndermeler yapıyoruz.
Yoğun ve çok renkli günler geçiriyoruz.
Halk egemenliğinin yeni bir teamülüyle demokrasilerde refah devleti uygulamalarının çok yönlü ayak oyunlarıyla başımıza çoraplar örülüyor. Ne menem bir demokrasiymiş bir türlü anlayamadık. Tarih boyunca bin bir çeşidiyle insanlara ve doğaya “demokrasilerde çare tükenmez” mantığıyla hep zulmedilmedi mi?
Biz refah istemiyoruz. Allah’ın verdiği kadarıyla özgürlük istiyoruz. Fazlası değil.
Sivilleşmeye götürdüğüne inandırılan demokrasi anlayışı piyasanın doğurduğu zenginliğe yöneticilerin el koyarak, devlet tarafından eşit bir şekilde dağıtılacağı ve sorunların hallolacağı rüyasına yatarlar. Oysa sorunlar daha da artmaktadır. Çamura batan eşeğin debelendikçe daha da derine battığı gibi sorun üstüne sorun üretirler. Baskı ve zulmü artırırlar.
Geçmişte “Tandoğan sendromu”nu yaşadık.
Bu ülke için bir şey iyi ise; ona karar verecek olanlar da ve onu gerçekleştirecek olanlar da yine yönetimde olanlardır.
Ankara’nın eski valilerinden Nevzat Tandoğan’ın, yakalanan komünist eğilimli gençlere; “Siz de kim oluyorsunuz?! Eğer Komünizm iyi bir şey ise, onu biz getiririz!..” dediği dillere destan olarak tarihe kayıt düşüldüğünü biliyoruz.
Bu ülkedeki devlet felsefesi ve pratiği, bu şekilde işlemektedir.
Rahatsız olunan kavramlara karşı, önce kıran kırana bir mücadele yürütülür. Eğer bu mücadeleden sonuç alınamayacağı anlaşılırsa, bu sefer bu kavramlara sahiplenme yoluna gidilir. Dolayısıyla da bu kavramlar asliyetinden uzaklaştırılıp dejenere edilir ve fonksiyonlarını yerine getiremeyecek bir hâle sokulur. Kuş mu, yoksa deve mi olduğuna karar veremezsiniz.
Bu ülkede yıllar sonra Başbakanlığa bağlı bir İnsan Hakları Masası kuruldu ve İnsan Hakları Başkanlığı tesis edildi. Oysa devlet adına valisinden kaymakamına, mal müdüründen jandarmasına, polisinden bekçisine varıncaya kadar yıllarca “İnsan Hakları” kavramıyla mücadele edildi ve insan hakları için yapılan şeyler engellenmeye çalışıldı. Bu mücadelenin sonuçsuz olacağını anladıkları zaman da kavramı sahiplenerek “İnsan Hakları Başkanlığı” kuruldu ve “İnsan Hakları Kurulları” oluşturuldu.
Peki bu kurullara kimler getirildi?
“Valiler, Kaymakamlar, Defterdarlar, Mal Müdürleri, Jandarma Komutanları, Polis Şefleri…” gibi daha önce insan hakları ihlallerinin baş aktörleri…
İnsanın yaratanı Allah(cc)’tır. O halde Allah(cc)’ın kullarına verdiği hakların ve görevlerin tasarrufu devlet ya da herhangi bir gücün eline geçemez.
Haklarımız ve görevlerimiz konusunda hassasiyetimizi kontrol etmeliyiz, sorgulamalıyız. Özgürlüklerimize kavuşmak için âdil ve ilkeli olmalıyız. Ocağımıza ateş düştüğü zaman feryat etmemiz marifet değildir. Ocağına ateş düşen herkes feryat eder; ama başkalarının ocağına ateş düştüğü zaman feryat edebiliyorsak, işte o zaman âdil ve ilkeli oluyoruz demektir.
Türkiye’de İnsan Hakları mağduriyetlerini en çok yaşayanlardan gerek dindar ve muhafazakâr kesim, gerek Kürt kesimi, gerek ülkücü kesim, gerekse sol kesim ne yazık ki şimdiye kadar âdil ve ilkeli olamamıştır. Bunlar, her birine yapılan insan hakları ihlallerini adeta görmezden gelmişlerdir. Devlet ve gizli servisler bu kesimleri maşa olarak kullanarak biri birlerine zulmettirmişlerdir.
Bugün, Allah(cc)’ın kesin emri olan bir başörtü sorununu bile aşamıyorsak; yazıklar olsun bize…
Yazıklar olsun Müslüman geçinen yöneticilere…
Yazıklar olsun Cennet hayâliyle avunanlara…
Özgürlük mücadelesi bir yüz metre mücadelesi değildir; finiş’i Cennet’e uzanan bir maratondur. Sabırlı ve sakin; ama kararlı ve tavizsiz bir şekilde yolumuza devam etmeliyiz.
“Neler kaybetti insan “kul”a kulluk uğruna,
Ah bir varabilseydik “kul” olma şuuruna…”
Diyor ya Hz. Mevlanâ(ks)…
Biz de diyoruz ki;
“Sen yaptın düğününü, kavuştun sevgiliye,
Biz dünya zindanında döndük birer deliye…”
Bu yazı toplam 193 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.