1. YAZARLAR

  2. Prof. Dr. Ali ACAR

  3. Yeni Anayasa Değişikliği ve Türk Tipi Başkanlık Sistemi
Prof. Dr. Ali ACAR

Prof. Dr. Ali ACAR

Yazarın Tüm Yazıları >

Yeni Anayasa Değişikliği ve Türk Tipi Başkanlık Sistemi

A+A-
Siyasi sistemimizi tanımlayan ve sınırlarını çizen yasalarda başta anayasa olmak üzere ciddi yanlışlar ve eksiklikler vardır. Anayasa tartışmalarının kökleri uzak geçmişe dayanan korkular ve kısa vadeli ekonomik ve siyasi tartışmalar içinde ertelenmesi sistemin önünü tıkamaktadır. Zira anayasa, toplumsal yapının temelini oluşturur. Toplumun kurucu iradesi anayasada vücut bulur. Bir toplumsal uzlaşmayı yansıtmayan anayasalar sorun çözmekten ziyade sorun yaratırlar. Bu sorunların çözümüne ilişkin çeşitli uzlaşmalar hala sağlanmış değil
Türkiye uzunca süredir anayasa ile yatıyor, anayasa ile kalkıyor. Herkes Yeni Anayasadan söz ediyor, Yeni Anayasa istiyor. Ancak, ortada partilerin Yeni Anayasa yapabilme zemini ve ortaklaşılmış bir yaklaşımları da yok..

Anayasaların kuruluş kanunlarında da yer alan iki temel özelliği vardır.
Bunlardan birincisi, devletin temel organları ile bu organlar arasındaki ilişki ve işleyişin, görev ve yetkilerin nasıl olacağının belirlenmesi, kısaca devletin iskeletinin oluşturulmasıdır.
İkincisi ise devletle toplum arasında bir toplumsal sözleşme olarak yurttaşların temel hak ve özgürlüklerinin belirlenmesi ve bunların devlete karşı güvenceye alınmasıdır.
Türkiye’de bir Anayasa Sorunu hep olagelmiştir. Cumhuriyetin kuruluş dönemindeki olağanüstü dönemi bir yana bırakırsak, anayasalar, toplumsal uzlaşmaya dayalı olarak halkın temsilcileri tarafından yapılmamış; iktidara askeri darbeyle el koyanların felsefesine ve dikte ettiği esaslara göre oluşturulmuştur.
Sonraki yıllarda da bu anayasalar üzerinde yapılan değişikliklerle, iktidarların algısına göre günün ihtiyaçları karşılanmak istenmiştir. 1960 askeri darbesinden sonraki iktidarlar, 61 Anayasası ile dikilen elbisenin topluma bol geldiğini iddia ederek elbiseyi daraltmaya çalışmışlar; 1980 askeri darbesinden sonraki iktidarlar ise, 12 Eylül Darbe Anayasası ile topluma dikilen elbisenin topluma dar geldiğini görerek elbiseyi genişletmeye çalışmışlar. Zaman zaman kısmı maddeler üzerinde anayasa değişiklikleri yapılagelmiştir.
Elbiseyi kâh daraltarak, kâh genişleterek bugünlere kadar geldik. Ancak kendi arzumuza ve ihtiyaçlarımıza göre, tartışarak ve uzlaşarak kendimize uygun bir elbise dikemedik ve böyle gidildiği zaman da dikilemeyecek

