1. HABERLER

  2. KONYA

  3. Yeni Türkiye milletle şekillenecek
Yeni Türkiye milletle şekillenecek

Yeni Türkiye milletle şekillenecek

16 Nisan’da yapılacak olan referandum ile vatandaşlar yeni anayasada yapılan değişikliğin kabul edilip edilmeyeceğini belirleyecek.

A+A-

Başkan Metin, parlamenter sistemin hep çatışmalarla geçtiğini belirterek, “Çoğu zaman ülkemizin yurtdışında önemli temsil sorunlarıyla karşı karşıya getirdi. Parlamenter sistem her zaman sorunların oluşmasına neden olmuştur. Bu yüzden başkanlık bizim için önemli” ifadelerini kullandı.

16 Nisan’da yapılacak olan referandum ile vatandaşlar yeni anayasada yapılan değişikliğin kabul edilip edilmeyeceğini belirleyecek. Yapılacak olan referandum ve Anayasa değişikliği hakkında açıklamalarda bulunan Eğitim Bir-Sen Konya 2 No’lu Şube Başkanı Şenol Metin, Yeni Anayasanın vatan ve millet için hayırlı olacağını dile getirdi. Yeni sistemle beraber daha demokratik ir sisteme kavuşulacağını kaydeden Metin, “Kuvvetler ayrılığının en net biçimde uygulanması başkanlık sistemi ile mümkün olacak. Parlamenter sistem için ise kuvvetler ayrılığı parlamentonun içinden çıkan hükümet sistemi nedeni ile belirgin değildir” dedi.

- Sizin Anayasa ile ilgili defaatle açıklamalarınız oldu, yazılarınızda da Anayasayı gündemden düşürmüyorsunuz. Bir sendika için Anayasa neden bu kadar önemli, niye bu kadar sık gündeme getiriyorsunuz?

Anayasa devletin organlarını, bu organların birbiri ile etkileşimini, güç paylaşımını ve en önemlisi devletin milleti ile hukukunu düzenleyen metin olarak tanımlamak mümkün. Yani bir anayasa metnini incelediğimizde ülkedeki güç dağılımını, ülkeyi kimin yönettiğinin cevaplarını bulabiliriz. Eğitim-Bir-Sen’de bu güç dağılımında safını milletten yana belirleyen bir millet kuruluşu olarak, Türkiye’den başka vatanı olmayan eğitim çalışanlarımızın sendikası olarak, bu milletin bekasına dair her şey bizimde beka çerçevemizdir. Bu nedenle bu Referandumda, bundan sonraki süreçlerde bu millete ait her şey bu milletin bir ferdi olarak doğrudan bizi ilgilendiriyor. Gönlümüz sıfırdan bir anayasa yapılmasından yana idi. Ancak mümkün olamadı.

- Anayasa değişikliği paketi ile neler söyleyebilirsiniz?

Nisanda önümüze gelecek Anayasa değişikliği paketi ile ilgili söylenebilecek ilk şey, 2007 Anayasa değişikliklerinin devamı bir düzenleme olduğudur. 1982 Anayasasının Cumhurbaşkanına verdiği yetkiler normal bir parlamenter sistemin cumhurbaşkanına verilen rolü zaten dışında idi. Birde buna halk tarafından seçilmenin verdiği siyasal ve psikolojik güçte eklenince 2007 Değişikliklerinin Cumhurbaşkanının yetkileri bağlamında bir Anayasa değişiklikleri sürecini başlatacağı belli idi. Bu nedenle 2017 Nisan Referandumu, 2007 yılında başlayan sürecin devamıdır diyebiliriz. Nisanda oylayacağımız paketin en önemli sonucu ülkenin hükümetsiz kalma ihtimalini ortadan kaldırmasıdır. Ama bu paketin kabulü halinde bize kazandıracağı bir şey daha var ki en az hükümetsiz kalma ihtimalinin ortadan kaldırılması kadar önemli. Cumhurbaşkanı ile Başbakan arasındaki anlayış farklılığının bir çatışmaya dönüşme potansiyeli.

- Parlamenter sistem ülkemize uygun bir sitem değil miydi?

Turgut Özal, Cumhurbaşkanı, Süleyman Demirel Başbakanlığı dönemi ve hemen ardından Süleyman Demirel’in cumhurbaşkanı, Tansu Çiller’in Başbakanlığı dönemleri, hep çatışmalarla geçmiş, çoğu zaman ülkemiz için yurtdışında önemli temsil sorunları üretmiştir. Sonuç; 1994 tarihimizin en ağır ekonomik krizlerinden birisi. Necmettin Erbakan Başbakan, Süleyman Demirel Cumhurbaşkanı; yoğun bir çatışma dönemi ardından 28 Şubat Postmodern darbesi. Bülent Ecevit Başbakan, A. Necdet Sezer Cumhurbaşkanı, Anayasa kitapçığı fırlatma ile başlayan 1999 ve 2001 yüzde 7500lü faizlerin görüldüğü Ekonomik Kriz. Recep Tayyip Erdoğan Başbakan, A. Necdet Sezer Cumhurbaşkanı; çıkmayan kararnameler, vekaleten bürokrasi dönemi, İktidar partisine kapatma davası, cumhuriyet mitingleri, Balyoz, Ergenokon Darbeleri. Görüldüğü gibi parlamenter sistemin doğasında olan cumhurbaşkanı-başbakan dengesinin olduğu dönemler sanılanın aksine hep kriz dönemleri olmuştur. İstisnai olarak parlamenter sistemin arzu etmediği ancak fiili olarak cumhurbaşkanı veya başbakandan birisinin baskın karakter olması nedeni ile oluşan de-facto Başkanlık Dönemleri ise görece istikrarın olduğu dönemlerdir. Adnan Menderes, Turgut Özal, Recep Tayyip Erdoğan’ın Başbakanlığı dönemleri ile Atatürk’ün Cumhurbaşkanlığı dönemleri gibi… Ancak bu durum parlamenter sistemin ideal tip olarak kurguladığı Cumhurbaşkanı-Başbakan dengesinin olmadığı dönemlerdir.

