1. YAZARLAR

  2. Prof. Dr. Ali ACAR

  3. Yeni Anayasa’nın Modern Devletin temellerini Oluşturmaktadır
Prof. Dr. Ali ACAR

Prof. Dr. Ali ACAR

Yazarın Tüm Yazıları >

Yeni Anayasa’nın Modern Devletin temellerini Oluşturmaktadır

A+A-
20 Ocak 1921 tarihinde “Teşkilat-ı Esasiye Kanunu” adıyla Türk Devleti’nin ilk anayasası olarak kabul edilmiştir. Anayasa, bir devletin kuruluşunu ve fertlerin hürriyetlerini düzenleyen temel kanundur. Devletin yönetim biçimi, nitelikleri, yasama, yürütme ve yargı organlarının kuruluşu, görev ve yetkileri, fertlerin ne gibi hak ve özgürlüklere sahip olduklarını ana kurallarla belirler. Hiçbir kanun, anayasaya aykırı olamaz.

Anayasanın ilk meclis görüşmelerinde ilk oylama sonuçlarının açıklanacağı zaman kuliste herkes nefeslerini tutuyor, açıklamayı bekliyor. Görüşmeler sırasında kimi zaman tansiyon yükseliyor, kimi zaman düşüyor. İlk gün Anayasa’nın tümü üzerindeki oylamada 338 çıkınca AK Parti ve MHP cephesinde bir telaş yaşandı. Oylama sonucuna göre hesap ve muhasebeler yapıldı, Oylamada fireler belirlenmeye çalışıldı. MHP’den 5milletvekili ret oyu vereceğini daha önce açıklamıştı. Bahçeli’nin, Başbakan’la görüşmesinde, MHP’den 7 fire olabileceğini söylediği ifade edilmişti. Ama daha sonraki oylamalarda bu sayının 340 sayının altına düşmeyeceği ispatlanmış oldu.
TBMM Genel Kurulunda anayasa değişiklik teklifinin ikinci turunda 3.madde 342 oyla kabul edildi. Teklifin 3. maddesine göre milletvekili seçilme yaşı 18'e indirilecek.

TBMM Genel Kurulunda anayasa değişiklik teklifi görüşmelerinin ikinci turu devam ediyor. Anayasa değişiklik teklifinin ikinci turunda 3. Madde oylamasına 485 milletvekili katıldı. 3. maddeye göre, milletvekili seçilebilme yaşı 25'ten 18'e indirilecek. 'Askerlikle ilişiği olanlar' milletvekili adaylığına başvuramayacaktır. Oylama sonucu 3. madde 342 kabul, 137 ret oyu aldı. 3 oy boş çıkarken, 3 oy da geçersiz sayıldı.

Oylama süreci içerisinde ana muhalefet sudan sebeplerle engellemek için her türlü yola başvurmaktan çekinmiyor. Bu durum CHP’nin genlerinde bulunan ”istemezük” ruhu ile ancak izah edilebilir.
Cumhurbaşkanını doğrudan halkın seçmesi ile ilgili olarak 2007 de yapılan referandum oylamasında kabul oyu %69 ile gerçekleşmişti. Bu referanduma dayalı ilk seçimde Sayın Erdoğan %52 oyla cumhurbaşkanı seçilmişti.
17-25Aralık sonrası kurumların, hakim ve savcıların yetki ve sorumluluklarını ihmal etmeleri nedeniyle yönünden yapılacak düzenlemeler için bir “sistem” değişikliğine gidilmesi gerekiyordu.
15Temmuz hain saldırısından sonra anayasa ve yasaların eksik hükümleri için hazırlanan18 maddelik “Cumhurbaşkanlığı Sistemi” modern devlet sisteminin temellerini oluşturmaktaydı. Yasama, yürütme ve yargıdaki ikilik hatta üçlü yapı önceki zamanlarda değişik kararlara imza atılmasına tol açmıştı.
Türk usulü Cumhurbaşkanlığı sistemi 316 Ak Partili milletvekilinin imzası ile meclis başkanlığına verildi. Ana muhalefet partisi yine çeşitli sudan bahanelerle engelleme yapma yollarına gitmişlerdi.
Sistem değişikliğini “rejim” değişikliği yapılıyor, cumhuriyet, demokrasi elden gidiyor diye kamuoyunda vaveylayı koparmağa başladılar Halbuki Anayasanın idare şeklinin cumhuriyet ve demokrasiye dayalı çoğunluk sistemi maddeleri ile laiklik ilkeleri yani ilk dört maddeye dahi dokunulmamıştır. Öteden beri statükocu parti tutumunu değiştirmeyen ana muhalefet büyüyen, gelişen Türkiye’nin ihtiyaçlarını da görememektedir. İktidar olmak gibi bir istekleri de olmadığı buradan anlaşılmaktadır.
Bu anayasa değişikliği ile cumhurbaşkanı diktatörlüğe gidiyor, tek adama oynuyor söylem ve yaygaraları da gerçeği yansıtmıyor.
Zira bu değişiklikte cumhurbaşkanının süresi iki dönemle sınırlandırılıyor. Sanki Er Sayın Erdoğan ömür boyu C. Başkanı kalacak. Meclis çalışmalarında, soru önergeleri, araştırma önergeleri muhafaza ediliyor, sırf sistem gereği gensoru önergesi kaldırılıyor. Mevcut sisteme göre sadece “vatana ihanet “suçundan yargılanabilirlik yanında meclis denetim ve kontrolü getiriliyor. Yetkileri artırılırken, sorumlulukları da artırılıyor.
Bir de Muhalefetin OHAL tepkisi var ki Medeniyetin beşiği saydıkları Fransa’da bir yıldan beri OHAL var. Deniliyor ki OHAL varken anayasa değişikliği yapılamaz diyenlere Fransa örnek olabilir. Halen Fransa OHAL ile yönetilirken yakında iki seçimi yapacak. Hem Türkiye’de OHAL’in kime zararı dokunuyor ki. Halkımız OHAL’den önceki hayatını aynen yaşıyor. Bununla ilgili bir sıkıntısı da yoktur. Sıkıntısı olan ana muhalefet. Niye istikrarın geleceği sıkıntısı, Topluma gerçeği anlatamama sıkıntısı, Toplumda yeni anayasaya ilişkin yanlış yönlendirememe, kışkırtamama sıkıntısı…Daha doğrusu kendisiyle, seçmeniyle milletiyle barışık olmayan bir ana muhalefet olma sıkıntısı….Bu sıkıntı onları bitirecek ve bu durum böyle devam edecek, gidecek…
Bu yazı toplam 252 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.