Bugün kaçınılmaz bir şekilde bir anayasa ihtiyacı vardır

Bu ihtiyaç, toplumun ihtiyacı olan anayasadır.
Muhalefet ise Sayın Davutoğlu iktidarının önümüze getirmek istediği anayasa ise toplumun ihtiyacı olan anayasa değil, Tayyip Erdoğan’ın siyasal ajandasından ve iktidar hırsından kaynaklanan bir anayasa olacağı önyargısı ile uzlaşmak yoluna engel koymaktadırlar. Muhalefetin anlamadığı ve bir türlü hazmedemediği Sayın Cumhurbaşkanının bu dünyada ebedi olamayacağı ve cumhurbaşkanlığı süresi bittiği zaman kendi köşesine ya da parti köşesine çekileceği gerçeğini öngörememelerinden kaynaklanmaktadır. Makamlar geçici ama yapılan anayasa ve yasalar ise devam edicidir. O halde tartışmaların oluşması ve tarafların yanlış bilgilendirilme algısı son derece yanlış görülmektedir.
Türkiye halkı büyük bir çoğunlukla yeni anayasanın parlamenter esaslara göre, demokrasiyi ve özgürlükleri genişletecek bir yönde yapılmasını istiyor.
AKP’nin getirmek istediği anayasa ise başkanlık sistemi esaslarına göre, demokrasiyi ve özgürlükleri daraltmayı öngörmemektedir. Kamuoyunda söylendiği gibi yanlış algılama sonucu Türk Tipi Başkanlık Sistemi demek, başkanlık sistemlerinde var olan, başkanın yetkilerini ve gücü sınırlayarak sistemin diktatörlüğe dönüşmesini engelleyecek denge ve fren mekanizmalarının ortadan kaldırılması anlamına da gelmemektedir. C.Başkanı Tayyip Erdoğan’ın talimatıyla diktatörlüğün oluşturulması da mümkün görülmemektedir. Anayasal kurum ve hükümlülüklerin garanti alınması diktatörlük değildir. Modern devletin önemli unsurlarından birisi;

- Her kurum ve her kişinin anayasa ve yasaların çizdiği çerçevede işlev ve görevlerini, sorumluluklarını yerine getirilmesidir.
Bu işlev ve görevler, sorumluluklar yerine getirilmiyor ya da getirilemiyorsa o zaman bir yada bir çok sorunun varlığı ortaya çıkmaktadır.
Yanlış algılanmalar sonucu asıl tartışılması gereken konu başlıklarına ise giremiyoruz bile. Anayasanın A’sında bile anlaşamayan tarafların yeni anayasa yapmak için bir araya gelmeleri olanağı bugün için de görülmemektedir. Temennimiz uzlaşmanın sağlanabilmesi…
AKP tarafı Başkanlık Sistemi diyerek ısrar ediyor. Diğer üç parti CHP, HDP ve MHP parlamenter sistem diyor. Bu konuda neyi tartışıyoruz, nasıl uzlaşma sağlanacak? Başkanlık sistemi geldiği zaman parlamenter sistem yok mu olacak Hayır. Amerika da Fransa da parlamenter sistem yok mu? var o halde sorun ne? sorun AKP’nin önünü tıkamak, C.Başkanının sözlerini doğru olsa bile ona inadına muhalefet ederek söz ve görüşlerini ıskalatmak…

Şu anda muhalefetin yaptığı çözümsüzlük; anayasayı, günlük sıradan sorunların bile tartışılıp uzlaşılabileceği bir ortamı ortadan kaldırmayı içermektedir.
Artık Türkiye’nin, Hukuk hükümleri zamana göre değişebilmesini önünü kesmektir Sayın C.Başkanının “Anayasa Mahkemesi kararını tanımam, saygı da duymuyorum” diyerek yanlış kararlar alınmasına dikkati çekmek amacıyla söylenen bir sözün yeni anayasa ile çok yakından ilişkisi vardır. Anayasa mahkemesi kararlarında sadece C.Başkanı bir bütün olarak bu yanlış ifadelere karşı çıkıyor, Bu yanlış ve tehlikeli kararların arkasından ileri ki dönemlerde başka yanlışlara yol açmaması için önemli noktalara apakuntur yapıyor. Niye… Rehabilitasyon için…
Bu koşullarda en geniş kesimlerin serbestçe tartışıp, bütün toplum kesimlerinin uzlaşısını ifade eden Toplumsal Sözleşmenin yapılabilmesi zamanlama açısından gerekli olmaktadır. Bunun aksini ileri sürebilmenin en küçük olanağı yoktur.
Şu anda C.Başkanı anayasa müessesesine karşı saygılı tutum ve davranışlar içerisindedir. Ama tepkisi kişisel bazda kararlara ilişkindir. Bu ise yeni bir anayasa yapma sürecinde yeni ve değişik kararlar verilmesini sağlayan muğlak ve keşmekeş anayasal hükümlerin daha istikrarlı duruma getirilmesi açısından kaçırılmaz bir fırsattır. Amerikalıların bir deyişiyle “justin time” Tam zamanında Başka koşullarda anayasa/manayasa yapma imkanımız da yoktur
 
Bu yazı toplam 201 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.