- Referandumda ‘hayır’ diyen CHP’nin başını çektiği bir grup var. Birde Ak Parti ve MHP tarafından koordineli götürülen ‘Evet’ cephesi var. Öncelikle ‘hayır’ cephesinin argümanları ile ilgili ne demek istersiniz?

  1. süreçteki algı mühendisliğine dikkat çekmek istiyorum. Bazen paranoya düzeyine erişen bir korkudan... Başkanlık sisteminin, bizdeki adı ile Partili Cumhurbaşkanlığı sisteminin diktatörlüğe zemin hazırlayacağı algısı… Unutulmamalı ki; Hitler parlamenter sistemle Başbakan seçilmişti, parlamenter sistem içinde demokratik kurallar ile başbakan olmuş ardından, Milli Şef, Führer, Hitler olmuştu. Diktatörlükle mücadelede önemli olan toplumsal dokunun, sosyal genetiğin hukuk dışılığa direnme kapasitesidir. 15 Temmuz İhanet Kalkışmasında, Balyoz, Ergenekon Darbe süreçlerinde, 367 Hukuk Garabetlerinde, E-Muhtırada, 28 Şubat Post-Modern darbelerinde Milletimiz bu kapasitesini göstermiştir. Kuvvetler ayrılığının en net biçimde uygulanması başkanlık sistemi ile mümkündür. Parlamenter sistem için ise kuvvetler ayrılığı parlamentonun içinden çıkan hükümet sistemi nedeni ile belirgin değildir. Hatta parlamenter sistem için kuvvetler ayrılığı değil işlev farklılığı kavramını kullanan siyaset bilimcileri bile vardır.

- Referandumda neye ‘Evet’ diyeceğiz?

Milletvekili seçilme yaşının 18’e düşürülmesi gençler adına önemli bir kazanım. Milletvekili sayımız 550 den 600’e çıkıyor. Şehrimizin vekil sayısı 1 artacak. İnsan hakları ile ilgili önemli bir ihlal sayılan doğal hakim güvencesini yaralayan askeri yargı-genel yargı ayrımının ortadan kaldırılması demokratikleşme ve insan hakları bağlamında not edilmeli. Ancak referandumdan hemen sonra Siyasal Partiler Kanunu, Seçim Kanunu gibi kanunlarda gerekli değişiklikler yapılarak mevzuat, Başkanlık Sisteminin doğası ile uyumlu hale getirilmelidir. Dar Bölge Seçim Sistemi ile gevşek parti örgütlenmesini tesis edecek düzenlemeler yapılmalıdır. Bu arada memurlara ve sendikalara siyaset yasağının kapsamı yeniden değerlendirilmelidir ve bu anlamsız yasak sonlandırılmalıdır. Bu siyasetin insan kaynağını yeniden yapılandıracağı için stratejiktir.

- Evet diyen sanatçılar üzerinden başlatılan linç kampanyası hakkında neler söyleyeceksiniz?

Endişeli modernlere seslenmek istiyorum. Sözüm; bir kısım sanatçı, akademisyen, sporcunun referandumda ‘evet’ vereceğini açıklaması üzerinden başlatılan linç kampanyasına yönelik. Milletin gönlünde taht kurmuş Diriliş Filmi sanatçılara yaptığınız arsızlığın açtığı yaralar kapanmamışken son linç kampanyası artık size ‘dur’ demenin vaktinin geldiğini göstermektedir. Millet referandumda size haddinizi bildirecektir. Bu milletin her bir ferdinin ‘hayır’ deme hakkı olduğu gibi ‘evet’ deme hakkı da vardır ve milletin kahır ekseriyeti sizin gibi düşünmemektedir.

- Son olarak söylemek istediğiniz eklemek istediğiniz bir husus var mı?

226’sı doktoralı olmak üzere 1000’e yakın üyesi ile şehrin en nitelikli insan kaynağına sahip Eğitimciler Birliği Sendikası Konya 2 No’lu Şube, Üniversite ve Yurtkur Şubesi olarak çalışanlarımızın ve milletimizin hassasiyetlerini dile getirmeye devam edeceğiz. Bize böyle bir imkanı verdiğiniz için sizlere de hassaten şükranlarımızı sunuyoruz.

Mesut ERCÜMENT-Hakimiyet.com

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.