1. YAZARLAR

  2. Dursun Seyis

  3. Yazmak Ve Ölüm
Dursun Seyis

Dursun Seyis

Dursun Seyis
Yazarın Tüm Yazıları >

Yazmak Ve Ölüm

A+A-
Bugün biraz duygusal, biraz anlamı derinliklerde olan bir yazı yazayım dedim ve aklımdan geçenleri yazmaya başladım. İnsanın her günü bir olmuyor. Mevsimler gibi insanlar da değişiyor, dönüyor.
Neyse, bugün Ekim’in 21 ve Cuma. Cumanız mübarek olsun

Bazı okuduğum, araştırdığım şeyler belleğimden hiç silinmiyor, bazıları ise saman alevi gibi yanıp, sönüyor.Nerede okudum, hangi kitabın hangi sâhifesinde, hangi risâlenin hangi köşesinde, hangi hâtıratın hangi itirâfında hatırlamıyorum, 'yazmak ölümün elinden hayatı kurtarmaktır' diyordu bir cümle...
 'Yazmak ve ölümün elinden hayatı kurtarmak...'
 "Ölmedikçe nereye gidilir?" diye soran şâir ne kadar da haklı!..

Nereye gideceğiz?
Ya kütüphanemize kaçacağız,  inzivâ belki bu kaçış. Yada dost bildiğin insanların yanına varıp, dert dinleyecek, derdinizi anlatacaksınız. Bu da çok sağlıklı değil. Bugün dost bildiklerin yarın düşmanın olabiliyor.
Kitaplar öyle değil.Kitaplar itiraz etmezler, sahifeleri vefalı bir dost gibi bekler, sadıktır, ihanet nedir, unutmak nedir, sadakatsizlik nedir bilmez. İçinde ne varsa onu sunarlar size.. Sessizdir, ama mütemadiyen fısıldar ahenkli bir sesle.. Üzerinde biraz toz ve bir nemli koku biriktirir ama asil bir sükûtla bekler...
Ya bir kûşe-i uzlete çekileceğiz yani, o köşede hatıralarla avunacağız, geriye dönük ayak izlerini, geriye dönük üç beş satıra muhataplığımızı okuyacağız mükerreren, defaatle, mütemadiyen, dönüp dönüp, ezber edeceğiz... Okudukça teselli bulacağız...
Ya da kavgaya atılacağız yeniden, hamle sırasının bizde olduğuna inanacağız, son bir hamle belki...
Peki nasıl?
Biz buz üzerinde, ensemizde lodosun sıcak ve boğucu nefesini hissederken ve Oblomov'a methiyeler düzerken, Oblomov tembelliğini kutsarken veya bir ekin gibi biçilirken gönlümüz...
Bir taraftan yaşamak  ve hayatın yükü omuzlarımızda, "Kaldı bu silinmez yaşamak suçu üzerimizde, bileyim hangi suyun sakasıyım..." diyordu ya şair...
Yaşayacağız... Omuzlarımızdaki yaşamak yükünü taşıyacağız...Hem de ölünceye kadar, her şeye rağmen. Kaçmak, iltica etmek yok.
Yazacağız...
Bir gün gelir de okunur ve hakikatin kalbine değer ve bir ince gönül sızısına dönüşür ve dahi bir 'âh' düşer o gönülden diye... İşte tam burada belki bir hayat ölümün elinden kurtulur ve kelimelerle birlikte can bulur belki diye yazacağız... O yazılanlar, şimdi sıradan harflerin bir araya getirdiği kelimelerden ibaret cümleler olarak bir çırpıda okunan o yazılar, günü geldiğinde, yazıcısının yokluğunda her harfi ayrı ayrı ve defalarca okunur ihtimaline perestiş edilerek yazılacak...
Aslında bir taraftan boş bir çivi bekliyor duvarda, unu elenmiş eleği asacak yer hazır...
Arap şiirinin zirvesi Eb'ul âlâ el-Maarrî, taassup dünyasında en kutsal inançları sorguluyordu. O mutaassıp cemiyet kör bir şairi boğmadı. Hey hât, bugünün ülkücülerine böyle bir lûtfu da yok çarkın!..
Oysa...

Bir fahişeye kurban edilen  Hz.Yahya kadar, oysa çarmıhtaki Hz. İsâ kadar yalnızız...Kalabalıklar içinde yalnızız. Ben kendimi öyle hissediyorum. Sizi bilmem…
'Maariften bî-behre' ağızlarda, bir aşûftenin ağzında pervâsızca, terbiyesizce, şuh edâlarla dönüp duran bir sakıza dönmüş kelimeler. Kirleniyor, hayâsızlaşıyor...
Oysa yazmak demek, kelimeleri tüm kirlerinden sıyırmak demek. Çünkü kelimelerin hedefi kalp, his, idrak, şuur, vicdan, irazda hoşa giden, nabza göre şerbet olan, yahut hoşa gitmeyen eleştiriler…
Zeminine perestişle dökülmeli kelimeler, perestişle okunmalı. Perestişle yerden yere vurulmalı gerektiğinde. Perestişle reddedilmeli ama namusuna ve niyetine halel getirmeden...
Güzel'i, hakikati, ahlâkı, fıtrata yakinliği, insanlığı kaybetmeden, saf ,yalın ve gerçeklerden sapmadan. İşte orada gerçek olunca da bazen acı gelebilir…
Cevapsız da olsa, vadiden aksi sâdânı da dinlesen, böyle olursa ancak anlamlı olabilir yazmak, haşiyeler, şerhler, mektuplar, der-kenarlar... 
Aksi ise, bir ölünün çehresi kadar hissiz cevapları içeren, bir ölünün çehresi kadar donuk...
 
    
Bu yazı toplam 142 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.