1. YAZARLAR

  2. Dursun Seyis

  3. YENİ KABİNE
Dursun Seyis

Dursun Seyis

Dursun Seyis
Yazarın Tüm Yazıları >

YENİ KABİNE

A+A-

Bu yazıyı geciktirmeli yazdım.

Çünkü halkın nabzını tutmaya ve kamuoyunda çıkan sesleri dinleyip, ona göre yorum yapmayı yeğledim.

Ancak bakıyorum da, herkes kendince yorum yapıyor. Tabi ki, herkesin doğrusu kendi doğrusudur. Ancak doğrular çeşitli olmaz.  Doğru olan şey her yerde ve her zamanda doğrudur. Diğer tarafı teferruattır.

Eskilerin tabiri ne güzel :
“Mahkeme kadıya mülk değildir”

Sanırım yeni Hükümet kabinesi bazılarına bu sözü hatırlatır.

Yani her başlangıcın bir sonu vardır.

Fani dünyada insanın ulaşabileceği en yüksek makam sanırım Cumhurbaşkanlığıdır. Şimdi ve özellikle de 2019 dan sonra her icraatın altında Erdoğan, her sorumluluğun, başarı ve başarısızlığın altında istemese de Erdoğan olacaktır.

Gazeteci Y. Selim Demirağ’ın dediği gibi:

 Recep Tayyip Erdoğan "metal yorgunluğuna dikkat çekerek hükümette ve parti teşkilatında kapsamlı değişikliğe gidileceğini çoktan ilan etmişti. Kimilerine göre sürpriz değişiklikler olmuş olabilir. Fakat Ankara kulislerinde kabinedeki değişikliğin daha fazla olacağı beklentisi vardı. Altı ismin kabine dışı kalıp, bazılarının yer değişimi ile revizyonun bitmeyeceğini peşinen belirtmekte fayda var. Üç ayda bir uzatılan OHAL gibi,  kim bilir 2019’a kadar üç ayda bir kabine değişikliği yaşanırsa kimse şaşırmasın.

Cumhurbaşkanı Erdoğan defalarca değiştirdiği kabinede sürekli yanında taşıdıklarının hemen hepsi belediye ekibinden. AK PARTİ nin kurucu saç ayağı Abdüllatif Şener, Abdullah Gül ve Bülent Arınç'tan  ve buna benzer isimlerden şu veya bu nedenlerle vazgeçen Erdoğan'ın belediye ekibi her halükarda yanında durmaktadır.

Şimdi  son bakanlar kurulundaki rötuşlara bakalım isterseniz.… Yıldırım Tuğrul Türkeş'in yeni kabinede olmayacağını tahmin edenler vardı. Çünkü  Türkeş'in 16 Nisan referandumundan önce yaptığı uyarılar doğru çıktı. 15 Temmuz gecesine ait gizemli konulara da vakıf. Tuğrul Türkeş’in günahı  Bakanlar Kurulu'nda ve MGK toplantısında Magna Carta'yı hatırlatması.

Peki Mağna CARTA  nedir?
Onuda bilmeyenlere hatırlatalım isterseniz.

Magna Carta (Latince: "Büyük Ferman") veya Magna Carta Libertatum (Latince: "Büyük Özgürlük Fermanı"), 1215 yılında imzalanmış bir İngiliz belgesidir. Bu belge ile kral ilk kez yetkilerini kısıtlamış ve halka bazı hak ve özgürlükler tanımıştır.

Görebildiğim ve izlediğim kadarı ile Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın eleştiriye tahammülü yoktur.Bunu hep izledik. Burada bir şey daha belirtmek gerekirse siyasette VEFA bekleyen hayal kırıklığına uğrar. İşte buda son örnektir.

Ancak istisnası da yok değildir. Mesela İstanbul İl Başkanlığı'ndan, Sağlık Bakanlığı'na daha sonra Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'na getirilen Mehmet Müezzinoğlu hakkında parti teşkilatının taleplerini yerine getirmiyor şikayeti yeterliydi. Erdoğan'ın özel kalem müdürlüğü yardımcılığından milletvekili ve bakan koltuğuna oturan Akif Çağatay Kılıç da selefi Suat Kılıç gibi Erdoğan'ın bilgisi dışında ufak tefek işlere imza atması gidişini hazırlamıştır… Kılıç'ın suçu önemsiz gibi görünen gelişmeleri haberdar etmeyişidir. Kuruluştan bu yana her kabinede yer alan Faruk Çelik'in yorulduğu doğru.

Erdoğan'ın büyük ümitlerle Milli Eğitim Bakanı yaptığı Nabi Avcı, Cumhuriyet tarihine en başarısız bakan diye geçince sonu kaçınılmaz oldu.Nabi Avcı’ya en büyük destek ise hemşerimiz Bakan Yardımcısı Orhan Erdem’den geldi. Belki Erdem olmasa isi, durum daha vahim olabilirdi.

Gelelim görev yeri değişenlere… Türkiye'de en çok tartışılan konuların başında hukuk ve adalet vardır. CHP Genel Başkanı  Kemal Kılıçdaroğlu'nun yürüyüşü ile bütün dünya, Türkiye'de adaletin olmadığını tartışır oldu. Erdoğan'ın emir eri gibi çalışan ve her emrini eksiksiz yerine getiren Bekir Bozdağ her haliyle o makamda durması AKPARTİ ‘yi yıprattı.  Kılıçdaroğlu’nn yürüyüşü engellenemedi. AK PARTİ   ve Erdoğan Bozdağ'ı Adalet Bakanlığı'ndan çekip, tabanda biriken gazları almaya çalıştı. Bakalım nasıl olacak ?

MSB Fikri Işık için  çok söylentiler var.  Erdoğan ile asker arasında sağlıklı iletişimi kuramadığı gibi Erdoğan'ın bilgisi dışında icraatları eleştiri almış. Tıpkı spor bakanı gibi…

Ya Başbakanlık ve hükümet sözcülüğünden uzaklaştırılan,Kültür ve Turizm Bakanlığı'na kaydırılan Numan Kurtulmuş  ne demeli ?

 FETÖ ile mücadelede beklenen performansı yerine getiremediği söylenmektedir.. Hükümet sözcülüğünde ön plana çıkış devri de sona erdi. Hükümet sözcülüğü gibi bir kavram yok artık. Her şey "Saray"dan sorumlu.Yine VEFA meselesi.

Numan Kurtulmuş HAS Parti Genel Başkanı iken, kendisiyle 4 gün Alanya’da beraber olduk. TV’ye röportajlar yaptım. AK partiye geçince de  Konya’da bir toplantıda söylediklerini sorduğumu hatırlıyorum.  Artık  geçmişte bir siyasinin dediği gibi  Kurtulmuş’un da limon gibi suyu sıkıldı. Biraz daha var. İşte yeri burası ve belki daha da ileride elenip gidecek.Her başlangıcın bir sonu vardır.

Bilmem siz ne dersiniz ?

 

 

Bu yazı toplam 235 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.