1. YAZARLAR

  2. Serdar USMAN

  3. Yeni Nesillerin Gözüyle Dünyamız
Serdar USMAN

Serdar USMAN

Serdar USMAN
Yazarın Tüm Yazıları >

Yeni Nesillerin Gözüyle Dünyamız

A+A-
Hayatın gerçek anlamı maalesef kalmamış. Menfaatlerle bezeli bir sistem oluşmuş. Yapılan tüm işlerde kişisel beklentiler ve her fırsattan nemalanma kültürü zihinleri abluka altına almış. Küçük kazanımlarla mutluluk yaşanmaz olmuş. Allah’a tevekkül etme huyumuz sınıfta kalmış. Daha fazla kazanmaya odaklanmışız. Nimetin şükrünü eda edemeyen yapımızla kulaklarımızı şerre, gözlerimizi kötü olana odaklamışız.
Hasetlik illeti, en yakınımızda ki insanlardan itibaren uzağa doğru tüm insanların ortak özelliği haline gelmiş. Diğerinin kazancı, diğerinin mutluluğu, diğerinin ilerleyişi birçoğumuz için üzüntü sebebi ve hayal kırıklığı olmuş. O kişilere karşı kin ve nefret kendiliğinden oluşmuş. Çeşitli yollarla onların kazanımlarını bertaraf edecek çirkef yollar aramaya kendimizi odaklamışız.

Fitne günümüzün olmazsa olmazı olmuş. Her yerde her şeyde fitne hâkim olmuş. Evinizde ki televizyondan her dakika fitne tohumları ekilir olmuş. Dizilerle, yarışmalarla, talk Showlarla, reklamlarla hayatımızı kontrol altına alan güçler, yaratılış gayemizi bize unutturmuşlar. Artık kadınların ve erkeklerin vücudunu -şimdilik mahrem bölgesi- dışında göstermeleri olağan hale gelmiş. Hani şu Survivor’da ki kadınların giyimlerini bir hatırlayın. Her yanları meydandaydı değil mi? Milim farkıyla cinsel uzuvları gizlenebiliyordu. Peki bunu milletçe olağan karşılamadık mı? Dinimizde kadınların mahrem bölgeleri apaçık belirtilmişken, bile bile seyretmiyor muyuz? Peki, hiç rahatsızlık duyuyor muyuz? Rahatsızlık ta neymiş? Zevkten dört köşe oluyoruz. O kızcağızların anaları babaları da evlatlarıyla gurur duyuyorlar. Bugün tesettür giyim adı altında türbanlı bayanlar birer mankene dönüştürülmedi mi? Sadece başını kapatmakla Allah’ın dinini yaşadığını sanacak kadar ilimden yoksun gençlerimizin eğitiminde ki baş hatanın ailelerden geldiğini bilmiyor muyuz? Elbette biliyoruz. Hepimiz suçluyuz. Hepimiz günahkârız. Hepimiz teker teker hesaba çekileceğiz. Başlarına geçirdikleri örtünün dahi alımlı renklerle şehevi çağrışımlar yaptığını inkâr edebilir miyiz? Kenarından göze çarpan Yahudi markası konusuna girmiyorum bile… Türbanlı kızlarımızın altlarına giyindikleri streç türü donların yani vücut hatlarını ortaya koyan diğer tüm giysilerin özünde, art niyetli erkeklerin şehvetli bakışlarından ve salya akan ağızlarıyla haz almalarından zevk mi duyuluyor? Tesettürün süslenmek değil de süsleri gizlemek olduğunu kızlarımıza ne zaman anlatacağız?
Gösteriş budalası bir hüviyete bürünmüşüz. Zengin zenginliğini ayrıcalık olarak görmeye başlamış. Hani şu Ortaçağ’da ki burjuvazi sınıfların yaşam felsefelerini günümüze taşımışlar. Kazancının kendisini hem bu dünyada hem de ahirette kurtaracağı masalıyla avunmaya başlamışlar. Verdiği hayırları göstere göstere, incite incite insanların gözlerine, kulaklarına sokmuş. Kendini işçilerine maaş ödeyerek onların rızkına vesile olduğu yaftasıyla avutma yolunu tercih etmiş. O insanların hakkını vermediğini, sosyal haklarını ödemediğini hiç hesaba katmamış. Bunu da kendince başarı ve ileri zekâlılık olarak görmüş. Yılsonlarında arabanın modelini yenileme amacının devletten vergi kaçırmak olduğunu düşünmeksizin sağa sola gösteriş yaparak sevindirik delisi olmaya nefsini addetmiş. İşin üzücü yanı bu tür günahların kul hakkı ihlaline girdiğini aklına hiç kazımamış. Ona da kendince bir fetva uyarlamış. Günümüz zenginlerinin cehennemin dibini boylamasına en önemli sebep olarak kul haklarının ihlali olacağını buradan ifade edeyim. Allah muhafaza ahir âlemde bu hataları onlara çok pahalıya patlayacak. Cennet yüzüne hasret kalabilirler. Bireysel günahların cezası bir şekilde çekilip kurtulmak mümkündür. Ama Allah’a şirk ve kul hakkının ihlali noktasında huzura çıktıklarında kendilerini kurtarmaları öyle pek kolay olamaz. Bu yazdıklarımdan ötürü bedeninde kaşıntı oluşan mü’min (!) zengin kardeşlerimiz varsa, İslami ilimler içeren kaynaklardan inceleyebilirler. Bugünlerinin belki de yarınlarının son günleri olabileceği ihtimalini hiç akıllarından çıkarmasınlar ve kendilerini kurtarmanın yoluna baksınlar.
Çocuklarımızın oyun anlayışı, cep telefonlarına ve bilgisayar ekranlarına endekslenmedi mi? Diğer arkadaşlarıyla bir araya gelerek sohbet etmelerinin, birbirleriyle kaynaşmalarının önüne geçilmedi mi? Aileler arası anlamsız inatlaşmalar adına birbirlerine rakip ya da düşman gibi algılatılmadılar mı? Çocukluğumuzda Kuran öğrenmek için cami hocalarının önünde diz çökerek Allah’ın kitabını öğrenmek bizim için o kadar çok şey anlam ifade ediyordu ki… Sorarım sizlere! Bugün evlatlarımızı yaz tatillerinde Kuran Kurslarına göndermek yerine topluma pompalanan yeni aktivitelere yönlendirmedik mi? Peki din adına onlara bir şey verebildik mi?
İçkinin, kumarın zararlarını anlatmak bir yana toplumumuz bu iğrenç alışkanlıklara yönlendirilmedi mi? Bugün gelinen noktada bunların normal olduğu inancı zihinlere kazılmadı mı? Çalışmadan kazanmanın özendirildiği kumar düşkünü bir toplum olmadık mı? Yılbaşlarında Milli Piyango biletleri için metrelerce kuyrukların oluşmasında toplumsal hafızanın gerçeklerden soyutlandırılması yatmıyor mu?
Adına insan denen, dış görünüşü insan olan ama hayvandan bile aşağı mertebede olanlar tarafından kurulan tesislerde üretilen hormon basılmış piliç etleriyle, sığır etleriyle, sebzeleriyle, meyveleriyle o nimetlerin gerçek kokusu ve tadı unutturulmadı mı?
Nasıl vereceksiniz bu insanlara yaptıklarınızın hesabını yüce yaradana?
Yeni doğan çocukların gözünde dünyamız, insanların birbiriyle itiş kakış olduğu, birbirine zarar verdiği, yenilen içilen sahte ürünlerin hastalık olduğu, kendine çıkar sağlamak için diğerine zarar vermenin normal olduğu bir yer olarak tanınıp bilinecek.
Anlayacağınız, geri sayım başlamıştır.
 
Bu yazı toplam 62 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.